İzmir'in göbek adı irfandır

Bizim İzmir'de ilk öğrendiğimiz şey öyle uluorta haykırmamak, tutarlı olmak, muktedire yaranmak için orayı burayı oynatmamaktır.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, İzmir’de bir eksiklik, bir zaaf, bir irfansızlık gördüğünü açıkladı: “İzmir’in farklı bir dindarlığı var. Bu dindarlığın irfan geleneğine ihtiyacı var” dedi.

Özür dileyeceğine, “Farklı dindarlıklar var, fark var demek eksik var demek değildir” mealinde yeni bir açıklamada bulundu.

Yanlış anlaşıldığını açıklaması güzel. Özür dileseydi, “irfan eksik, irfan fazla” tespitleri yapmayı seven birine daha fazla yakışırdı. Kendisi gibi olmayalım, kimseyi irfansızlık ya da had bilmemekle suçlamayalım.

Mehmet görür

Onun yerine altı ay öncesine dönelim. İrfan sahibi Başbakanımız CHP’yi camileri ahır yapmakla suçladığı günlere...

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ı sıkıştırıp, “Söylesin Diyanet İşleri Başkanımız var mı böyle bir şey” diye sormuştu. Yanıt başkandan hemen gelmişti: “Başkanlığımızın günlük siyasetin konusu haline getirilmesi ve bunun bir parçası olmasına yol açacak bir davete muhatap olması üzücü olmuştur.”

Allah büyük. Uludere katliamının sorumlusu TSK’nın bağlı olduğu Başbakan sıkışınca gündemi kürtaj çıkışıyla değiştirmeye kalkmıştı. Diyanet’ten görüş istemişti. Boğazına kadar politik bu alana Mehmet Görmez ışık hızıyla dalıp ne demişti: “Diyanet’i politikaya karıştırmayınız...” Yok canım. Şaka. Öyle der mi hiç politikaya duhul etmeyen başkan...

Kürtaj yasaklansın

Başbakan “Kürtaj cinayettir” dedi ya, başkan da “Kürtaj haram ve cinayettir. Çocuk aldırmak cinayet hükmündedir” lafını tekrarlayıp
şöyle devam etmişti: “... bilim adamları, biyologlar, embriyologlar, jinekologlar, genetik uzmanları bize kesin, bilimsel verilere dayanarak döllenmiş yumurta hücresinin anneden bağımsız bir insan olduğunu, her ikisinin de iki ayrı genetik sisteme sahip olduğunu, her ikisinin de iki ayrı kalbi, iki ayrı kan dolaşımı sistemi olduğunu, anneye bağlılığın sadece beslenme, oksijen ve vücut gücüyle olduğunu söyledikleri müddetçe sadece Diyanet değil, sadece Müslüman din bilginleri değil; bütün ilahi dinler, bütün ahlaki sistemler kürtajın bir insan yaşamına son vermek olduğunu, anne rahminde varlığını tamamlamış insanoğlunun yaşam hakkının da dokunulmaz olduğunu haykırmaya devam edecektir.” 

Haykırma bakayım sen

Bizim İzmir’de ilk öğrendiğimiz şey öyle uluorta haykırmamak, tutarlı olmak, muktedire yaranmak için orayı burayı oynatmamaktır.
Ha bu konuda İzmir’in Kayseri’den, Diyarbakır’ın Yozgat’tan farkı yoktur. Daha dürüstüz demek, dürüstlüğe yakışmaz. Ama biraz ‘daha olduğumuz yönler vardır. Mesele Arap dünyasının örnek aldığı Türkiye’nin kalbi İzmir’de atar.

Mesela sosyal demokrat belediyecilik İzmir’de yapılır. Yıllardır çocuklar sütünü içmeden yatmaz. Planlar rant için değişmez. Hiçbir nazım planda olmayan ormanların ortasına kalkıp havaalanı yapılacak diye kimse tutturmaz.

Kadınlar sosyal dünyaya daha rahat girer. Kadın cinayetlerinde İzmir ilk sıraları almaz. Okuma yazma oranları yüksektir.

İnsanın yüzünde çoğu yerde gördüğünüz asıklık, nemrutluk değil, ışık ve sükûnet vardır. Dincinin dinsizle, mutaassıbın avangardla,

hamursuzun ramazanla, gâvurun yerliyle, insanın hayvanla, hayvanın doğayla en iyi geçindiği yerdir İzmir.

Ben İzmirliyim. Kimsenin kimseye “irfanın az mı, çok mu?” diye sormadığı, göbek adı İrfan olan kenttenim.