Kültürel Atatürkçülük doğdu, hayırlı olsun

Eyüp Can'a göre halkın Atatürk'ü ile devletin Atatürk'ü arasında bir ayrışma yaşandı. Bence haklı.

Radikal’de Eyüp Can’ın başlattığı tartışma önemli. Atatürk’ün Türkiye toplumundaki yeni yerini ve yeni Atatürk algısını anlatıyor. Eyüp’e göre halkın Atatürk’ü ile devletin Atatürk’ü arasında bir ayrışma yaşandı. Bence haklı.

Bu ayrımın adını koyalım. Devletin en az üç defa değiştirdiği bir hikâyeyle mobilize ettiği ideolojinin adı Kemalizmdir. Korporatist, devletçi, 1930’ların ruhuna hâkim, İngiltere’den İtalya’ya her yerde benzer özelliklerle kurgulanmış bir ideolojiydi Kemalizm.

Bugün yalnızca iki siyasi aktör tarafından canlı tutulmaya çalışılan ve Türkiye toplumunun gerisinde kalan bir ideoloji. En gelişmiş eleştirisini

Taha Parla’nın yaptığı, Atatürk yaşasa dahi “Ben Kemalistim” demeyeceği orta boy bir ideoloji.

Şimdi ne var?

Geride kalmış bir ideoloji olarak Kemalizmi mobilize eden iki aktör, çocuğun şekere yapıştığı gibi onu bırakamıyor. Biri İşçi Partisi ulusalcılığı, diğeri Tayyip Erdoğan İslamcılığı.

İP’liler soy milliyetçiliklerini yeni ulusalcı tınılarla eski Kemalizm sosuna bandırıp Türkiye toplumuna sunuyor. AK Parti İslamcılığı ise sanki bu Kemalizm hâlâ sahiden dolaşımdaymış gibi 1930’ların hayaletiyle boğuşuyor. İkisi de bir yere varmıyor.

Anıtkabir’e taşınan bir milyon, başka bir Atatürkçülüğün doğum gününü kutluyor. Onlar geçmişin sorunlarını çözmüş ama elbette kendi sorunlarını da yaratmış ideolojik bir duruşun değil, geleceğin Türkiye’sinde demokratik, çoğulcu ve renkli bir hayat yaşamak isteyenlerin ortak düşünü temsil ettiği için Anıtkabir’e gidiyor.

Yeni Atatürk 
Bu bir korkunun dışavurumu değil. Sözlü şikâyet dilekçeleri de tevdi etmiyorlar. Yükselen ve yükseldikçe otoriterleşen bir İslamcılığa karşı sahip oldukları ve Mısır’da, İran’da, Tunus’ta ya da Suriye’de olmayan en önemli gücü yeniliyorlar.
Otoriter İslamcılıktan çok daha güçlü, dinamik ve demokratik bir hikâyesi olan Atatürk’ü, ortak hikâyemizin tek ve en popüler liderinin ruhunu yeniden tanımlıyorlar.

Korktukları için, AK Parti’den çekindikleri için, kendi iradelerini kullanacaklarına Atatürk ruhuna ve ruhsatına sarıldıkları için değil. Unutmayın, Gezi eylemleri sırasında Atatürk rahat uyumuştu. Tüm Türkiye Erdoğan’ın otoriterliğine karşı “One minute!” derken kimse Anıtkabir’in merdivenlerini aşındırmamıştı. ‘Cumhuriyet Mitingleri’nin hatasına düşmemiş, kimse yeni sorunların ‘Eski İdeoloji’yle çözüleceğini savunmamıştı.

Bugün başka

Ben İzmirliyim. Kültürel Atatürkçülüğün en rahat izleneceği yerdir. Yeni Atatürkçülük çağdaş Avrupa’nın değerlerine sarılan, insan hakları ve özgürlükleri konusunda tavizsiz, modernliğin özgürlükçü yorumunu düşünen, Avrupa Birliği’ne girmeyi amaçlayan bir düşün tezahürü.

Dikkat edelim, kimse bedenine altı ok dövmesi yaptırmıyor. Kadın ve erkeklerin vücutlarına ‘K. Atatürk’ dövmesi yaptırdığı günler bunlar. Ve o dövmedeki K. bu sefer Kemalizmi ya da ideolojinin isim babasını değil, ‘Kültürel’in K’sını kodluyor.

Hemen Kemalist bunlar diye küçümsemeden önce o K’nın neyi ifade ettiğini iyi anlayalım. Uyanan ruh arkaik bir korporatizm değil, otoriter İslamcılığa karşı Türkiye’nin, Kürt’ü, Türk’ü, Ermenisi, Rumu, erkeği ve özellikle kadınıyla sahip olduğu en önemli nazar boncuğudur.
Kırmayalım. Önce birbirimizi...