Look at the Tabela: AKP 2, CHP O

Dış politika konusunda AK Parti'nin her yaptığının yanlış olduğunu anlatan bir partinin dış politika uzmanları bu kadar kolay bir golü nasıl yedi?

Erdoğan’ın ABD gezisi müthiş bir başarı olarak sunuluyor. Özal ve Demirel’e daha önce uygulanan aynı tören sanki ilk kez bir Türk siyasetçiye bahşolmuş gibi anlatılıyor.

Erdoğan’ın ziyaretinde saygı görmesi bir zorunluluk. Aksi olamazdı, olsaydı da kimsenin sevinmesi doğru olmazdı. İnsan ülkesinin başbakanı nereye gitse itibar görmesini ister. Bu, siyasi fikirden bağımsız bir duruştur ve ana muhalefet partisi lideri için de geçerlidir.

Ancak Erdoğan’ın ziyareti başarılı değildi. Kuzey Irak konusunda bir ilerleme kaydedilmedi. Mültecilerin ihtiyaçları için ABD, bir finansman desteği jesti dahi yapmadı. Dahası Suriye’de uçuşa yasak bir bölge ya da askeri müdahale gibi seçenekleri tartışmaya bile açmadı.
Esad’ın gitmesi gerektiğini ABD uzun zamandır söylüyordu. Hatta Türkiye’den önce ifade etmişti. Esas sürpriz Rusya’nın Esad’ın illa da gitmesi gerektiğini kabul etmeyen planına ABD’nin kırmızı ışık yakmaması ve Türkiye’yi bu konuda sorun çıkarmaması için ikna etmesiydi.
Dahası Obama, Suriye muhalefetine dair dikkatli olunması gerektiğini tekrarladı. Dinledi ama ikna olmadı. Zira dünya PKK’yı barındırırken dahi diplomatik ilişkimizi kesmediğimiz, daha üç yıl önce Bodrum’da ailecek ağırladığımız o zaman da diktatör şimdi de diktatör olan Esad’a dair dengesizliğimize pek rağbet etmiyor.

Uzun lafın kısası ABD gezisinde ciddi bir kazanım yok. Önemli değil, sokakta dolaşın, herkes mutlu. Genel algı ziyaretin bir zafer olduğu. Gerçek siyaset: AK Parti berabere kalıyor, skora bakıyoruz, bir sıfır önde.

Aynı zamanda Kılıçdaroğlu Avrupa Parlamentosu’nu ziyaret ediyor. Başkan Shulz’la iyi bir görüşme yapıyor. Sosyalistlerle başarılı temaslarda bulunuyor. AB için lobi yapıyor. Eski ilişkilerini tazeliyor.

Sonra daha önce eşini mecliste dolaylı olarak rüşvetçilikle suçladığı, Viyana’da başarısız bir siyasetçi olan, üzerine Erdoğan’ın anayasa değişikliği sırasında desteğini aldığı, sol gösterip sağ vuran ve Avrupa’da Türk İslamcı sağıyla her zaman sıkı fıkı ilişkisi olan birinin yanında basın toplantısına başlıyor. CHP’de hazırlık sıfır.

CHP’nin bu krizi önceden hissedip ona göre önlem alacak danışmanı mı yok? Gezide konuşma hazırlanmadı mı? Swoboda’nın sorun yaratacağı ve kolay bir gol atabileceği hiç kimsenin aklına gelmedi mi?

Dış politika konusunda AK Parti’nin her yaptığının yanlış olduğunu anlatan bir partinin dış politika uzmanları bu kadar kolay bir golü nasıl yedi, genel başkanlarını bu duruma nasıl düşürdü?

MYK’yı gözden geçirsin

Kılıçdaroğlu’nun danışmanlarını ve MYK’sını ciddi bir şekilde gözden geçirmesinin zamanı geldi. Erdoğan sahada kaybettiği maçtan basında galip ayrılırken Kılıçdaroğlu sahada kazandığı maçı bir basın toplantısında verdi. Hem de Erdoğan’ın kazanımsız döndüğü ABD ziyaretini eleştireceğine, kendini savunmak zorunda kalarak.

Algı siyaseti böyle bir şey. Ne yaptığına değil, ne sonuç aldığına bakılıyor. AK Parti bir şut çekip iki gol atıyor. CHP kendi evinde, Avrupa Parlamentosu Sosyalist Enternasyonal Grup Başkanı’ndan azar işitiyor...

Bir Türk büyüğünün söylediği gibi “Everything is something happened. Now in the tabela... it’s second pozisyon.” Bir de İngilizce anlatalım istedim. Yoksa forever second posizyon.