Milli Eğitim milli yapboza döndü

Laik olsun dini olsun bir bütün olarak eğitim sistemi bir yapboza dönüşüyor. Bu gidişle Türkiyeliler olarak uzmanlaşacağımız tek meziyet yapboz olacak.

AK Parti’nin dördüncü Milli Eğitim Bakanı, Milli Eğitim’de dördüncü büyük değişikliği açıkladı. Son 10 yılda yapboz tahtasına dönen eğitim sistemimiz artık tehlike sinyalleri veriyor.

Son on yılda aynı partinin aynı iktidarı ortalama 2.5 senede bir yeni bir Milli Eğitim bakanı görevlendirdi. Parti programında büyük değişiklikler olmamasına rağmen Milli Eğitim sistemi 4 büyük dönüşüm yaşadı. İlkokula o zaman başlayan çocuk iki yıl bile aynı sistemle okuyamadığı bir süreç sonunda bu sene liseyi bitirecek.
Hüseyin Çelik ilk bakandı. Ortaöğretime geçiş sistemini baştan aşağı dönüştürdü. Arkasından gelen Nimet Baş, Çelik’in getirdiği değişiklikleri silip 5. sınıf ve 6. sınıf sınavlarını kaldırmıştı. Liseye devam orta 3’teki bir yerleştirme sınavıyla olacaktı.

Sonra Ömer Dinçer geldi. Yangından mal kaçırır gibi, hiçbir hazırlık yapılmadan, komisyon toplantısında CHP’li vekillerin itilip kakıldığı ve konuşturulmadığı bir sürecin sonunda (bu büyükler çocukların nasıl eğitileceğine karar veriyor!) önce 1+4+4+4 diye anılıp bir iki haftada 4+4+4’e dönüştürülen tasarı yasalaştı. Tartışmalar sırasında AK Parti Grup Başkanvekili Canikli, “Ringe çıkan yumruğu yer” demiş ve eğitim reformu tartışılmadan geçmişti.
Eski bakan, yeni sistemle eğitimine başlanan çocuklar kısaltılmış ilkokuldan mezun bile olamadan koltuğunu kaybetti. Yeni bakan Nabi Avcı tekrar büyük bir değişimi uygulamaya soktu. Artık her yıla yayılan bir sınav sistemi kurulacak ve çocukların başarısı merkezi sınavla ölçülecek

Liseye girmek için çocukların ‘6, 7 ve 8’inci sınıf yıl sonu başarı puanlarının aritmetik ortalamasının yüzde 30’u ile 8’inci sınıf ağırlıklandırılmış merkezi sınav puanının yüzde 70’inin toplamı’ belirleyici olacak. Sınavlar da merkezi sistem sayesinde olacak.

Hizmet’in muhalefeti nedeniyle dershanelerin kapatılma sürecini yavaşlatan hükümet açısından dershaneleri ihya edecek bir durum ortaya çıkacak. Daha çok çocuk daha merkezi sınava girecek. Aileler çocuklarını bu sınavlara hazırlamak için daha çok kaynak ayıracak.

Eğer dershaneler zorla kapatılırsa, bu sefer ‘merdiven altı’ dershaneleri açılacak. Ağırlıklı olarak daha varlıklı kesimin çocukları ‘özel ders’ tarzında çalışacak gizli dershanelerde eğitilecek. Eğitilecek dedim ama yanlış anlaşılmasın, aslında eğitim değil, yarış atı yetiştirmesi gibi bir eğitimden bahsediyorum.

Üzerine eski sistemin sorunları binecek. Zaten halihazırda Milli Eğitim dediğimiz sistem bir milli dini eğitime dönüşmüş durumda. ‘Kuran-ı Kerim’, ‘Hz. Muhammed’in Hayatı’ ve ‘Temel Dini Bilgiler’ isimli üç dersten 6 saatlik bir din eğitimi, üzerine de 2 saatlik zorunlu din dersiyle sekiz saatlik bir mini imam hatip deneyimi liselerde sıradan bir durum oldu.

Zaten düz liselerin tamamı kapatılıp hepsi Anadolu Lisesi yapıldığından, meslek liseleri dahil imam hatip dışında bütün liselere artık sınavla girildiğinden bir arz azalması yaşandı. Çocuk sayımız da artıyor. Ve ne hikmetse sürekli boş sınıfı olan imam hatiplere okulunda yer kalmayan hocalar aileleri yönlendiriyor.

Laik olsun dini olsun bir bütün olarak eğitim sistemi, denenmeden, sınanmadan, ‘öğrenmeden’, bir yapboza dönüşüyor. Bu gidişle Türkiyeliler olarak uzmanlaşacağımız tek meziyet yapboz olacak. Ta ki yeni Milli Eğitim Bakanı gelip eski yapbozu bozana kadar.