Muharrem Yılmaz istifa etmedi

AK Parti otoriterliğini eleştiren TÜSİAD'ın duruşunu hazmedemeyen AK Parti aparatçiği kara propagandayla Yılmaz'ı istifa noktasına getirmiştir.

Eski TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner bir konuşmasında “Vatandaş Uludere’de ne olduğunu anlamak, Afyon’daki patlamanın arka planını, sebeplerini öğrenmek, bunların sorumluluklarını bilmek ister” demişti.

Erdoğan her zamanki edepli üslubuyla “Öğrenmek hakkımızdır falan. Kimin hakkı nedir, nereye kadardır! Onun ölçüsünü Ümit Boyner belirlemeyecek. O işine baksın!” demişti. İsim vererek. Enver Aysever’in programına çıkan Ümit Boyner de karşılığında “Başbakandan korkmuyorum” demiş ve gündemi sallamıştı.

Ey TÜSİAD
Muharrem Yılmaz bayrağı 16 ay önce devraldı. Göreve geldikten sonra AK Parti’nin anayasaya aykırı ve demokrasiye zıt HSYK düzenlemesini gayet yumuşak bir şekilde eleştirdi. Söylediği tek şey, hukuk devletinin zayıfladığı bir ülkeye sermayenin gelmeyeceğiydi.
Erdoğan bunun üzerine 'ananas’tan girmiş, rafineriden çıkmış ve Yılmaz’ı 'vatan hainliğiyle' itham etmişti: “TÜSİAD kusura bakmasın, bugüne kadar milletin yanında durmuyorlardı, bugün de durmuyorlar” diyerek.

Yılmaz bir süre sonra cumhurbaşkanlığı seçimleri hakkında yine sakin bir yorumda bulundu. Aklı başında herkes gibi “Uzlaştıran cumhurbaşkanı istiyoruz” dedi. Aklı başında herkes biliyor ki Erdoğan üzerine alındı.

SÜTAŞ boykotu yersiz
Hükümeti kısmi bile olsa eleştirenlerin başına ne geldiyse o sırada SÜTAŞ’ın da başına gelmeye başladı. Taraf’tan Hüseyin Özay’ın haberine göre vergi incelemeleri yağmur gibi yağdı. Kamudan ve AK Parti’ye yakın alıcılardan iptaller gelmeye başladı. Maliye Bakanlığı ile Gıda ve Tarım Bakanlığı teftişleri arttırdı. Şirketin kredilerinde işler yokuşa sürülmeye başlandı.

Eski AK Parti vekili, şimdi AK Parti resmi gazetecisi Hüseyin Ocaktan’ın Akşam gazetesi iki gün önce malum haberi manşetten girdi. Gazetenin sahibi de eski TKİP’li, sonra sosyal demokrat, şimdinin AK Partilisi, hatta partide resmi görevi de bulunan ve aynı zamanda SÜTAŞ gibi süt ve süt yan ürünleri sanayicisi olan Ethem Sancak...

Ocaktan’ın attığı manşet 'Sütten Çıkma Kara Kaşık.' Ak benzetmesinin canına okuyan teşbih siyasetinin sıkıcı bir doğaçlaması. Manşetleri koordineli çıkan Çin gazeteleri gibi kes yapıştır haberler Sabah ve Star, ardından da 11 kanalda patlayınca durum 'açığa' çıktı. 12 işçi sendikalaşıyor diye TÜSİAD Başkanı işçilerin eylem yaptığı yere (haber müphem yazılmış, sanki üstüne gibi okuyor insan) 13 ton gübre döktürmüş!

Bir insana b.k atmanın daha çirkin bir yolunu düşünemiyorum. Öncelikle süt ve süt yan ürünleri sektöründe en çok örgütlü şirketlerin başında SÜTAŞ geliyor. Üç işçiden biri sendikalı. Ancak her patron işçilerinin sendikasız çalışmasını ister. Çıkarı gereği. Muharrem Yılmaz gibi...

Ama çok az patron 1 Mayıs’ta işçilere karşı hükümet orantısız güç kullandı diye sendikalara karşı yapılan haksızlığı eleştirir. Ve yine Muharrem Yılmaz gibi...
Bence mesele açık. AK Parti otoriterliğini eleştiren TÜSİAD’ın demokrat duruşunu hazmedemeyen AK Parti aparatçiği kara propagandayla Yılmaz’ı istifa noktasına getirmiştir. Hem de 301 işçinin ölümünden siyasi olarak doğrudan sorumlu olduğu halde 'istifa' demeye dili bile dönmeyen AK Parti mekanizması, bunu Yılmaz’ı işçi düşmanı olarak göstererek yapmıştır. Komedi mi trajedi mi siz karar verin. Yeter ki istifa etti demeyin...