Nerdesin aşkım? Neyin siyaseti bu?

Bu toplum şizofreniye hiç bu kadar yaklaşmamıştı. Ya da çocukluğa. Ufaklıklar gibi iki dakika arayla hıçkıra hıçkıra ağlayıp daha sonra katılarak gülebiliyoruz.

İki gün önce Taksim Meydanı’ndayım. Yer gök eylem. Yüzler gülüyor. Binlerce insan bir arada. Gerginlik yok. Havada aşk ve siyaset kokusu.

Sıcak. Canım milli içki

çekti. Taksim Hamburger’e girdim. “Açık olsun” dedim günün havasına uygun. Islak tezgâhında çalışan Hayri de benim gibi gülümsüyor. Sordum: “Hayrola?” Elindeki maşaya sıkıştırdığı salçalı bir ıslak hamburgerle dışarıyı gösterdi: “Abi ben 22 senedir buradayım, böyle güzel eylem görmedim.”

- Nesi güzel?
- Abi işte görüyorsun. Kimse kimseye karışmıyor. Rahat yani. Keşke eylemler böyle olsa hep. Vurma kırma yok. Bak her şeyi de yapıyorlar. LBT diyorlar bunlara ama sen dinleme, iyi insanlar.
- Sen de katılır mıydın?
- Burdayız ya abi.

Anormal kim?

21. LGBT Onur Yürüyüşü’ndeyim.

Hayri’nin yanından ayrılıp İstiklal’e birikmiş 30.000 kişinin arasından aşağı doğru gidiyorum. O gün benim doğum günüm. Bir gece önce kutlamak için arkadaşlarla Nayah’ta sözleşip sonra Lice nedeniyle iptal etmişiz. Hemen ertesi gün, ağzım kulaklarımda yürüyorum. Bu toplum şizofreniye hiç bu kadar yaklaşmamıştı. Ya da çocukluğa. Ufaklıklar gibi iki dakika arayla hıçkıra hıçkıra ağlayıp daha sonra katılarak gülebiliyoruz.

1990’ların başındaydı ilk onur yürüyüşü. 30-40 kişi bir bölümü yüzlerini kapayarak katılmıştı. Şimdi 1000 katına çıkmış. Ama gizlenenler de yok değil. Orta boylu bir adam yaklaşıyor yanıma. “Bu yürüyüşü yazın” diyor. Çevremizde sloganlar: “Nerdesin aşkım? Burdayım aşkım”, “Faşizme karşı bacak omuza!”

Öğretmenmiş. İsmini vermek istemiyor. “Siz de mi?” diye soruyor gözlerinin içi gülerek. “Yok ben normal...” diyecek oluyorum, çamı devrilmeden tutuyorum. O da normal. Ama yaşayamıyor. Elinde koca güneş gözlükleri, başında bir şapka, kâh kitlenin içinde kâh yanında “Ben de varım” diyor gay hocam.

AK Parti’li yürüyüşçü

İleri demokrasilerden memlekete bakıldığında ne görülüyor? Bir tarafta AK Parti liderinin sıktırdığı tonlarca gaz, diğer tarafta gökkuşağı bayraklarıyla alanları doldurmuş gayler, lezbiyenler, translar, biseksüeller.

Bir tarafta homoseksüelliği hastalık olarak kabul eden geri demokratlar, diğer tarafta tercihe, farklıya saygı duymayı öğrenen ileri demokratlar.

Bir dostum arıyor. O da gelmiş. Ne görecek merak ediyorum. Ak Parti’li entelektüellerden. Beraber yürüyelim diyorum. “Tamam” diyor. O kadar kalabalık ki buluşamıyoruz. En son telefonda laflıyoruz. “Nasıldı?” diye soruyorum. “Çok güzeldi” diyor. Bu bana yetiyor.

Gayler, lezbiyenler, translar ve biseksüeller Türkiye demokrasisinin onurunu koruyor. Alıştığımız kavgacı, omuz omuza bir şeylere direnen şiddet dilini kırarak, onurdan bahsederken ahlak dersi vermeyerek, bana ve benim gibilere harika bir ders veriyor.

Sevgiyi ve aşkı merkezine koyan her hareket dünyayı değiştirmiştir. Türkiyeli Kürt, Arap, Türk, Ermeni LGBT bireyler en çok ihtiyacımız olan şeyi bize en doğrudan hatırlatıyor.

Başka türlü bir siyaset bu. Etkili. Güven veren ve eğlenceli. “Nerdesin aşkım?” diye soruyor. Yanıtını beklemeden seninle omuz omuza duruyor. Bize de bravo demek düşüyor.