Okuyun, utanç duyacaksınız

Adalet sisteminin aslında üzerine gitmesi gereken yön, mülkün temelinden gelen pis kokular. Bir kapaktan öbürüne sayfalar akıp gidiyor.

Hrant Dink’in öldürüldüğü gün. Biri aradı. Sinemaya gidelim der gibi, rahatça söyleyiverdi. İhtimal vermedim, bir yanlışlık vardır dedim içimden. Eve yollandım. Telefon susmuyordu. Açmadım. Hakikatle yüzleşmeyi geciktirmek için.
O zaman üniversitenin lojmanlarında oturuyoruz. Merdivenleri hızla çıkmadım. Anahtarı hızla çıkarmadım. Bu cinayet için her şeyin önceden nasıl da hazırlandığını hızla fark ediyordum. Anahtarı çevirip içeri girdim. Derin bir nefes verdim ve televizyonu açtım.
Hrant Abi’yi yerde gördüm. Bir rüzgâr esti, üzerine örttükleri şey ucundan hafifçe havalandı, ağır bir kaldırım taşı bezi tuttu. Elim ağzıma gitti. Sonrasını hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde kafamı arkamdaki duvara ağır ağır vuruyor ve ağlıyordum. Toparlandım. Agos’a gittim.

Çaresizlik
Ne yapmalı diye düşündüm. Eşim yedi aylık hamileydi. İlk aklıma gelen, olanı ondan gizlemek oldu. İnsan ne garip bir yaratık. “Çok üzülecek, bebeğe bir şey olursa” diye düşündüm, korktum. İki ay sonra Elif Nare doğdu, ikinci adını Hrant Amcası’ndan alarak, Arat’ın kızına adaş olarak.
Hrant Dink’in öldürüldüğü yılda doğan çocuklar okula başladı. Bu gidişle liseyi bitirdiklerinde dava sonuçlanacak. Birçok kişi davanın bittiğini sanabilir. Öyle değil.
 Mahkeme, örgütlü bir cinayet olduğunu herkesin artık anladığı bir suçta örgüt unsuruna rastlamamıştı. Yasin Hayal, Ogün Samast gibiler münferit suçtan ceza almışlardı. Planlama yok, örgüt yok, siyaset yok...
Avukatların azimli çalışması sonucu Yargıtay kararı bozdu. Böylece büyük bir hızla ilk kareye döndük. Yargılama yeniden başlayacak. Salı günü mahkemenin tekrar ilk günü. 

Fethiye Çetin
Duruşmalar başlamadan hemen önce, bugün Metis Yayınları’ndan çok önemli bir kitap çıkıyor. Hrant Dink’in avukatı Fethiye Çetin, ‘Utanç Duyuyorum: Hrant Dink Cinayetinin Yargısı’ isimli kitabında Hrant’ın öldürülmesinden bugüne kadar olan biteni, hukuk metinlerinin sıkıcılığını bir saniye dahi hissettirmeden, etkileyici bir kalemle anlatıyor.
 Hrant Dink’in sözleriyle başlıyor kitap: “Gerçek hakem halklar ve onların vicdanlarıdır. Benim vicdanımda ise hiçbir devlet erkinin vicdanı, hiçbir halkın vicdanı ile boy ölçüşemez.” Davaya dair vicdan eksikliğinin muhasebesini tutan çalışma, gündelik dilin derinliğiyle anlatılan çok özel anlarla açılıyor.
Fethiye Çetin’in kitabını Varşova’da okudum. Şu cümleler zihnime kazındı: “Dünyanın neresine giderseniz gidin, her yerde aynı anlama gelen, yürekten kopan o tuhaf ve hırıltı sesi, kural olarak hıçkırık ve gözyaşları takip eder.” 

Onun ilk anı
Sonra da Çetin’in cinayet anını ilk nasıl öğrendiğini okudum. Daha da acısı, acıyı içine nasıl ağır ağır gömdüğünü, yasını dahi tutmaya zaman bulamadan en acılı gününde, nasıl da kendini toplamak zorunda kaldığını göreceksiniz.
‘Utanç Duyuyorum’ korkunç bir konu hakkında yazılmış çok güzel bir kitap. Hrant için, daha da önemlisi demokrasi için yazılmış bir tez. Kimin kimi neden ve nasıl koruduğu bütün berraklığıyla ortaya çıkıyor.
Adalet sisteminin aslında üzerine gitmesi gereken yön, mülkün temelinden gelen pis kokular. Bir kapaktan öbürüne sayfalar akıp gidiyor. Okuyun. Pişman olmayacaksınız. Hrant için, adalet için.