Önce darbeye darbe diyeceksin

Yakında düşmanını kaybetmiş muhalefet dağılmaya başlayınca, ortada eskisinden daha da güçlenmiş bir İhwan ve ordu kalınca ne olacak?

Mursi karmaşık Mısır toplumunu basit şeriatçı bir idareyle zapturapt altına almaya çalıştı. Halkın anayasa referandumunu boykot etmesini dinlemedi. Bağnaz idaresiyle Mısır toplumunu esir aldı. Kadın sünnetini özendirmekten turist katili vali atamalarına, Hıristiyanların %15’ini oluşturduğu Mısır toplumuna Sünni bir devlet dayatmaya, laikliğin kalanına büyük bir iştahla saldırmaktan kendine benzeyen Selefiler dahil herkesi aşağılamaya savruldu.

28 Nisan’da gençler ‘Temerrüd’ hareketini doğurdu. Küçük bir imza kampanyası insanlık tarihinin en uzun dilekçesine dönüştü. 23 milyon imzaya ulaşan rekor arzuhal erken başkanlık seçimi istiyordu. Ardından Tahrir Meydanı doldu, boşalmadı. Devrim sırasında bir nedenle Tahrir’e gelmeyenlerle birlikte Tahrir tarihinin en büyük gösterisine şahitlik etti. Bu kadarını rodu dahil kimse beklemiyordu.

Ordu burnunu soktu

Eylemler başlamadan önce ordu Temerrüd hareketine aba altından sopa gösteriyor, demokrasiyi ve devrimi korumanın bütün vatandaşların görevi olduğunu anımsatıyordu. 22 Haziran’da Mursi’yle buluşan generaller devlet kurumlarını zayıflatan eylemleri kınamışlar, Mısır toplumunun terörize edilmesine müsaade etmeyeceklerini söyleyip, Mursi’ye toplumu dinlemesini nasihat etmişlerdi.

Oysa ordunun istediği Mursi’nin toplumu değil kendini dinlemesi. 22 Haziran’ı takip eden bir hafta boyunca ordu pozisyonunu belirlemeye çalıştı. İhwan orduya karşı zaten zayıftı. İktidarda kalmak için eski rejimin birçok unsuruyla barışmıştı. Sistematik işkence bitmemiş, ceberut devlet yıkılamamış, Mübarek döneminin polis şefleri işlerine kavuşmuştu.

Ancak bir sorun vardı. Müslüman Kardeşler demokrasi konusunda geri adım atıp orduya geniş bir yer sağlasalar da toplum nezdinde herkesin hükümetini kuramamışlardı. Hegemonya yerine otoriterlikle Mısır’ı yönetmeye kalkışmış, İhwan partizan ve sempatizanları dışında herkesi birleştirmişlerdi.

Ordu bunu fark ettiği an Mursi’yi kendi devirmeye karar verdi. Bu darbenin esas amacı ön almaktı. Meşruiyetini sağlamak için de Mursi karşıtı bütün grupları bir araya getirdi. Onlar da Ezher’inden Selefi Nur’una Baradei’nden Kıpti Kilisesi’ne kameraların karşısına dizildiler, darbeye destek verdiler.

 Darbe ehven-i şer mi?

 Ehveni olmayan tek şey darbedir. İyisi olmaz. Halktan yanası hiç olmaz. Evet İhwan halktan kopmuştur, anayasayı insanların kafasına geçirmiş, yobaz ve anti-demokratik bir idare kurmuştur. Ancak ne yaparsa yapsın bu, ordunun idareye el koymasını ve cumhurbaşkanını gözaltına almasını meşru kılmaz.

Mursi karşıtlarının muzaffer darbeci heyecanı geçince fark edecekler ki ordu aslında siyasi meşruiyeti bitmiş bir lidere en çok aradığı şeyi verdi. Gaddarı bir gecede mağdur yaptı.

Yakında düşmanını kaybetmiş muhalefet dağılmaya başlayınca, ortada eskisinden daha da güçlenmiş bir İhwan ve ordu kalınca ne olacak?

Eğri oturalım amasız konuşalım. Mısır tarihinde ilk kez halkın seçtiği bir başkan ordu tarafından devrilmiştir. Aslen demokrasi kaybetmiş, ordu kazanmıştır. Ordu halkın önüne geçip devrimi çalmıştır.