Özkök Türklüğü bıraksın ben köşemi bırakırım

Dilekçe de hazır. TBMM'ye 'Vatandaşlıktan çıkarılmam için gereğini arz ederim' yazacak, bitecek.

Hegemonya böyle bir şeydir. Kürtlerin köyleri yakılır, dilleri yıllarca yasaklanır, nesli Türkiye’nin Almancısı yapılır, ucuz emeğiyle binalar dikilir, kimlikleri asimile edilir, çocukları sabah okulda, akşam kışlada “Türküm doğruyum”, “Ne mutlu Türküm diyene” diye bağırtılır, etnik aidiyet herkesin üstüne geçebilecek bir anayasal gömlek gibi pazarlanır, “Bu bana uymuyor” diyene zorla giydirilir, sonra biz Türklerin hassasiyetini konuşuruz.

Özkök benim gibi Bucalıdır. Benim de ailem Rusçuk’tandır. Ben Özkök gibi doçent, o benim gibi köşeyazarı, ben onun gibi muhacir Türk... Aramızda bir fark var. Benim için Türklüğün istifası olmaz. Kızım sordu mu Türk’üz derim. İnsanın içine, dışına, diline, bakışına sinen bir şeydir.

Dün şöyle yazıyor Özkök: “Bugün itibariyle, Türklüğümden vazgeçiyorum. Ben artık etnik aidiyeti olmayan, bunu reddeden bir TC vatandaşıyım. Bu dilekçeyi hangi makama vermem gerektiğini bilemediğim için, direkt siz okurlarıma sunuyorum.”

Seni bırakmak imkânsız

Bizi hukuken biz yapan bir tanım var. Generallerin yaptığı anayasanın içinde 77 defa Türk, 26 defa vatandaş kelimesi geçiyor. Şu cümlelerle başlıyor: “Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda ... TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.”

Sonra bir etnik kimliği hukuki bir statüye kavuşturuyor. 66. madde diyor ki: “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.” Ben bunu bir Türk olarak içime sindiremiyorum.   

Özkök etnik Türklüğü bırakmak istediğini, bu kimlikten bağımsız bir TC vatandaşı olarak yaşamak istediğini söylüyor. Güzel. Ama imkânsız. Sorun da burada. Çünkü anayasamız bizi etnik aidiyeti olan bir hukuki süje olarak tanıyor. Bir Alman, bir Kürt, Bir Çerkes, bir Arap vatandaş olduğunda Türk oluyor diyor, Türkiyeli ya da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı değil...

Türkiye demeyecek miyiz?

Diyoruz. Kürt, Türk, Çerkes, Laz, herkes Türkiye diyor. Anayasayı modern hukuki vatandaş tanımıyla yazarsak “Memlekete Türkiye de diyemeyeceğiz” diye hayıflananlar var. Yok öyle bir şey. Bir tek ulusalcılar ve etnik kimlikle hukuki kimliği ayıramayanlar bundan korkuyor. Gerisi rahat. Bayrak düşünce kaldırıyor, Karadeniz’e ikna turuna çıkıyor, vatandaş olalım, kimliğimizi istediğimiz gibi yaşayalım diyor.
Uzun lafın kısası, Ertuğrul Özkök istese de etnik kimliğini bırakamaz. “Türklükten vazgeçiyorum” diyor ya, onun tek yolu o pasaportu da bırakmak. 

Dilekçe de hazır. TBMM’ye “Vatandaşlıktan çıkarılmam için gereğini arz ederim” yazacak, bitecek. Maalesef Türklükten vazgeçmek bir imza kadar kolay. Böyle olmamalı.

Etnik değil anayasal vatandaşlık kabul edilirse esas o zaman Türklük korunur. Şimdi kendi kimliğini başkasının üzerine zorla geçirmeye çalışan kendine güvensizlere benziyoruz. Vatandaşın etnisitesi değil, hukuku olur. O hukuk da evrenseldir, onun bunun değil.

Özkök hâlâ bırakıyorum diyorsa köşem cuma boş...