Savcı devleti doğuyor

Galiba şu anda Türkiye'de atom fiziğinden daha tehlikeli tek bilim sosyoloji. Savcılar duymasın, siyaset sosyolojisi, etnisite filan gibi ders başlıkları var.

Geçen hafta Diyarbakır’da KCK davasını izledikten sonra sürecin bir vodvile dönüştüğünü yazmıştım. Vodvile büyük ayıp etmişiz. Bizim yaşadıklarımızın yanında vodvil gerçekçi tiyatro kalır.
Son 10 gün içerisinde çoğu genç 930 kişi KCK soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Türkiye’nin çeşitli illerinden toplanan insanlar apar topar Diyarbakır’a sorgulanmak için götürüldü. Bunlardan biri de Boğaziçi Üniversitesi’nde benim de öğrencim olmuş Nejat Ağırnaslı’ydı.
Nejat geçen hafta sabaha karşı 04.00’te arkadaşlarının evindeydi. Uzun namlulu tüfeklerle evi basan 10 kadar polis Nejat’ın bilgisayarına, yanındaki ders notlarına ve özel defterlerine el koydu.
El koyulan şüpheli dokümanlardan biri Boğaziçi Üniversitesi’nin resmi ders programıydı. Polis sorgulaması sırasında Nejat’a “Bu doküman nedir, POLS falan yazıyor, kodlar mı bunlar” diye soran bir polise Nejat hiçbir şey diyememiş. Ne deseydi? “POLS bizim hocalarımızın verdiği derslerin kodudur, KCK şifresi değil” mi deseydi? Davanın şirazesi öylesine kaymış durumda ki Boğaziçi öğrencileri “Foucault ve Gramsci de yargılansın” diye blog açtılar. Bu kadar zeki gençlerle uğraşanların zekâsını düşünün artık. 

POLS ve KCK
Ben siyaset bölümü hocasıyım. Savcılara buradan bir ‘yardımda’ bulunayım. Bizim bölümde Federalizm diye de bir ders verilir. POLS, Federalizm ve KCK sözcüklerini birleştirin, alın size bölücülük. Sosyolojide ders veren dostlarım var. Galiba şu anda Türkiye’de atom fiziğinden daha tehlikeli tek bilim sosyoloji. Nejat da yüksek lisansını orada yapıyor. Verilen dersler arasında Siyaset Sosyolojisi ve Etnisite falan gibi başlıklar var. Yandık.
Nejat Türkiye’nin en yetenekli gençlerindendir. Yüksek lisans araştırmasını Tuzla Tersaneleri üzerine yapıyor. İleride de çok iyi bir akademisyen olacağına eminim. Ama KCK davasından yargılanıyor.
Vodvil, sosyal gerçekçi dramaya dönüşürken savcılar yeni siyasetin baş aktörleri oluyor. Ağır işleyen bir hukuk, mantık dışı suçlamalar, adalet sisteminin ceza mekanizmasına dönüştüğü bir rezalet. Eskiden endişe anlaşılırdı, artık korku meşru. Neden kimse yeter demiyor?

Ezher-İhvan buluşması
Bin Ladin öldürüldükten iki gün sonra ‘Siyasi İslam’ın geleceğini değiştirecek bir buluşma gerçekleşti. 4 Mayıs’ta Kahire’nin ünlü El Ezher Üniversitesi’nin Şeyhi Ahmet El Tayyip’le Müslüman Kardeşler’in lideri Muhammed Bedi buluştu. El Ezher Nasır döneminden beri ‘Devlet İslamı’nın merkezi. 2010’a kadar içişleri bakanlığı bürokratı gibi çalışan Tantavi’nin yönettiği El Ezher, şeyhin ölümünden sonra bir süre başsız kalmıştı.
Mübarek’in Mart 2010’da atadığı yeni şeyh El Tayyip Sorbonne’da doktora yapmış bir İslam âlimi. ‘Zararsız’ ve yüzü Batı’ya dönük ‘ılımlı devlet İslamı’nı temsil ediyordu. Mübarek için biçilmiş kaftandı. Müslüman Kardeşler’i açıkça eleştirebiliyor, ‘Kardeşler’in birçok konuda İslam’ın öğretileriyle çeliştiğini anlatıyordı. Müslüman Kardeşler yasaktı. El Tayyip baştaydı. Mübarek kraldı.
Sonra bütün dengeler değişti. Zamanında eleştirdiği, içeri atılıp 9 sene cezaevinde kalırken desteklemediği Muhammed Bedi ile el sıkışan El Tayyip, yeni bir İslam vizyonu için iki örgütün birlikte çalışmasını istediğini söyledi. Görüşme isteği ‘Kardeşler’den gelmişti. Yeni bir parti kuran ve Mısır’ın idaresini devralmaya hazırlanan Müslüman Kardeşler diplomatik bir hamleyle herkese “Uzlaşmaya hazırız” mesaji vermiş oldu. Bedi gri takım elbisesini giymiş,  kravatını bağlamıştı. El Tayyip ise cüppeli ve sarıklı...
El Tayyip’e göre buluşmanın amacı ortak bir İslam idealini ve İslam’ın ılımlı dünya görüşünü herkese beraber anlatmak. İşbirliği yapmak. Bedi’nin amacı elbette bu değil. Peçeyi İslami bulmadığını söyleyen El Tayyip’in İslam’dan uzaklaştığını söyleyen de kendi örgütü. Düşman kardeşler başka bir nedenle bir araya geldi.
Bin Ladin sonrası Ortadoğu’nun en kalabalık ülkesini yönetmeye talip Bedi’nin El Tayyip’ten istediği, devlet dinini temsil eden kuruluşun ‘Kardeşler’i tanıması. Böylece Mısır Siyasi İslamı, ABD tarafından kabul edilebilir düzeyde siyasileşeceği sinyalini verdi. Yakında Bedi bir Washington ziyareti yaparsa şaşırmamalı. Şeriatçılığa devam mı, AKP’lileşmek mi? Kardeşler kararını ikinciden yana kullanmaya eğilimli.

.