Simit siyaseti büyük sürpriz yapacak

Sen istediğin kadar şu kadar büyüdük bu kadar büyüdük de, soğuk simit bile el yakıyorsa başka hesaplar devreye girer.

Biz simitçi milletiz. Simit yiyoruz, simitle ayakta kalıyoruz. Tadı süper, yazın ayranla kışın çayla harika gidiyor, sevmeyen yok.

Türkiye’de günde 2.5 milyon simit tüketiliyor. İstanbul tek başına 1.5 milyon simit yiyor.

Simidin doyuruculuğu hamurundan geliyor. 90 gramlık simidin %90’ı un ve su. Un maliyeti artıyor. 2011’de 50 kg un 42 TL. Bugün 58 TL. Doğalgaz ve odundaki artış da enflasyonun çok üzerinde. Bir tek emek maliyeti yerinde duruyor. Yani simidi yiyene verilen maaş...

Açıl susam açıl
 90 gramlık simidin 9 gramı susam. Simidin küçük kısmı ama maliyetin ve besleyiciliğin büyük kısmı. Simitteki esas kalorinin kaynağı binlerce minik yağ deposundan oluşan susamlar.

Simit deyip geçmeyin. Bir simit beslenmede 10 elma gücünde. Az değil 300 kalori. Dört simit bir günü kurtarıyor. Çocuklarımız öğle yemeğini onunla geçiştiriyor. İşçiler iki üç tane yediklerinde günü kurtarıyor.

Susamın kilosu geçen sene 4 TL. Bu yıl 9,5 TL. Tarım politikaları Türkiye çiftçisini yok etmek üzere. Susam fiyatı artıyor. Ama çiftçi artık ekemiyor. Çünkü çiftçiler  yok oluyor. 2007’de 23.000 ton susam üretimi var. Bu sene 16.000. Ama tam 10 katını tüketiyoruz. Dışarıdan alıyoruz. Böylece tarımda güçsüzleşmenin maliyeti doğrudan simide yansıyor.

Simit ekonomisi
Artan maliyetlere karşı simide 3 yıldır zam yapılamıyor. Nedeni açık. AK Parti hükümeti insanların bütçesine bu kadar merkezden giren bir gıdaya zammı tolere etmiyor. Ama bıçak kemiğe dayandı. Önce bazı kentlerde susamsız simit üretilmeye başladı. Tüyleri tamamen kırpılmış bir kediye benzeyen bu çirkin şeyleri kimse almadı. Ardından zamlar patladı. Ve en son İstanbul’da simide %40 zam geldi.
Artık 1.40 TL’ye satılan simidin İstanbul’da çalışan işçilere ve memurlara maliyeti günde 600.000 TL. Yıllık bütçeye maliyeti de aşağı yukarı 150 milyon dolar.

Başbakan’ı dinlediniz ve 3 çocuğunuz var diyelim. Öğle yemeği için simit ayran parası veriyorsunuz. Günde 7.5 TL. 22 okul gününden ayda 165 TL ona gider. Yalnızca öğle yemeği asgari ücretin önemli kısmını alır götürür.

Ne yapacaksınız? Ayranı kısacaksınız. Su içsin diyeceksiniz. Sonra siz bu insanlara 10 yılda %230 geliştik diyeceksiniz. Kusura bakmayın yalnızca MIT ekonomistleri değil, sokaktaki insan da sizinle dalga geçer.

 Sonuç ne olacak?
 TÜİK uzun süredir enflasyon hokus pokusu yapıyor. Yurtdışına giderken alınan bilet dahi ihracat kalemi olarak yazılıyor. Sepeti kafasına göre değiştiriyor. Sepetteki zam gelecek mallar bir bakmışsın sepetten çıkmış. Zamlanmayacaksa koy sepete.

Ama artık çok zor. Enflasyon düştüğü yeri yakar. Eğer en önemli gıda maddelerine bir adımda %40 zam yapılabiliyorsa bu sıçramalar artık diğer alanlara da yayılır. Önümüz kış. Bedenlerimiz çok pahalı yağlar yakıyor. Susam sayesinde kalori alıyoruz. Evlerimiz çok pahalı gazlarla ısınıyor. Doğalgaz resmen el yakıyor. Arabalarımız çok pahalı yağlarla gidiyor. Geçen gün ilk kez depoyu 300 TL’ye doldurdum.
Orta sınıfın ve işçi sınıfının bütçeleri enflasyonu burnunun dibinde yaşıyor. Önümüzdeki yerel seçimlerde bu rahatsızlık sandığa doğrudan yansıyacaktır. Sen istediğin kadar şu kadar büyüdük bu kadar büyüdük de soğuk simit bile el yakıyorsa, başka hesaplar devreye girer. Simit siyasetinin sonuçlarını yakında daha net göreceğiz.