T.C. Dışişleri Issız Adam Bakanlığı

Türkiye giderek bir 'Issız Adam'a dönüşüyor. Unu var, yağı var, şekeri var, durup durup 'O tatlının adı neydi' diye soruyor.

Mısır’da darbe oldu. Tamam. Darbe kötüdür. Bu da tamam. Zaten Türkiye bu konuda ilkesel olarak üzerine düşeni yaptı. Ancak İhvan yani Müslüman Kardeşler’in Filistin örgütü Hamas dahi bu konuda artık daha gerçekçi. Mısır İhvan’ı dahi nerede hata yaptığını anlamaya çalışıyor. Bütün toplum nasıl kendisine karşı birleşti, bunun nedenlerini araştırıyor. Rejimle ortak bir noktada nasıl buluşulur, bunu düşünüyor. 

Böyle bir dönemde Türkiye diplomasiyi sonuna kadar kullanacağına, Arap dünyası nüfusunun yarısını barındıran Mısır’la gereksiz bir kavga patlatıyor. Nobran bir aşağılamayla ilşkiler havaya uçuruluyor. Bizden başka, tek bir çoğunluğu Müslüman ülke, tek bir Arap ülkesi, tek bir Batı ülkesi bu negatif yolu seçmiyor. Sonuçta büyükelçimiz Mısır’dan atılıyor.

Böylece bölgede Ermenistan, Mısır, Suriye ve İsrail’le birlikte 4 ülkede elçisiz kalıyoruz. Bu gereksiz sertliğin ne İhvan’a ne Mısır’a ne Türkiye’ye ne de bölgeye bir yararı oluyor. Diplomaside başarı kriterinin olduğunu savunmak için diplomatik ilişkinizin olması gerekir. Nokta.

İran şahlandı
Bu sırada İran çok önemli bir başarıya imza atıyor. Uranyum ancak zenginleştirilince işe yarıyor. Doğada bulunan uranyum %0.7 oranında nükleer aktivite için kullanılan U235’e sahip. İzotop zenginleştirmesi olmadan nükleer aktivitelerde kullanılamıyor. 

Nükleer reaktörlerde kullanmak için uranyumu zenginleştirmek, yani yoğunlaştırmak gerekiyor. Bir reaktör için minimum %3 zenginleştirme yetiyor. %20 üzerinde zenginleştirilmiş uranyum ise nükleer silahlarda kullanılabiliyor. İsrail, Çin, ABD, İngiltere, Rusya gibi ülkelerde %80 ve üzerinde zenginleştirilmiş uranyum var.

İran’la yapılan anlaşma gereğince İran elindeki uranyumu kendine yeten miktarda ama en çok %5 zenginleştirebilecek. Yani İran’ın nükleer programı uluslararası toplum tarafından yalnızca enerji için üretim önkoşuluyla kabul edilmiş oluyor. Bunun tek nedeni var: ABD liderliğindeki Batı toplumu İran’ın nükleer programını engelleyemedi, “O zaman bari yöneteyim” dedi.

Sonuçları
İran, Batı’nın kontrollerine yeşil ışık yaktı. Bunun karşılığında aylık 1 milyar dolarlık ambargo kalktı. Uzun vadede bütün ambargo kalkacak. İran kendi nükleer teknolojisini üretecek ve gizlemeyi başarırsa (İsrail’in bu konuda hiç şüphesi yok), nükleer silah sahibi de olabilecek.
Suriye ile de kimyasal silah anlaşması imzalandı. Bu da İran ve Rusya işbirliğinin başka bir başarısı. Batı dünyası İhvan liderliğindeki Al Kaide ve militan İslamcı siyasete güvenmiyor. Dahası Suudi Arabistan gibi reaksiyoner rejimleri dahi yanına çekebiliyor.

Tüm bu gelişmeler olurken AK Parti hükümeti İhvan sözcülüğüne soyunuyor. Ortadoğu’da sıfır kazananlı diplomasi denklemleri kuruyor. Uzun süre yürümeyince diplomatik ayaklar uyuşmuş, basit adımlar dahi atılamıyor.

Ortadoğu’da büyük potansiyeli, demokratik kurum çalıştırma deneyimi, kültürel bağları, ekonomik gücü ve gelişme potansiyeli açısından en avantajlı ülke konumundaki Türkiye giderek bir ‘Issız Adam’a dönüşüyor. Unu var, yağı var, şekeri var, durup durup “O tatlının adı neydi” diye soruyor. 

Söyleyelim: Arapçası da Türkçesi de ‘helva’dır. Tarifi basittir. Diplomasideki adı tatlı dil ve zekâdır.