TT oldun da ne oldu?

Yrd. Doç. Dr. Zeynep Tüfekçi sosyal medya üzerine çalışan dünya çapında akademisyenlerden biri. Hatta @zeynep kimliği, ona Twitter'daki dostlarının hediyesi. Tüfekçi, "Artık yöneten yönetilen ilişkisi değişti" diyor.
TT oldun da ne oldu?

Zeynep Tüfekçi siyaset ve sosyal medya ilişkisini çalışan dünyadaki önemli akademisyenlerden biri. Boğaziçi Üniversitesi’nde bilgisayar programcılığı okuduktan sonra yolu sosyal bilimlerle kesişmiş. Tehlikeli bir bilim insanı. Hem sosyalci hem fenci...

Şu anda North Carolina Üniversitesi’nde öğretim üyesi. Aynı zamanda Princeton Üniversitesi’nde araştırmacı ve Harvard Üniversitesi’nde danışman öğretim üyesi. New York Times ve Washington Post yorum sayfalarına yazıyor.

Twitter’daki ismi @zeynep. Sosyal medya dünyası onu iyi tanıyor. Twitter yönetimindeki arkadaşları “@zeynep” adresinin adresi hiç kullanmayan birinde olduğunu görmüşler. Bir gece Zeynep hocaya sürpriz yapmışlar. @zeyneptüfekci adresini bütün takipçileriyle @zeynep e taşıyıp, hediyesini paketlemişler. Dijital dünyada insanın başına gelebilecek en güzel şey.

İstanbul’da buluştuk. Ortak arkadaşımız Selçuk Şirin bizi bir kahvede bir araya getirdi. O sohbet yetmedi, bir de üzerine üç saat daha lafladık. Uzun lafın kısası Tüfekçi’ye göre yeni bir hayata hazır olmalıyız. Özellikle dünyadaki en aktif 4. Twitter kullanıcısı ülke olan Türkiye’de...


HER CANLI SOSYAL MEDYA’YI TADACAKTIR

Dünyada en yeni olan şey yöneten yönetilen ilişkisinin değişmesi: “Artık siyasetçilerin anlamadıkları bir şey var. Seyircilik dönemi bitti. Eskiden görmezden gelebildiğin kesimlerin hepsi konuşuyor artık. Bu dünyada ya açık olacaksınız ya da Kuzey Kore olacaksınız. Bunun ortası olmuyor.”

Tüfekçi’ye göre mesele yalnızca konuşmak değil. Esas etken her şeyin yazıya dökülmesi, fotoğrafının gösterilmesi. Böylece görmezden gelmek imkânsızlaşıyor. Siyasetçiler yazılı olana, izi kalana tepki vermek zorunda kalıyor. “Peki bu illa da demokratikleşmeye mi hizmet eder?” diye soruyorum:

“Sosyal medya zeminde ne varsa onu yükseltiyor. Yani sosyal medya çok iyi şeyleri de yükseltebilir. Çok kötü şeyleri de. Suriye’de sekteryenlik yükseltti. Sünni-Şii çatışmasını... Sosyal medya bir soykırıma dahi aracı olabilir” diyor.


TT OLDUN DA NE OLDU?

Twitter’da dönen kampanyaları soruyorum. TT olmak için canını dişine takanları... TT müessesesinden çok da etkilenmiyor Tüfekçi: “Artık insanlar nasıl trend olabileceklerini çözdüler. Arkadaşlar hadi seni retweet edelim gibilerden kampanya başlatıyorlar... TT olmaya çalışmadan organik bir şekilde insanlar bir şeyden bahsediyorlarsa zaten kendiliğinden TT oluyor. Mesela Gezi’de bir sürü konu TT oldu. Ama kimse kampanya yapmıyordu. Hadi arkadaşlar saat 11’de hashtag’imi açıklayacağım demeden... Yani bir tanesi organik, bir tanesi bir amigonun önderliğinde slogan atmak gibi bir şey. Hadi şimdi bunu yapacağız diyor ve herkes onu yapıyor. Amigolu ve amigosuz TT var artık. Amigolu zaten olanı gösteriyor. Etkisiz. Amigolu ise zaten etkileyici olduğu için TT oluyor. TT meselesini abartmamak lazım.”

Tüfekçi Gezi hakkındaki en kapsamlı araştırmalardan birini yapıyor. Gezi’yi anlatmasını istiyorum: “Gölcük depremi olduğunda kurtarma ekibine takılıp gittim. Derince’de iki hafta kurtarma işlerinde çalıştım. Devlet yoktu. İnsanlar ocaklar kurdular, yemekler dağıttılar, dayanıştılar. İnanılmaz bir ortamdı. Herkes omuz omuza. Gezi’de de bu vardı. Yemeklerini organize ettiler, birbirlerine yardım ettiler. Gaz yediklerinde düşeni kaldırlar. Çok güzel bir yaşama alanı oluşturdu Gezi. Oraya katılan katılmayan herkesi değiştirdi.”

AK Parti’ye etkisini soruyorum. Tüfekçi’ye göre Gezi olayları Türkiye’yi dünyada çok pozitif tanıtmış. Türkiye sevgisi artmış. Ama Erdoğan’ın “Allah’ın belası Twitter” lafı Türkiye’ye çok zarar vermiş. Bizi Mısır gibi bir ülke, Erdoğan’ı da Mübarek gibi bir lider olarak kodlamış.

Yolsuzluk soruşturmaları sırasında Erdoğan’ın tavrı yolsuzluğu kapatmaya çalışma olarak algılanmış. Hele “devlette bir çete var” lafı Türkiye’nin güvenilmez bir ülke olduğu algısını yaratmış. Yani sosyal medyada Türkiye’ye küresel olarak en çok zarar veren iki lafı da Erdoğan etmiş.


SPAMLAMA KARDEŞİM!

“Başka yerde olmayan sosyal medyaya dair bir tek Türkiye’de ne var?” diye soruyorum. Yanıt ilginç: Spamlamak. Dünyada bir tek Türkiye’de Twitter kullanıcılarını birbirlerini spam olmadığı halde spamliyormuş. Birini beğenmiyorsun mesela, yazdıklarını tasvip etmiyorsun. Zincirleme spamlar. Bu yüzden Twitter’ın algoritmasını bozmuşuz.

Zeynep Tüfekçi’nin bir ricası var: “Gereksiz spamlamayın diyor. Bloklayın, takibi bırakın, ama spam dışında spam tuşuna basmayın.”

“Oldu, tabii” diyorum, yanından ayrılıyorum...