Türkiye yeni siyasetinin kodları

Dört önemli değişiklik Türkiye siyasetinin önümüzdeki çeyrek yüzyılına damga vuracak.

Son bir yıl içerisinde Türkiye siyasetini yapısal olarak değiştirecek bazı dönüşümler yaşandı. Gezi eylemleri sonrası artık yeni bir Türkiye siyasetini izlemeye başladık. Bu siyasetin 4 temel özelliği var:

BİR: Kürt askeri vesayeti bitiyor
Kürt siyasal hareketi Öcalan’ın aldığı risk ve inisiyatifle silahlı mücadelenin bittiğini ilan etti. Erdoğan’ın aldığı risk ve inisiyatifle bu süreç devlet ve PKK arasındaki pazarlıklarla desteklendi.
Birçok yorumcu bu sürecin zarar görmesi durumda PKK’nın yine silahlı mücadeleye başlayacağını öngörüyor. Benim izlenimim, Kürt hareketinin sırtında bir meşruiyet kamburuna dönüşen ‘insan hakları için askeri mücadele’ stratejisinden -görüşmelerden bağımsız olarak-
uzaklaşmak istemesi. Yani Kürt siyasetinde ‘askeri’ vesayeti bitirmesi.


İKİ: Türk askeri vesayeti bitti
Daha altı yıl önce Cumhuriyet Mitingleri memleketi korkuya boğmuştu. Katılanlardan önemli bir bölümü askere göz süzerek ‘şeriatçıları’ had bilmeye davet etmişti.
Daha bir yıl öncesine kadar laiklik elden gidiyor diyenler, orduya bir değinmeden edemiyordu. Bu süreç bitti. Mısır’daki darbeyi CHP dahil herkes kınadı. Gezi’de çadırlarını ziyaret ettiğim Kuleli mezunu askerler meseleyi benim için özetledi. Asker artık kışlada. Çıkmayı ima etsin, önce Gezi karşısına dikilir.

ÜÇ: Sembol siyaseti bitti
Azgelişmiş demokrasiler siyaseti asli çıkarlar üzerinden değil, sembol siyaseti üzerinden örgütler.
Türkiye’nin tek ortak hikâyesinin kahramanı Atatürk’e ayyaş dendiğinde ne oldu? ‘Normal’de gazetelerde “Yüz binler Anıtkabir’e koştu” manşetlerini görürdük. Oysa laik kesim bunu yapmadı. Çoğu gitti, Yeryüzü İftarları’nda niyetlilere katıldı, iftar açtı. Kandil tebrikleri, cumalar, AK Parti’nin Gezi’yi yıkma planına karşı örgütlenen sosyal hareketin öz parçası oldu. Eğreti durmadı. Sahiplenildi. Semboller değil artık demokrasi ve çevrecilik gibi asli sorunlar gündemde.


DÖRT: Çevreci siyaset yükselişte
Gezi eylemleri, uzun süredir örgütlenen ama kitlesel bir çıkış yapamayan, ancak halkın gözünde ciddi bir meşruiyeti olan çevreciliğin de zaferidir. Elbette demokratikleşmenin durması ve AK Parti’nin artan otoriterliği yüz binleri sokağa döken ana etken olmuştur.
Ancak yeşilini, ağacını korumak için insanlar sokağa dökülmeseydi böylesine ciddi bir kitlesellik ortaya çıkmazdı. Çevrecilerin önceki kampanyaları GDO konusunda da kısmi bir başarı elde etmişti. Gezi eylemlerinden sonra Y kuşağının çevreci hassasiyetinin AVM’de büyüyen bir kuşak olduğu halde AVM’ye karşı direnebilmesinde önemli bir rol oynadı.
Bundan sonra AK Parti’nin kamu alanlarını rant için inşaat alanına döndürmesi çok daha zor olacak. AK Parti kurulduğundan beri en büyük yenilgisini çevreciliğin dokunulmaz meşruiyetini karşısına aldığında yaşadı. Zaten bu nedenle ‘meselenin çevrecilik olmadığını’ söylüyorlar. Oysa herkes biliyor ki Erdoğan’ın en büyük hatası parkı yıkıp AVM yapmayı amaçlaması, ikinci büyük hatası da hata yaptığını kabul etmemesi oldu.
Yani
Bu dört önemli değişiklik Türkiye siyasetinin önümüzdeki çeyrek yüzyılına damga vuracak. Yeni siyaset alanları, yeni siyasi aktörler ve koalisyonlar üretecek bu büyük dönüşüm ülkede daha güçlü bir demokrasi doğuracak.