Yurtta kutup cihanda kutup

Gezi eylemleri ve Mısır'da darbe ertesi kutuplaştırıcı siyasetin Türkiye'yi getirdiği noktayı daha rahat görüyoruz.

Dış politika ile iç politika arasında paralel bir ilişki vardır. Ancak hiçbir zaman son iki yılda olduğu kadar örtüşme olmadı. Gezi eylemleri ve Mısır’da yaşanan darbe ertesi kutuplaştırıcı siyasetin Türkiye’yi getirdiği noktayı daha rahat görüyoruz.

Türkiye’de kutup siyasetinin karşılıklı uzlaşma kültüründe nasıl bir kış yarattığı açık. Gezi Parkı’nın yıkılma ve üzerine AVM ve lüks konut olarak kullanılacak bir bina yapma kararı yanlıştı. Türkiye tarihinin en geniş katılımlı eylemleri neticesinde hükümet geri adım attı.

Gezi ve AK Parti
Buraya kadar her şey anlaşılır. Ancak bu geri adım, biri çocuk beş kişinin hayatını kaybetmesi, 8000 civarında yaralı ve çelik bir yay gibi gerilmiş bir toplumsal ortamla sonuçlandı. Erdoğan’ın eskiden herkesin kabul ettiği siyasi karizması, yerini toplumun azınlığının kabul ettiği bir siyasi güce bıraktı.

Bu noktada Erdoğan’ın herkesin cumhurbaşkanı olma iddiası da zayıfladı. Öncellikle yerel seçimlerde gerileyeceğini göreceğimiz AK Parti’nin bütün siyasi yol haritasını değiştirecek yeni bir dinamik doğdu. Kuruluşundan beri en zor zamanlarını yaşayan AK Parti eğer otoriter kutup siyaseti yerine demokratik uzlaşma siyasetini güdebilseydi Gezi sürecinden güçlü çıkardı.

Sonuçta Gezi’de Erdoğan’ın istediği zaten olmadı. Oysa “Tamam, halk istemiyor, yapmıyoruz, hatta silueti bozan binaları dahi yıkıyoruz” diyebilir ve süreci yerel seçim öncesi lehine çevirebilirdi.

Dışta kutup
Dış politikada da benzer bir durumla karşı karşıyayız. Mısır, Suriye, Irak, Filistin, İran ve AB siyaseti de gerginlik ve tarafgir duygusal çıkışlar üzerine kuruldu. Gazze’ye gidip Hamas’a destek olunmak isteniyor, bu arada Batı Şeria’daki diplomatik gücümüz düşüyor. Hatta Filistin yönetimi, Başbakan’ın gelmesini istemiyor. Sonuçta Filistinli kardeşlerimize yardım edemiyoruz.

Mısır’daki gelişmeler belki de en güzel örnek. İhwan’ın başkanı Mursi en çok Erdoğan’ı dinliyordu. Eğer kutup siyaseti yerine çoğulculuğa dayalı hoşgörü siyaseti telkin edilseydi Mısır toplumu Mursi’nin karşısına dikilmezdi. Ordu da kendine iş edinip devrimi çalan Mursi’den devrimi geri çalmazdı. Şimdi dağılmış bir ülkede, askeri idarenin yönetime el koyduğu bir Mısır’da siyaset kurumunu toplamaya çalışıyor insanlar.

Biz bir taraftan askeri darbeye karşı çıkıyoruz, diğer taraftan askerlerin idaresindeki Mısır’la diplomatik ilişkimizi kesmiyoruz. Mısır toplumunun bir bölümü Erdoğan hayranı, ama büyük bir bölümü İhwan desteğinden dolayı Türkiye’yi itmiş durumda. Mısır toplumunu uzlaştırıcı yumuşak gücümüzle ikna etme şansını yitirmiş durumdayız.

Küpler artık farklı
Daha da ironik durum şu: Bu kutup siyaseti İhwan’ın da Hamas’ın da Esad karşıtlarının da Irak’ta Sünnilerin de yani yanında durduğumuz hiç kimsenin işine yaramıyor. Onları güçlendireceğine uluslararası arenada yalnızlaştırıyor.

Sonuç olarak yurtta kutup, dünyada kutup siyaseti, bu siyaseti kendi amaçlarına ulaşmak için kullananların dahi işine yaramıyor. Soğuk Savaş dünyasının siyasetiyle Twitter dünyasının siyasetine yön vermeye çalışmak yalnızca gülünç olmuyor, aynı zamanda etkisiz ve öfkeli siyasi aktörler yaratıyor.

Keskin sirkenin küpüne zarar vermediği günler çoktan geçti.