scorecardresearch.com

Diyanet'in siyaseti ve istikbali

05/06/2012
Diyanet diyor ki Yumurta döllendiği an bebektir. Kürtaj cinayettir.

Başbakan, CHP’nin camileri ahıra çevirdiğini söylemişti. İki ay olmadı. Kılıçdaroğlu, “Diyanet söylesin, var mıymış aslı” diye sordu. Diyanet ne dedi? “Başkanlığımızın günlük siyasetin konusu haline getirilmesi ve bunun bir parçası olmasına yol açacak bir davete muhatap olması üzücü olmuştur.”
Allah büyük. Başbakan Uludere gündemini değiştirmek için parti seçim beyannamesinde ve Sağlık Bakanlığı çalışmalarında yeri olmayan kürtaj yasağı konusunu açtı. “Kürtaj cinayettir” dedi. Yasaklamak için çalışmalar başlattı. Sonra da Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’den fikrini söylemesini istedi. Açıklama jet hızıyla geldi: “Başkanlığımızın günlük siyasetin konusu haline getirilmesi ve bunun bir parçası olmasına yol açacak bir davete muhatap olması üzücü olmuştur.” Yok elbette öyle diyemedi. Onun yerine “Kürtaj haram ve cinayettir. Çocuk aldırmak cinayet hükmündedir” lafını tekrarladı.
Şöyle devam etti: “... bilim adamları, biyologlar, embriyologlar, jinekologlar, genetik uzmanları bize kesin, bilimsel verilere dayanarak döllenmiş yumurta hücresinin anneden bağımsız bir insan olduğunu, her ikisinin de iki ayrı genetik sisteme sahip olduğunu, her ikisinin de iki ayrı kalbi, iki ayrı kan dolaşımı sistemi olduğunu, anneye bağlılığın sadece beslenme, oksijen ve vücut gücüyle olduğunu söyledikleri müddetçe sadece Diyanet değil, sadece Müslüman din bilginleri değil; bütün ilahi dinler, bütün ahlaki sistemler kürtajın bir insan yaşamına son vermek olduğunu, anne rahminde varlığını tamamlamış insanoğlunun yaşam hakkının da dokunulmaz olduğunu haykırmaya devam edecektir.” 

Keşke haykırmasak
Döllenmiş yumurtanın insan olduğunu söyleyen bilim adamı (bilim insanı diyoruz biz), jinekolog, genetik uzmanı, biyolog yok. Böyle bir bilimsel veri yok. Diyanet İşleri Başkanı’ndan başka bunu haykıran da yok.
Ne biliyoruz? Döllenmiş yumurtanın kalbi yok. Dolaşım sistemi yok. Hatta beyefendi daha iyi bilir ama ruhu da yok. Ben demiyorum, İhsan Eliaçık diyor. Daha dün yazdı: “Bazılarına göre 40 gün, diğer bazılarına göre de 120 güne (4 ay) kadar aldırılabilir. Çünkü bu süreye kadar cenin, vücut organları oluşmadığı için henüz insan olmamıştır. Nitekim Hz. Ali, Mu’minun Suresi’nin 12-15 ayetlerinin açıklaması mahiyetinde ‘Bu yedi devre (120 gün) geçtiği halde cenine müdahale ‘ve’d (çocuğu diri diri gömme) olur’ der. Buradan 120 güne kadar kürtajın caiz olduğu görüşü çıkar. Haram olan bundan sonrasıdır.”
Diyanet sanki tartışma yokmuş gibi, ısmarlama görüşlerle siyaset yapıyor. Muhafazakâr olsun olmasın, inançlı olsun olmasın, kürtaja karşı olan kadınların dahi bebeğe dönüşmeden önce, “istenmeyen gebeliğin sonlandırılması kadının tasarrufudur” dediği, yazdığı, eylemler yaptığı, tutuklandığı günlerde, Mehmet Görmez’in çıkışı siyasilikten başka neyle müsemma?
Bu mantıktan gidersek, döllenmiş yumurtayı bebek zanneden cehaleti devam ettirirsek, laboratuvar ortamında döllenmiş yumurtaları rahme yerleştiremeyen doktorlara da cani mi diyeceğiz?
Zaten mesele kürtajın doğru olup olmaması değil, embriyonun fetüs olmadan önce devletin kadına ne yapması gerektiğini söyleyip söylememe hakkı. Diyanet diyor ki yumurta döllendiği an bebektir. Kürtaj cinayettir. Yani şimdiye kadar kürtaj yaptıran kadınlar canidir demeye getiriyor. “Devlet kadına ne yapması gerektiğini söylesin” diyor. Ama Sünni kadınlara mı? Yok herkese. Dinsize, Hıristiyana, Museviye, deiste, Hanefiye, Şafiiye, Aleviye... Herkese ve herkesin ödediği maaşıyla. 

Diyanet nereye?
Asıl tartışılması gereken bütçesiyle, devasa kadrosuyla Diyanet İşleri’nin geleceğidir. 82.000 camii, 62.000 okulu olan bir ülkede, 77.000 doktoruna karşı 90.000 din görevlisiyle, nüfusun tamamına hizmet vermeyen, veremeyecek olan Diyanet’i neden hâlâ destekliyoruz?
2012 bütçesi 3 milyar 891 milyon lira olan bir kurum. Yani Avrupa Birliği Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bütçelerinin toplamından biraz az. Dışişleri bütçesinin üç katı. Bu kadar kaynağı, kamuyu yanlış yönlendirsin, Başbakan’ın dediklerini tekrarlasın; ısmarlama siyasi mesajlar versin diye mi ödüyoruz?

http://www.radikal.com.tr/1090156109015629

YORUMLAR
(29 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

İslamın Diyanetinden AKP'nin Diyanetine... - radikalimsi

Tabi bir de, diyanet din eğitimi cemaatlerin eline kalmasın diye vardı ya; artık efendinin kasetleri nur evlerinin dışına çıkıp her yerde abla ve abilerin elinde birer dağıtım rutini haline geldiğine göre... Cemaatin camiye gidesi varsa bir zahmet caminin işletimini de kendi başına döndürsün. Türkan Saylan'ın dediği gibi namaz kılan değil bale yapan ve tanrı korkusu değil yaşam sevgisi duyan çocukların yetişmesinin geleceğimize katkısı var; değilse 19 Mayıs'ta ha tank geçişi, ha halk kutlaması...

Annelik içgüdüsü - radikalimsi

Kürtaj mevzuunda söylenebilecek çoğu şey söylendi, ama ben -farketmemiş olabilirim- anneliğin içgüdüsel olduğu ve dolayısıyla bu içgüdünün anneye bebeği koruma duygusunu dışkapının mandallarından fazla verdiğini söylemine rast gelmedim. Yalnız bu içgüdü insanlarda, hayvanlardan farklı olarak, düşünme yetisi sebebiyle korumanın, iyi/doğru/sevilen/tecavüz etmemiş bir babadan çocuk sahibi olma - yeterince olgunlaşıldığında/ kendini gerçekleştirme süreci tamamlandığında/maddi imkanlar elverirse çocuk sahibi olma vb gibi "iyi bir hayat geçirebilecek mutlu bir insan yetiştirme" şeklinde ortaya çıkmasına neden olabilir.

Sesszi Kaldıkça.. - kamil00

Sesimizi çıkarmadıgımız sürece bunların olması çok normal.Her sey bitti kişilerin bireysel özgürlüklerini kısıtlamaya gidiliyor.Kürtaj konusunda mevcut hükümette biliyorki kürtaj kalktı mı veya kısıtlandımı daha kötü sonuçlar çıkacak ama kendine oy veren kesmi dikkate alarak onların inanmışlığını bir adım daha öteye taşımak için bunu yapıyor.Bunun karşısında muhalif olan kesim bunun içinde saadet partisi,mhp,chp hangi parti olursa olsun birleşmeyip kendi tabanları için birlikte olmayıp kişisel çıkarlarının peşindeler.bu kişisel çıkarlada hepsinin hayalinde olan tek başına iktidar artık bu tek başına iktidar rüyasından uyanıp birlikte olmalılar.Sayın Hocam Koray Çalışkanın yazılarının dikkatle takip ediyorum onun gibi Halkı birleştiren aydınlar umarım bizi karanlık günlerden çıkarır

Çok konuşulan konulardan biri ve bir okur yorumu - ahmet aksay

'Momentum' adını kullanan arkadaşın bu çok konuşulan-yazılan ama faydalı anlamda söz söylendiği nâdir olan konuda yazdıklarını, konuşulanlar-yazılanlar arasında istisnaî olanlara misâl olarak dikkate değer buluyorum. Ancak bir noktaya açıklık kazandırmak istiyorum: son cümle bağlam yönünden önceki cümleerle birlikte dikkate alındığında yanlış anlaşılması ihtimali var.'Sorun' kelimesini kullanırken, yazarın, cümlenin olumsuz şekilde anlaşılması niyetini taşıdığını sanmıyorum. Ya da şöyle ifade edeyim: 'sorun', Diyanet'in varlığına olumsuz bakanlara göredir. Onlara göre 'sorun' kökeni itibariyle Diyanet değil, Türk halkının dine olan bitmeyen rağbetidir. Burada da yazarın "Türk halkı' derken 'Türk'ü etnik anlamda kullandığını sanmıyorum, Türkiye'de yaşayan tüm insanları kasdettiği fikrindeyim. Hani son son yıllar hariç herkes etnik anlam kasdetmeksizin böyle derdi ya. Şimdi kimi aydın bilinenler 'Türkiye halkı' diyorlar. Sanki 'Türk/ler' etnik anlamdan başka bir anlam ifade etmiyormuş gibi. Sanki her Türk kendini etnik milliyetçi biri olarak düşünüyormuş gibi.

Diyanet - mataman

Diyanet aslinda bütcesini kendilerini inanacli müslümanlar diye tanimliyanlarin ödedigi vergilerden almasi gerekiyor. Inanmiyan bir insan neden diyanete vergilerinden pay ödesin. Ancak o zman gercek laiklik olur. Öte yandan Diyanetin Kürtaj hakkinda söyledikleri kendini ve kenidine inanlari baglar. Devlet özel hayata karisamaz. Kürtaj Kadinin özelidir

Bu mantıkla... - SBB92

Diyanet döllenmiş yumurtayı birey olarak görüyorsa, Başbakanımızda gidip incebağırsağını aldırdı ya bununda intahar suçu olması lazım.Çünkü incebağırsakta canlı bir insan hücresidir. Bu kafayla kan bağışından, organ nakline kadar herşeyi yasaklayın bari de tam olsun. Ayrıca bir adam, bir kadına tecavüz edicek. Kadına kürtaj hakkı tanınmayacak ve durup dururken ve istemeden çocuk büyütmek zorunda kalacak, bütün yaşamı değişecek. Niye? Çünkü kürtaj ahlaksızlıkmış. Peki biri diyanet işleri başkanının eşini zorla hamile bıraksa, başkan çocuğu şefkatle büyütür mü acaba. Hiç sanmıyorum...

yil 2012 - nevzenhan

olmus gelin gorun hala birileri kendilerini 1930larda saniyor, biz siyasal islamcilara etmeyin eylemeyin diyerek, demokratik dunyada boyle degil ornekleri verirken simdi endiseli modernede laf anlatmak zorundayiz (o kendini iyi biliyor)....cok yucce kurucular kurucusu zamaninda diyanet gerekli oldugu icin, simdide gerkliymis gibi savunmayada gecilmis hemen..ah iste ah..etrafina bakmaz ki endiseli modern, bi kafasini kaldirsa kendi gibi badem biyiklilarinda diyaneti kaldirmama fikrinde oldugunu gorecek ve onlarla nasil fikren paralel dusundugununde farkina varacak..siyasal islam kendine devlet eliyle yeni yeni nesiller, yeni yeni sag oy potansiyeli kazandiran bu diyanet yapisini kaldirmaz, hic kaldirir mi?, bizim endiseli modernde kalkmasin diyerek bu badem biyiklilarin degirmenine su tasir..hakaten boyle modern zihniyete, boyle iktidar mustahak!