Ayakkabı kutusu yerine Bitcoin kullansak?

Parayı muhafaza edip değerlendirme adına en tekinsiz seçeneğin ayakkabı kutusu olduğunu öğrendik. Peki ya değneğin diğer ucu?
Ayakkabı kutusu yerine Bitcoin kullansak?

Tasarruflarını ayakkabı

İlgilisi göz ucuyla her zaman takipteydi ama şifreli dijital para birimi Bitcoin’in (BTC) günlük haberlere geçişi bu yılın başlarına denk geldi. 

Avrupa Birliği’ni dize getiren, halk ayaklanmaları çıkaran ve bazı üye ülkeleri teknik anlamda iflasa sürükleyen ekonomik kriz, mevcut yatırım araçları ve bankalara olan güveni de yerle bir etmişti. Bu süreçten en çok etkilenen ülkelerin başında Yunanistan ve (Güney) Kıbrıs geliyordu. Tam o günlerde, bankadan çekmeyi başarabilen Kıbrıslıların paralarını BTC’ye aktardığı haberlere yansıdı. Mart ayına denk gelen dönemde 1 BTC 87 Amerikan Doları’ydı. Ben bu yazıyı yazarken 705 doları geçmişti. Kıbrıs krizinden kimse BTC yatırımcıları kadar kârlı çıkmadı (ki 1.200 dolar seviyesini görmüşlüğü de var).

Bir akademisyenin hediyesi
BTC’nin ne olduğunu özetlemek kolay değil. Meraklısına bit.ly/1gqxu4c adresinde uzun uzun anlatmıştım. Yine de birkaç önemli ayrıntıyı tekrar hatırlayalım.

BTC, özünde dijital bir para birimi. Teknik tasarımı itibariyle toplamda en fazla 21 milyon adet basılabiliyor. Elbette basılma lafın gelişi. Yoksa BTC dediğiniz para, harf ve rakamlardan oluşan dijital bir veriden ibaret. Satoshi Nakamoto kod adını kullanan kurucusunun gerçekte George Washington Üniversitesi’nden Nick Szabo adlı bir akademisyen olduğu ortaya çıktı (bit.ly/199Evzf).

BTC her an, dünyanın her yerinde alınıp satılabiliyor, başka para birimlerine çevrilebiliyor. Hatta bazı fiziki işletme ve web sitelerindeki ödeme seçenekleri arasına girmeyi başardı.

BTC ‘basmak’ için bilgisayarınızda karmaşık bir dizi algoritmanın altından kalkmanız gerekiyor. Basılan her 1.567 BTC’de algoritma biraz daha zorlaşıyor. İşin bu tarafı çoğu kişi için zahmetli ve karışık geldiğinden çoğunluk basan kişilerden parayla satın alma yoluna gidiyor. Şu an dolaşımda 12 milyondan fazla BTC var ve saatte 2300 işleme sahne oluyor (bit.ly/199DGWU).

BTC’nin en büyük avantajı hiçbir merkezi, sahibi olmaması. Bu yüzden bir ülke ya da bankanın onayına da ihtiyaç duymuyor. Havale masrafı ya da işlem komisyonuna tabi olmadan paranızı istediğiniz gibi saklayıp -isterseniz- bir başka hesaba transfer edebilmek bile birçoklarına yeterli geliyor.

Kısa sürede değerinde yaşanan inanılmaz artışla şimdiden BTC milyarderleri oluştu bile. Listenin başında 120 bin adet BTC stokuyla (Facebook kurulurken Mark Zuckerberg’den asrın kazığını yiyen) Cameron ve Taylor Winklevoss ikizleri görünüyor.
Fakat işin aslı tam göründüğü gibi değil. Örneğin sistemin mimarı Nakamoto’nun 1 milyon adet BTC’si olduğu düşünülüyor. Listede hiç beklenmedik bir isim de var.

İpek Yolu’nun sonu

İnternetin karanlık yüzünde hizmet veren ve ödemede sadece BTC kullanan; uyuşturucudan silaha her şeyin satıldığı Silk Road (İpek Yolu) sitesini 2 ay önce kapatan FBI, kurucusu Ross Ulbricht’i tutuklarken 633 bin adet BTC’den oluşan servetinin 144 bin 336 adedine ulaşarak el koymuştu (bit.ly/1a7RuCx). Dolayısıyla en şişik BTC cüzdanlarından birine FBI sahip. BTC internetin ilk para birimi de değil. Çoğu 90’lı yıllarda ortaya çıkan ve bir kısmına önceki yazılarımda da değindiğim Beenz, Flooz, Internetcash, E-Gold, Digicash, CyberCash gibi emsallerinin hepsi (yatırımcılarıyla beraber) battı. Çünkü eşiği geçecek kadar kullanım alanı ve yatırımcı bulamamışlardı. Şeytanın bacağını ilk kıran BTC oldu.

Ulaştığı başarının ardından Feathercoin, Namecoin, Peercoin, Primecoin, Novacoin, Infinitecoin, Megacoin, QuarkCoin gibi bir dizi rakip de adından söz ettirmeye başladı.

Fakat algısının aksine BTC anonim değil. Her işlemde paranın kimden kime aktarıldığı kayıt altında (elbette bir isim / adres yok; sadece sizi temsil eden kod kaydediliyor). Dolayısıyla satın aldığınız, sattığınız (ya da çaldığınız) her BTC’nin işlem kaydı sonsuza kadar duruyor. Bu yüzden aynı altyapıyı anonimleştiren Litecoin yeni yükselen değer (litecoin.org).

Yine de BTC kullanıcılarının ismi, cismi ya da hesap bilgisi bir merkezde kayıtlı olmadığı için sanal cüzdanınızı sakladığınız yere (bilgisayarınız, USB bellek, harici disk, web sitesi, vs) ulaşamadıkça kimsenin paranıza da ulaşması mümkün değil. Ulaşsa dahi şifrenizi kırmadan bunu kendi hesabına geçirmesi imkânsız (sadece el koyabilir).

Bugün Bitcoin okul taksidi yatırmaktan kokain alımına kadar kadar pek çok yasal / yasadışı işlemde kullanılıyor (Ortadoğu’daki bir banka soygunundan elde edilen paralar dahi BTC’ye çevrildi mesela). Pazarlığını cep telefonunda yaptığı ‘tasarruflarını’ ayakkabı kutularında, elbise kılıflarında saklayanlara böyle şeyleri hatırlatmakta fayda var belki de.

İspanyolların TV keyfi Airties’a emanet

2004’te Silikon Vadisi’nden Türkiye’ye dönen bir ekip tarafından kurulan Airties, internet nimetlerinin ev ve işyerlerine verimli bir şekilde aktarılması için modemden televizyon kutularına kadar geniş bir yelpazede ürün ve hizmet geliştiriyor. Bugüne dek 10 milyondan fazla cihaz satan şirketin son başarısıysa Fransız Telekom Operatörü Orange’ın İspanya organizasyonuna sattığı altyapı çözümü oldu. Söz konusu sistem hem geleneksel TV yayınlarını hem de Orange İspanya’nın ‘seç-izle’ kapsamındaki geniş içerik kataloğunu TV, cep telefonu, tablet gibi bütün cihazlardan aynı kalitede izlenebilir ve yönetilebilir hale getiriyor. Hem mobil hem de sabit internetten erişilebilen çözüm düşük bağlantı hızlarına dahi uyum sağlıyor. AirTies Yönetim Kurulu Başkanı ve Kurucusu Bülent Çelebi, sistemin kullanıma sunulmasının ardından gördüğü ilgiye bakarak Orange İspanya’nın 2014 hedefini 3 katına çıkardığını söylüyor (airties.com.tr).