Başka dünyalar, başka paralar, başka mutluluklar

Adını belki tahmin bile edemeyeceğiniz dünyanın en mutlu ülkesinde, muhtemelen hiç duymadığınız 40 milyar dolarlık bir sanal para birimi var(dı)...

Genellikle hayırsız olaylarla gündeme gelen G7 topluluğunun kuruluşu 1975 yılına denk geliyor. İlk döneminde Fransa, İtalya, İngiltere, Japonya, ABD ve (o zamanlar Doğu ve Batı olarak ikiye bölünmüş) Almanya’nın Batı kısmının katılımıyla altı üyeye sahipti. 1988’de Kanada’nın da eklenmesiyle yedi üyeye ulaştı.

G7’nin amacı 241 trilyon dolarlık varlığıyla dünya ekonomisinin yüzde 63’ünü oluşturan gelişmiş ülkelerin her yıl toplanarak (dünyanın geri kalanı için) strateji çizmesi. Bir ‘nalıncı keseri’ anlayacağınız.

İngiliz Yeşiller Partisi’nden Sally Willington’ın fikir babası olduğu The Other Economic Summit adlı oluşumsa 1984 yılında G7’ye tepki olarak Londra’da kuruluyor. Hedefi, çevreye ve insana duyarlı bir ekonomik / sosyal kalkınma modeli kurgulamak.

Bu zirvenin ilk meyvesi 1986’da kurulan Yeni Ekonomiler Vakfı (New Economics Foundation / NEF). Dengeli bir ekonomik kalkınma için farklı değer yargılarına sahip bir modeli temel alıyor. En çok ses getiren çabalarından biri, kanuni çalışma sınırını haftada 21 saate çekmek (örneğin Türkiye’de konuyu düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu’na göre haftalık çalışma süresi 45 saat).

NEF’in pek bilinmeyen çalışmalarından biriyse ülkelerin siyasi/ekonomik değil, insani kriterlerine bakan; insanların mutluluğunu temel alan Happy Planet Endeksi (HPI / happyplanetindex.org).

Yani G7 endekslerinde ülkelerin bankalarındaki toplam tasarruf öncelikliyken HPI bunun nasıl dağıldığına; AVM sayısına değil, içinde alışveriş yapabilenlere bakıyor (teşbih). Dünyaya böyle bakınca bildiğimiz (ya da bize dayatılan) her şey altüst oluyor. Örneğin ekonominin, refahın ve medeniyetin kalesi rolündeki ABD, bu listede kendine ancak 114’üncü sırada yer bulabiliyor.

Mutluluğun formülü
Eminim ilk sırayı merak ettiniz. HPI’nın 2012 endeksine göre ekonomisi çevreyle en uyumlu, en yaşanılası ülke 64 puanla Kosta Rika (151 ülkeyi kapsayan bu listede Türkiye 47,6 puanla 44’üncü sırada).

Dört buçuk milyon nüfuslu bu küçük Orta Amerika ülkesi, Birleşmiş Milletler’in 2010 raporuna göre aynı gelir seviyesindeki ülkelere göre insani gelişimde ilk sırada. 2011 raporunda çevreye saygı, insani gelişim gibi konularda bölge lideri. 2009’da dünyanın en yeşil ülkesi unvanını alan Kosta Rika, 2021 yılında dünyanın ilk sıfır karbon emisyonuna sahip ülkesi olmayı hedefliyor. Konumuzla pek ilgisi yok ama en etkilendiğim ayrıntısıdır; bölgenin en eski demokrasisine sahip bu ülke 1949’da aldığı bir kararla ordusunu da feshetti (kaldırdı).
Özetle: Başka bir dünya ‘kesinlikle’ mümkün. Mutluluk senin-benim satın alamadığımız lüks konut projelerinde, bir şey alamadığımız AVM’lerde, zengin azınlığın finansal varlığının senin-benim sayıma bölünmesiyle ortaya çıkan rakamlarda değil.

Kosta Rika’ya dair bahsetmek istediğim esas şey ise bambaşka: Liberty Reserve (LR). Türkçeye Özgürlük Akçesi şeklinde çevirebileceğimiz ve belki çoğunuzun adını bile duymadığı internet merkezli bu dijital para sistemi de bu küçük ülkede doğdu. Bu dönemin popüler muadili Bitcoin’in adı bile yokken o vardı. Mayıs ayında ABD öncülüğünde 17 ülkenin ortak soruşturmasıyla para aklamak için kullanıldığı tespit edilerek kapatıldı. Kurucusu (eski ABD vatandaşı) Arthur Budovsky 30 yıl hapis istemiyle yargılanıyor (ki öncesinde ABD’de kurduğu GoldAge adlı benzer bir yapı nedeniyle dört yıl hapse mahkûm olmuştu). İddialara göre LR, hizmet verdiği süre boyunca 6 milyar dolar tutarında karapara ‘yıkadı’. ABD Gelir İdaresi’nin “Al Capone bugün yaşasaydı bütün parasını bu sistemde tutardı” şeklinde bir ifadesi bile var.

Sanal Merkez Bankası
LR, Amerikan Doları, Euro ve altına endeksli bir değerlemeye sahipti. Sisteme yatırdığınız para günlük kurdan LR’ye çevriliyor ve istediğiniz kişiye yüzde 1 komisyonla aktarılabiliyordu. Kimlik onayı gerektirmediği için karanlık odakların ilk tercihine dönüşmüştü (Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki banka soygunundan elde edilen 45 milyon doların LR’ye çevrildiği ortaya çıktı mesela).

1 milyondan fazla kullanıcıya sahip LR, bir dönem forex işlemlerinde bile en çok kullanılan ödeme seçeneği olmuştu. Para aklamanın dünya ortalamasında yüzde 40’a ulaşan maliyetine karşılık yüzde 1 komisyonlu LR elbette öncelikli tercihti.

Sistemin sonunu getiren, kullanıldığı alanlardan çok (sanal da olsa) merkezi bir yapıya sahip olmasıydı.
ABD’nin şikâyetiyle LR diye bir şeyin varlığından haberdar olan Kosta Rika devleti bankacılık lisansı gerektiren bu sisteme yetki vermedi. Çünkü LR denetime tamamen kapalıydı. Çalışanları şirketle ilgili ayrılsa bile 15 yıl boyunca hiçbir şey konuşmamayı şart koşan bir belgeyle işe girebiliyordu.

Yüz milyarlarca dolarlık kayıtdışı ekonominin kaderi elbette LR’nin varlığına bağlı değil. Seçenekler hâlâ bol ve su yolunu her şekilde buluyor. Yeni gözde Bitcoin ve Azitos gibi yapılar. Bitcoin gibi merkezi olmayan (dağıtık) yapıların LR gibi takibi ya da engellemesi mümkün değil. Üstelik komisyon, arbitraj, vs de yok. Bu yüzden yasal ve yasadışı kullanımda şöhreti hızla artıyor (bit.ly/1a7RuCx).
Dilerseniz iki haftadır sıraladığım bu temel bilgilerin ardından -bir aksilik olmazsa- önümüzdeki hafta Bitcoin ekseninde bu yeni ekonominin önüne ardına bakalım.

Hayırlı ve bol kazançlar!