Bilekler boş kalmasın

Her şeyi beceren cep telefonlarının altın çağında o çirkin akıllı saatlerin şansı olabilir mi?
Bilekler boş kalmasın

Telefonumuzla yapabildiklerimizin çok küçük bir kısmını, felaket tasarımlı kol saatleriyle yapabilmek milyonlarca kişinin yeni heves alanı.

1964’te Blue Ribbon ismiyle hayata gözlerini açıp 1971’de bugünkü adını alan Nike, tarihi boyunca spor giyimi ve aksesuvarları üstüne kafa yordu. Kaderini değiştiren kararıysa 2006’da duyurduğu Nike+ serisiydi.

iPhone’un henüz çıkmadığı, iPod’ların hayalleri süslediği yıllardı. Nike, içindeki özel çipi sayesinde adımlarınızı ölçen, spor yaptığınız parkurun koordinatlarını kaydeden, iPod ile entegre bir sistem tanıttı.

Nike+ markasıyla çıkan ürün gamı bugün ‘giyilebilir cihazlar’ (wearable devices) ismiyle hayatımıza girenlerin ilki değilse de kesinlikle en popüler örneklerindendi. Neredeyse aynı dönemde adını duyurmaya başlayan FitBit ise kemerinize iliştirdiğiniz küçücük bir cihazla benzer şekilde adımlarınızı, hareketlerinizi ölçüp raporluyordu (fitbit.com). Ama Apple işbirliği Nike+’ı bütün emsallerinin bir adım önünde tuttu.

Giyilebilir cihazlara değinmişken Nokia’nın 2004’te Medallion adıyla satışa sunduğu dijital kolyeleri de anmamak olmaz. Üstündeki 96x96 piksellik renkli mini ekranına fotoğraf yükleme dışında bir özellik daha ekleyebilseydi Nokia bugün giyilebilir teknolojilerin en güçlü oyuncusu olabilirdi pekâlâ (bit.ly/1q8w7NE).

Nike yeni girişiminin gördüğü ilgiyle bir şeyi fark etti: Bu ürünler yeni müşteri yaratmak ya da marka algısını güçlendirmekten öte ömür boyu sürecek bir ilişkinin temelini atıyordu. Buradan aldığı güçle yaratıcı reklam ajansı RGA ile kafa kafaya verip ayakkabı gibi eskimeyen ve her zaman giyilebilecek yeni bir ürünün arayışına girdi. FuelBand işte böyle ortaya çıktı.

FuelBand, üstünde ihtiyaç duyduğunuz zaman beliren LED ekrana sahip şık ve akıllı bir (plastik) bileklik. Bütün hareketlerinizi kaydediyor, yaşam tarzınızı algılıyor ve telefonunuzdaki uygulamasında depolayıp internete aktarıyor. Daha sağlıklı bir yaşam için tarzınızla uyumlu hedefler koyuyor, görevler veriyor ve son derece başarılı bir oyunlaştırma senaryosuyla yormadan, sıkmadan hepsini yaptırıyor.

36 milyon bilekte

FuelBand, 2012’de piyasaya sürüldüğü an yok satarak uzun bir bekleme listesi oluşturmuştu. Güncel SE (Second Edition) serisi 150 dolarlık fiyatına rağmen ilgiyi hâlâ üzerinde toplamayı başarıyor. Bugün 36 milyondan fazla insanın bileğinde FuelBand var (swoo.sh/1q8wJ5O). Nike geçen hafta açıkladığı ilginç bir kararla donanım (bileklik, ayakkabı, vs) gibi ürünlere son vereceğini duyurdu. Rakiplerinin gözünü parlatan bu kararın arkasında zekice bir strateji var. Firma bundan sonra kendi kuracağı ve piyasada satılan bütün giyilebilir cihazların yer alabileceği ortak sosyal platforma odaklanacak. Her yeni markayla kullanıcıyı elde tutmanın biraz daha zorlaştığı bir pazar için son derece mantıklı bir hedef.

Giyilebilir cihazların en rekabetçi kategorisi (ilginçtir) kol saatleri. 40’ların ünlü çizgi roman kahramanı Dick Tracy’nin her derdine deva saatine benzer sistemler bugün cep telefonlarından sonraki harareti en yüksek pazarlardan birini oluşturuyor. Ürettikleri cep telefonlarıyla milyonların kol saati alışkanlığını ortadan kaldıran markalar şimdi tam tersine bir savaş veriyor.

Tüketici elektroniğinin bu yeni -ve son derece kârlı- pazarına geç ama hızlı giren markalardan biri de Samsung. Faaliyet gösterdiği her alanda liderliği elinde tutan marka bu alandaki iştahını da gizlemiyor. Galaxy Gear isimli akıllı saat serisi eleştirilere rağmen tatminkâr satış rakamlarına ulaşmayı başardı (bit.ly/1q8B6h8).

Çirkin ördek yavruları

Fakat akıllı saatlerin genel ölçekte iki büyük sorunu var. İlki senelerce hatta bazen ömür boyu takılan geleneksel saatlerin aksine akıllı saatler tüketici elektroniği kapsamında sürekli yenileme ihtiyacı doğuracak. İkinci ve daha önemli sorunsa estetik ve tasarımda yüz yıllardır sınırları zorlayan örneklerle bezeli geleneksel rakiplerine kıyasla akıllı saatler alabildiğine çirkinler (aynı durum Google Glass için de geçerli).

Bütün bunların ışığında herkesin gözü uzun zamandır bu alanda bir ürün çıkartması için üstünde görülmedik bir baskı kurulan Apple’da. İthaf edilen kod ismiyle iWatch, Apple’ın da en büyük önceliklerinden biri. Bu uğurda firma bünyesinde tıbbi teknologlardan tasarım üstatlarına; donanım uzmanlarından biyomedikal profesyonellerine kadar kalabalık ve merak uyandırıcı bir ekip kuruldu. Nike’ın akıllı ürünlerini tasarlayan isim de bir süre önce bu gruptaki yerini aldı.

Ezeli rakip Google da boş durmuyor elbette. Şirket bu alandaki şansını Android Wear adını verdiği akıllı saat konseptiyle deniyor (bit.ly/1q8E7Ou). Google’ın bir diğer hevesiyse gözümüze yerleşecek akıllı lensler (bit.ly/1q8EecS).

Bunların benim için gerçek anlamıysa ayarlarıyla boğuşulacak ve şarj derdine düşülecek daha fazla sayıda cihazımızın olacağı.

Hepimize şimdiden kolay gelsin.

İnce bileklere ince piller 

Rice Üniversitesi’nden bir grup bilimci güncel pillerin neredeyse tamamında yer alan lityum içermeyen, son derece ince ve yüksek kapasiteli yeni bir pil teknolojisi geliştirdi. En önemli özelliklerinden biri de yeni yapının esnek olması. 2 mm incelikteki bir yüzeyden oluşan pil 10 bin defa şarj edildikten sonra dahi kapasitesinin yüzde 76’sı ölçeğinde enerji depolayabiliyor. Bu yeni kuşak pillerin en çok yeni nesil akıllı saatlerde tercih edileceği düşünülüyor. (bit.ly/1q8HNzP)