Bir Afganistan kadar olamadık

Televizyonları bile şeytan kutusu diye yasaklayan Taliban, bu sefer de internete el attı.

Televizyonları bile şeytan kutusu diye yasaklayan Taliban, bu sefer de internete el attı. Hoş, aslında ülkede tıraş olma şekillerinden okunacak kitapların içeriğine kadar karışan bir rejimin interneti nasıl olup da bu kadar 'bir başına' bırakabildiği daha önemli bir konu ama neyse ki Taliban rejimi olayı bizim çok aşina olduğumuz bir üslupla çözmüş: interneti kökten yasaklamış! Afganistan Dışişleri Bakanı Maulvi Vekil Ahmed Muttavakil, içinde ahlak ve İslam dışı şeyler bulunduğu için "Afganistan'a internet bu kadar yeter" demeye getirmiş. Ama öyle direkt sırtını dönmemiş. Demiş ki,
"Afganistan ile uyumlu olacak, tamamıyla kontrol edebileceğimiz bir yapı kurmaya çalışacağız." Hey yavrum hey! "Komünizm gerekiyorsa onu da biz getiririz" hesabı...
Var mıydı ki alıyorsun?
Aslında bir başka açıdan bakıldığında yıllardır savaşın dövüp durduğu, şu anda dünya için bir eroin imalathanesinden öte bir anlamı olmayan, birçok bölgesinde elektriğin bile olmadığı Afganistan için internet yasağı çok da yürek dağlayıcı bir şey değil. Zaten şu anda orada kaç internet kullanıcısı var o bile bilinmiyor. Tahmin edebileceğiniz sebeplerden dolayı ülkede internet servis sağlayıcı firmalar da yok. Bağlanan da anca komşu Pakistan üstünden bağlanıyor. Taliban yönetiminin tüylerini diken diken eden de asıl bu.
İşin politik yönünü bir kenara bırakırsak, geride kalan acı portre bizim için ne kadar tanıdık değil mi? İnternet gibi -göreceli olmak kaydıyla- bilginin ve fırsat eşitliğinin egemen olduğu bir yapı, en çok ihtiyacı olan topraklarda değil de zaten bu iki avantajın nimetlerinden sonuna kadar yararlanan ülkelerde hüküm sürüyor. Sanki çok ihtiyaçları varmış gibi.
Vakti zamanında Birleşmiş Milletler'in üstünde önemle durduğu bir proje vardı. Çıkış noktasınıysa internetin dünyanın geri kalmış ve ileri gitmiş ülkeleri arasında büyüyen uçurum kapatmak için mucizevi bir fırsat olduğu gerçeği oluşturuyordu. Büyük fonlar ayırıp, bilinçlendirme kampanyaları yapacaklar, gerekli yazılım, site ve uygulamaların geliştirilmesini teşvik edecekler ve Kuzey ile Güney'in farkını kapatacaklardı. Ne güzel düşlerdi bunlar...
Herkesin öncelikleri var
Oysa ne oldu? Yine kendi raporlarının özetlerindeki cümlelerle, 'İnternet bu açığın artmasını hızlandırdı'. Geri kalmış ülkelerin hep daha önemli sorunları vardı. Onların üç kuruşluk araçları için yabancı firmaların yaptıracağı 8 şeritli otoyollara, altın, elmas ve petrol gibi madenlerinin çıkarılması için uluslararası ihalelere ve daha bilmem nelere ihtiyaçları vardı. Hepsi de oldu. Ama içinden çok azı bu internet işine uyanabildiler.
Hindistan bunlardan sadece birisi. Bir milyarı deviren nüfusuna rağmen dünyanın en büyük teknoloji üretim merkezlerinden birisi haline gelen Hindistan, bugün bizim el kapılarında neredeyse 'dilendiğimiz',
'geliyor, gelmiyor' paniğiyle her gün daha da sefilleştiğimiz borç miktarının katbe kat fazlasını yazılım ihraç ederek kazanıyor. Bizimse ihracattan ve ithalattan anladığımız altın kablo diye telefon kablosunu paravan şirketlerden döndürmek ve yabancı ülkelere pazarlanacak diye bufalo eti getirip orduya, devlete, millete satmak... Yazılım ihracatı mı dedik? O da ne! Başbakanımız ne demişti hatırlayalım: "Herkesin interneti yok. Türkiye o e-postayla protesto yapanlardan ibaret değil." Cümlenin ikinci yarısı, ilk yarısının anlamından çıkan bir tamlamaydı.
Türkiye'de herkesin internetinin olmaması sanki çok sevindirici, üstüne basa basa söylenmesi gereken bir şeymiş gibi. Hadi varsın hiç kimsenin olmasın da bari sizin olsaydı sayın Ecevit? Böylece belki dünyanın nasıl bir rotada ilerlediğini ve sizlerin nasıl yörüngeden fırlamış serseri mayın gibi dolanıp duran bir uzay kapsülü içinde, kendinizi değil de âlemi raydan çıkmış sandığınızı görseydiniz. Ama laf aramızda teyzemin şeyi olsa dayım olurdu değil mi ya?
Sanırım ben yazıya bu dozda bir iki paragraf daha açarsam, DGM'de savunma vermem gerekecek. Demek ki kimi zaman fiziksel sınırların olması da faydalı. Zaten son günlerde internette fazla dolaşıp, fikren (ve o sırada bedenen de) bol beslenip yaşadığım koordinatları unutabiliyorum. Adama çok kötü hatırlatıyorlar sonra. Haftaya mı devam etsek?