Bizi kimler, neden gözetliyor?

Amerikalı bir muhbir sayesinde haberdar olduğumuz elektronik takip sistemi PRISM dev göz ve kulaklarıyla hepimizi izlemiş. Peki hepsi bu mu?
Bizi kimler, neden gözetliyor?

Google’ın daha piyasaya çıkmadan kendinden usandıran marifetli gözlüğü daha şimdiden mahremiyet açısından endişeli modernleri ürpertiyor. Hatta stopthecyborgs.org adresinde bir karşıt hareket oluştu bile. Bense o kadar çirkin bir gözlüğü takmaya bizi neyin ikna edebileceğini merak ediyorum.

Biz bu birinci dünya tedirginliklerini yaşarken bir grup bilimci dünyanın ilk teleskobik lensini tanıttı. 1,17mm inceliğindeki bu lensi taktığınızda görüş mesafeniz üç kat artıyor. Kullandığı yöntem objektifli fotoğraf makinelerimizle aynı (bit.ly/13iih0z). Nano ölçekli çok daha gelişmiş örneklerini göreceğime de eminim.

Anlayacağınız mahremiyet evhamlarımızın ateşi daha çok kor kaldıracak.

Daha ürpertici bir keşfi Amerikalı bilimci Dina Katabi tanıttı. Wi-vi adını verdiği teknik, kablosuz internet dalgalarını (wifi) kullanarak insan bedenlerini hissedebiliyor. Sıradaki hedef siluetlerini de ekrana yansıtabilmek (bit.ly/1cKa1ou).

Yine de birinin bu cihazlarla paylaştığı videolarda olmadık durum, hal ve mekânlarda kayıtlara geçme ihtimali endişe listemizde hayli alt sıralarda yer almalı. Çünkü bunu çok daha profesyonel araçlarla yapan, amaç ve masumiyeti şüpheli, fena deneyimli bir ekip var: Devlet kurumları! Ve işin kötüsü, onların yaptıklarından haberdar olmak için vicdan sahiplerinin insafına muhtacız.

Amerikalı Edward Snowden gibi.

1983 doğumlu Snowden, ABD’nin istihbarat ve güvenlikle ilgili en yetkili iki kurumu olan NSA ve CIA adına çalışan bir teknisyen.

Geçen ay İngiliz The Guardian gazetesinden Glenn Greenwald’a yaptığı ihbar sayesinde elektronik istihbarat tarihinin en büyük, en gizli ve en sınır tanımaz teknik takibinden haberdar olduk. ABD ve İngiltere’nin en yüksek gizlilik derecesiyle yürüttüğü PRISM ve Tempora kod adlı iki projenin (Türkiye dahil) ABD ve Avrupa’da birçok ülkenin bütün iletişimi takip edip arşivlediği böylece ortaya çıktı. Gizli projeyi yürüten NSA, kanuna aykırı yöntemlerle bilgi topluyordu. Hedeflenen ülkelerdeki bütün internet trafiği, telefon görüşmeleri, kısa mesajlar; hatta yabancı ülkelere ait elçilik ve parlamento kayıtlarının dahi takip edildiği dev bir yapıdan söz ediyoruz.

Şimdilik olayın tek mağduru ABD’yi gizlice terk ederek kaçak hayatı yaşamaya başlayan muhbir Edward Snowden. İltica edebileceği bir ülke arıyor. Aynen WikiLeaks’in sözcüsü Julian Assange gibi.

PRISM projesinin kökeni 2007 yılına, dönemin ABD Başkanı George W. Bush’a dayanıyor. Bush geçen hafta bir TV röportajında o programa ülkesinin güvenliği için onay verdiğini belirtti ve Snowden’i vatana ihanetle suçladı (bit.ly/1cKfcov).

PRISM konusuna yine döneceğiz ama şimdilik şunu bilelim: 2007’den bu yana Microsoft, Yahoo, Google, Facebook, Youtube, AOL, Skype ve Apple’ın tüm verileri anlaşmalı olarak bu sisteme aktarıldı. Öncesinde ne oluyordu ya da şu an daha başka neler var bilemiyoruz.

İşin kötüsü, belki de hiçbir zaman bilemeyeceğiz.

‘Alo, ben zengin!’

 

İsviçre kökenli Savelli şirketinin bu ay içinde Paris ve Londra’da satışa sunacağı cep telefonlarının aklınızda yer etmesi gereken en son ayrıntısı teknik özellikleri. Çünkü onu emsallerinden ayıran başka ayrıntıları var. Yine de 18 ayar altından düğmeleri, elmas ve seramik bezeli gövdesi, özel devekuşu, iguana ve timsah derisinden kılıfı dahi modeline göre 9 ile 118 bin dolar arasında değişen fiyatını açıklamaya yetmiyor. Çok önemli bir ayrıntı değil elbet ama işletim sistemi Android... (savelli-geneve.com)

Saatler Apple’ı gösteriyor

 

Apple’ın en beklenmedik anda ortaya bir sürpriz çıkarttığı ‘sır perdesi’ dönemleri mazide kaldı. Artık her şey malumun ilanı gibi. Üstünde çalıştıkları iOS işletim sistemli akıllı kol saati de bunun son örneği. Firmanın geçen ay Japonya’da yaptığı patent başvurusunda iWatch markasını tescil ettirdiği geçen günlerde ortaya çıktı. Apple CEO’su Tim Cook’un bu ürün kategorisine pek sıcak bakmadığı biliniyor. Diğer yandan pek çok Apple tutkunu saat yerine iOS destekli bir televizyona sahip olma hayalini hatırlatıp duruyor.

Bir devrin sonu

 

2002 yılında HP tarafından satın alınarak tarihe karışan Digital şirketi, 1995 yılında o zamana dek internette kimsenin akıl edemediği bir şeyi hayata geçirmişti: Arama motoru! Altavista adı verilen site özel yazılımıyla bütün interneti tarayarak indeksliyor ve anahtar kelimelerle arama yapmanızı sağlıyordu. Bu fikri geliştirip daha iyi bir sonuç çıkaran Google ile rekabette 2001’den itibaren kan kaybeden hizmet 2003 yılında Overture’a satıldı. Aynı yıl Overture da Yahoo’ya satılınca bir dönemin rakipleri aynı çatı altına girdi. Ancak 18 yıl sonra Yahoo, Google’dan transfer olan yeni CEO’su Marissa Mayer’ın kararıyla Altavista’yı 8 Temmuz’da kapatma kararı aldı. Özetle; “Ben de Altavista kullandım” cümlesini kurabilmek için son beş gününüz kaldı! (altavista.com)

İlk Firefox telefonu

 

Mozilla Vakfı tarafından geliştirilen web tarayıcısı Firefox, bir süredir cep telefonu işletim sistemi olarak da hizmet vermek üzere geliştiriliyor. Geçen yıldan beri tanıtımı süren bu platformu kullanacak ilk ticari modeller de tanıtıldı. Firefox OS kullanan ZTE’nin Open ve Alcatel’in One Touch Fire modelleri dün ilk olarak İspanya’da satışa sunuldu. Her iki cihaz da 3,5 inçlik ekrana, 3,2 megapiksel kameraya, 1GHz hızlı işlemciye ve 256MB belleğe sahip. (mzl.la/13ie253)