Devletler interneti 'sahipsiz' bırakmayacak!

Pazartesi günü Dubai'de başlayan WCIT etkinliği devletlerin interneti kontrol iştahı konusunda turnusol görevi üstleniyor.
Devletler interneti 'sahipsiz' bırakmayacak!

İnternational Telecommunication Union (ITU / Uluslararası Telekomünikasyon Birliği) 1865’te İsviçre’de kuruldu. Bugün kendisinden 80 yıl sonra kurulan Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı bir oluşum. BM üyesi (Palau hariç) bütün ülkeler ve Vatikan bu birliğin üyesi. Özetle iletişim alanında devletler seviyesindeki en köklü ve etkin kurum.

Birliğin başkanlığını iki dönemdir seçilen Hamadoun Toure yürütüyor. Toure, birkaç yazımda değindiğim Connect Africa’nın fikir babalarından. 7 yılda 55 milyar dolarlık fon yaratan bu proje sayesinde ITU Başkanı Hamadoun Toure’nin vatanı Mali dahil birçok Afrika ülkesi bilişim, internet ve iletişim alanında kayda değer mesafe kat etmişti.

ITU son dönemde ana kuruluş amaçlarından iletişimin yaygınlaştırılması ekseninde dijital uçuruma; yani bilişime sahip olan ve olmayan ülkeler arasındaki farklara odaklandı. 2010’da genişbant internet erişiminin yaygınlaştırılması için kurduğu Genişbant Komisyonu da bu hedeflerden biriydi (bit.ly/SBMHTJ).

İnternetin yaygınlaştırılması BM’nin AIDS, sıtma, açlık, su kıtlığı, doğal kaynakların korunması ve eğitim gibi başlıklara sahip ‘Binyıl Hedefleri’ içinde de öncelikli (bit.ly/SBNSCw).

Bu yazıdaki ITU bahsinin sebebi pazartesi başlayan ve 14 Aralık’a kadar sürecek 2. World Conference on International Telecommunications (WCIT) etkinliği (bit.ly/SC04mX). 1988 yılında Kanada’da düzenlenen ilk WCIT konferansının ardından geçen 24 senede derenin altından çok sular aktı. Başta telekom dünyası değişti. Tekellerden kurtuldu, serbestleşti, özelleşti. Cep telefonları dünyayı sardı. Ve ortaya internet diye bir şey çıktı.

ITU, yaşanan bunca gelişmenin ardından işin yeni kurallarını belirlemek üzere çeyrek asır sonra bir kere daha toplanıyor. Gündemde e-sağlık, spam, elektronik atıklar, dijital uçurum, genişbant, IPTV, siber güvenlik gibi uzayıp giden bir liste var.

Yapısı gereği ITU’ya sadece devletler katılabiliyor.400 özel kurum da birliğe dahil ancak temsil hakkı yok. Teklif ve görüşmeler gizli yapılıyor ve içeriği açıklanmıyor.

Ticaretten iletişime neredeyse her şeyin internet protokolü üstünden yürümeye başladığı bir dönemde WCIT görüşmeleri oldukça önem taşıyor. Ancak zirve heyecandan öte kaygı yarattı.

BM tokmağın peşinde

WikiLeaks’ten aldığı ilhamla WCIT konferansını takip eden WCITleaks.org sitesinin ele geçirdiği belgelerde ilginç ayrıntılar dikkat çekiyor. Protestolar sonrası ITU’nun kamuya açtığı taslak metinde gerekli hallerde devletlerin iletişim hizmetlerini kesebilmesi, ara bağlantı ve roaming tarifelerinde şeffaflık, spam, veri geçiş hakkı, e-sahtekarlık, kişisel veri sahipliği ve ağ güvenliği gibi uzayıp giden bir konu listesi var (bit.ly/SBV4OV).

Çin ve Hindistan’dan aldığı destekle Rusya’nın başını çektiği grup, küresel internet yönetimi konusunda BM’nin çatı kuruluş olmasını, tüm üyelere eşit temsil ve yetki hakkı tanınmasını istiyor.

Talepler siber güvenlik, e-dolandırıcılık, e-soygunlar, küresel veri trafiğinin akış yönetimi; hatta alan adları ve IP adres yönetiminin bile ITU aracılığıyla BM kontrolüne devredilmesi, ülkeler arasındaki bilgi akışı (örneğin kullanıcı kimlik bilgilerinin paylaşımı) ve trafik yönetimi şeklinde sürüyor. Bu girişim başta Google olmak üzere birçok internet şirketinin ve ABD’nin de aralarında bulunduğu bir dizi ülkenin muhalefetiyle karşılaştı. Google açtığı kampanya sitesinde bu girişimin Youtube, Facebook ve Skype gibi hizmetlerin ücretlendirilmesine yol açacağını iddia ediyor ve internet hakkında verilecek kararlarda sadece hükümetlerin değil, kullanıcıların (halkın) da fikrinin alınmasını istiyor (bit.ly/SBZMwf).

ABD temsilcisi Terry Kramer mevcut yapının yeterince sağlıklı olduğunu; bu teklifin müzakere bile edilmeyeceğini söyledi. ABD Kongresi’nin konuyla ilgili yaptığı kısa ve net yorum da kesinlikle okunmaya değer (1.usa.gov/UkOVoR).
Avrupa Birliği daha Ağustos ayında aldığı bir kararla üye ülkelerin bu girişime karşı koymasını istemişti. Gerekçe olaraksa bu girişimin internet mimarisini, işleyişini, güvenliğini, iş ilişkilerini ve bilginin serbestçe akışını olumsuz etkileyeceği gösterildi.

Madalyonun diğer yüzü

Bunları not ettikten sonra şimdi biraz da şeytanın avukatlığını yapalım. WCIT’te en çok tepki çeken ‘devletlere gerekli gördüğü durumda internet dahil tüm iletişimi kesme yetkisi’ zaten birliğin anayasasının 34. maddesinde 24 yıldır var olan bir hak (bit.ly/SC0r0K). Hiçbir devletin ek bir yetkiye ihtiyacı yok.

ABD’nin itiraz sebebi Kongre kararının metnindeki romantik sebepler değil. Esas mesele kendi güdümündeki ICANN’in elindeki yetkileri elden kaçırmamak (bugün bir ülkenin tr, fr gibi adres uzantıları alması bile ICANN’in -dolaylı olarak ABD’nin- yetkisinde).

Google ve diğer şirketlerin feryadı ise internetin özgür kalmasından çok bozulacak net yansızlığı sebebiyle kendi hizmetlerinin yükselecek maliyeti (şahsen net yansızlığını savunanlardanım).

Ne mutlu ki ITU yapısı gereği bütün üyelerin onayını almadan hiçbir kararı yürürlüğe sokamıyor. Yani WCIT’den keyif kaçıracak bir sonuç çıkmayacak. Ama bu kontrol iştahı da asla sönmeyecek; aksine büyüyerek dönecek.

Bugün dünyanın yüzde 90’ı mobil iletişim kapsamında ama üçte ikisi hala internete erişemiyor. ITU internetin jandarmalığını yapma hevesini bırakıp kendi anayasasının 33. maddesindeki ‘herkes için erişilebilir, ekonomik ve güvenli internet’ hayali için çabalamaya devam etse galiba hepimiz için çok daha hayırlı olacak.