Devrim de sansür de sessizce geliyor

Orhan Veli Kanık'ın bir şiirini ikinci defa buraya taşıyorum: 'Bedava yaşıyoruz, bedava / Hava bedava, bulut bedava...

Orhan Veli Kanık'ın bir şiirini ikinci defa buraya taşıyorum: 'Bedava yaşıyoruz, bedava / Hava bedava, bulut bedava / Dere tepe bedava / Yağmur çamur bedava'. Yazıldığı yılları bilemem ama bugün için hiçbir bileşenine hak vermek mümkün değil. Bu haftaki konumuzsa 'hava' kısmıyla ilgili.
Pek farkında olmasak da hayatımızda önemli bir rol oynayan kablosuz teknolojilerin temel dayanağı soluduğumuz hava içinde kullandıkları frekans aralıkları. Örneğin yıllar önce yaptığı bir araştırma sırasında geliştirdiği radarın aynı zamanda cebindeki çikolatayı erittiğini fark eden Percy Spencer'ın geliştirdiği mikrodalga fırın 300 MHz (megahertz) ile 300 GHz (gigahertz) aralığında çalışır. Bu aralıktan bir enerji emen yiyecek ve içeceklerin içindeki su, yağ ve şeker ısınır ve saniyeler içinde soframıza sıcak yemeklerin servis edilmesini ya da gün boyu beklemeye gerek kalmadan bir dakikada çözülen dondurulmuş gıdaları mümkün kılar.
Bu aralığın içinde kalan 2.4 GHz frekansını kablosuz modemlerimiz ve kablosuz alıcıya sahip bilgisayar ve cep telefonlarımız da kullanıyor. Dolayısıyla kablosuz internet erişiminde bir sorun yaşarsanız etrafınızda
bir mikrodalga fırını çalışıyor olması kuvvetle muhtemeldir.
Benzer şekilde artık neredeyse unutulan AM ve ona inat yaygınlığını koruyan FM radyo yayınları da belirli bir aralığı kapsar. Yani radyolarımızın 87.5 ile 108.0 arasındaki değerleri yayınlarının
MHz değerinden karşılığıdır.
FM, AM, UHF, VHF gibi farklı aralıkları temsil eden yapılar da aynı şekilde sınıflanır. Bu frekans düzenlemeleri gereklilikten öte, şarttır. Yoksa bir dönem yaşadığımız gibi FM yayınlarının inişe geçen uçakların telsizine karışması gibi absürd ve tehlikeli şeyler baş gösterir. İniş izni isteyen bir uçağın kuleden cevaben tüm hayırsızlar için 'Atilla Taş'tan 'Ham Çökelek' anonsunu duyması herhalde çok da arzulanan bir şey değildir. Benzer durumlar itfaiye, polis ve askeri kuvvetlerin kullandığı telsizler için de geçerli.
Bu kadar teknik bilgiden sonra günümüze ve konumuza gelelim. Türkiye'nin gündemini dünyadan 10 yıl sonra kurcalamaya başlayan 3G (üçüncü nesil) cep telefonu altyapısı da benzer bir temele oturuyor.
2 milyar 600 milyona yaklaşan kullanıcısıyla (Türkiye de dahil) dünyanın en yaygın mobil iletişim standardı halin gelen GSM, kimi İskandinav ve Amerika kıtası ülkelerinde değişmekle birlikte 900 MHz ya da 1800 MHz üstünden hizmet veriyor.
Bizde bırakın hizmetini sunmayı, ihalesi bile bir türlü tamamlanamayan 3G ise sonuçta aynı işi başka bir frekans aralığından yaparak bize daha hızlı internet erişimi ve buna bağlı olarak daha gelişmiş hizmetler sunan bir yapı.
3G için milyarlarca avro araştırma-geliştirme bütçesi ayıran, frekans ihalelerinde bile aldığı yüksek bedellerle birçok operatörü batma noktasına getiren Avrupa'nın şimdi yeni bir projesi var. Avrupa Birliği'ne üye ülkelerin telekomünikasyon bakanlarının ortak kararıyla 3G hizmetinin mevcut GSM ağı üstünden verilmesi teklif ediliyor. Avrupa Komisyonu'nun haziran ayında sunduğu bu proje sayesinde 27 üyeli birliğin daha ucuz ve yaygın hizmet vermesi mümkün olabilecek. Çünkü yeni baz istasyonları,
yeni yazılımlar ve donanımların büyük bölümünün alımı gereksizleşecek.
Kurumun raporuna göre GSM üstünden verilen aynı maliyetli 3G hizmetinin kapsama alanı yüzde 40 daha fazla. GSM Derneği (GSMA) tarafından yayımlanan bir rapora göre sadece 900 MHz üstünden 3G hizmeti verme karanını onaylamakla Asya, Avrupa ve Afrika'da 300 milyon insan 2012 yılında mobil genişbant internet ile tanışabilir.
Bunu AB kapsamında hayata geçirmek için Avrupa Parlamentosu'nun onayı gerekiyor. O da olacak gibi. Küçük bir ayrıntı gibi görünen bu düzenlemenin bize olası etkilerini başka bir yazıya saklayalım.
Avrupa'nın bir diğer önemli kararıysa DVB-H'nin AB'nin ortak mobil TV yayın standardı olarak kabul edilmesi oldu. Avrupa'da Nokia tarafından desteklenen bu format Uzakdoğu'da birçok ülkede uzun süredir kullanılıyor. Özetle yine özel bir frekanstan TV yayınlarının dijital kalitede aktarılmasını sağlıyor. Üstelik 3G olmadan da cep telefonunuzdan ya da benzeri cihazlardan TV izlemeyi mümkün kılıyor. Çünkü görüntüyü internetten değil aynen antenli televizyonlarımız gibi hava dalgalarından alıyor. Bu da ucuz maliyetli ve yüksek kaliteli görüntü anlamına geliyor.
Dünya bunlarla uğraşıyor diye biz de boş duracak değiliz. Bakın bizim Telekomünikasyon Kurumumuz da kurduğu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı aracılığıyla kapatacak web sitesi avında. Siz de sakıncalı bulduğunuz siteleri hemen 0312 582 82 82 numaralı telefona ya da www.ihbarweb.org.tr adresine ihbar edin. Teknolojiyi geliştiren var nasıl olsa; birileri de bu doyumsuz, sınır tanımaz, kendini bilmez halka haddini bildirmeli...