Dijital bakireler

Google aramasında hakkında hiçbir bilgi çıkmayan bir insandan daha korkutucu ne olabilir?

Geçenlerde bir konferans için ülkemizi ikinci kez ziyaret eden Richard Stallman, sistemin müzmin muhaliflerinden biri. Neredeyse 30 yıldır teknoloji dünyasını ticari kaygılardan beslenerek sarmalayan bütün kirli fikir kırıntılarıyla bıkmadan, usanmadan mücadele ediyor.
İlginç bir özelliği daha ortaya çıktı Stallman’ın. ‘Stalin’in rüyası’ olarak tanımladığı cep telefonları da karşı çıktığı şeylerden biriymiş meğer. “Sürekli nerede olduğumu, ne yaptığımı, kiminle ne konuştuğumu kaydedip bir yerlere bildiren bir cihazı yanımda taşımak istemiyorum” diyor (goo.gl/Tduok).
Reddetme gerekçesini haksız bulmaya imkan yok. Ama bunun için onları reddetmek de büyük cüret. Mekteplerin yokluğundaki maarifin yönetim kolaylığı hesabı. Stockholm sendromu...

* * *
Formspring adlı bir site, üye olan kişilere soru sorabileceğiniz bir yapı sunuyor. Ben de ilk günlerinden beri üyeyim (formspring.me/mserdark). Bu yazıyı yazarken baktığımda dehşetle fark ettim ki cevapladığım soru sayısı 7 bini geçmiş.
Gelen birbirinden ilginç sorulardan biri şöyleydi: ‘Genç bir erkek ya da kızın Google’da hiçbir bilgisinin çıkmaması iyi midir kötü mü?’ (goo.gl/KwW7F). Cevabı kolay değil. Her türlü bilgiyi paylaştığımız; paylaşamadığımız ya da ihmal ettiğimiz her biri için ayrı bir sitenin türediği bir dönemde... İş başvurularından ilişkilere dek adayların Google ve Facebook’tan temiz kağıdı aldığı zamanlarda...
Dürüst olmak gerekirse Google’da var olmayan birisi benim için de tedirginlik kaynağı. İtiraf etmeye korktuğum sebeplerinden biri de kendimi çıplak hissettirme etkisi. Başka türlü bir halin farkına varma ve hangimizin daha huzurlu, rahat olduğunu kestirememe durumu.
Önümüzdeki dönemin alternatif akımlarından biri de işte bu açmazdan çıkacak. Dijital bakireler... Stallman kadar radikal değil belki ama şüphecilik ve ret ile beslenen yeni bir akım.

* * *
Örneğin annemle telefonda konuşurken “nasılsın, ne yapıyorsun?” dediğinde aklıma bir şey gelmiyor. Oysa aynı soruyu soran Twitter’a her an verecek bir sürü cevabım var. Hayatım, yaptıklarım, yediklerim, gördüklerim ve düşündüklerim hakkında annem-babamdan fazla bilgiye sahip on binlerce insanın varlığını bilmek kimi zaman ürpertici.
Ve eminim annem her şeyden ne kadar geç haberi olduğunu bilse çok darılırdı.

* * *
Peki bütün bu harala gürelede tercihen, bilmediğinden ya da imkansızlıktan dışarda kalanlar ne olacak? Çevre yapmanın küresel bir spor dalına, dijital platformların kendini cilalamanın er meydanına döndüğü bu çağda dışarıda kalanları onurlu ama zor bir mücadelenin beklediği kesin.
Bunları düşünürken aklıma ‘Forrest Gump’ filminden bir sahne geliyor. Aylarca ülkeyi bir uçtan koşarak geçen Forrest bir gün ansızın durur. Büyük bir amacı olduğu hissiyle ona bu serüvende eşlik edenler meraklı gözlerle yapacağı açıklamayı bekler. Forrest’ın cevabı nettir: Yoruldum!
Hepimiz bir gün yorulacağız.

.