Dil elden gidiyor! Sahip çıkanı da yok mu?

Teknolojinin dile yönelik 'bozma' olarak nitelendirilen etkisinde kimse dokunulmazlığa sahip değil.
Dil elden gidiyor! Sahip çıkanı da yok mu?

Toplumsal dönüşümleri tetikleyen kavramların tetiklediği paniğin türlü çeşit örneği için tarihe göz ucuyla bakmak bile yeterli. Özellikle endüstri devrimi sonrası değişen yaşam şekillerini, yerleşim düzenlerini, üretme ve sahip olma maliyetlerini, çalışma şartları ve toplumsal sınıfları düşününce uç veren direnci anlayabilmek nispeten kolaylaşıyor.

Sosyal ve ekonomik düzenin hızlı değişimine aşkla sarıldığımız bir zaman dilimi hiç olmamış. Dolayısıyla teknoloji gibi kökten dönüştürücü kavramların etkilerini huzurla kabullenmeyi de kimse beklemiyor sanırım.

Yine de kullanıma yönelik verilerle medyaya yansıyan isyanları karşılaştırınca şaşırmamak elde değil. Bir yanda çılgınca artan bir kullanım; diğer yanda uykunun en güzel anında beliren sinek vızıltısı misali dinmeyen şikâyetler.

Bu kadar büyük bir sorun nasıl ve neden bunca kitlesel bir kabul görüyor anlamak kolay değil. Geleneksel otorite de zorlanıyor olmalı ki sürekli ‘interneti doğru kullanma’, ‘bilinçli kullanıcı’, ‘içerik filtresi’ gibi tutmayacak mayalara enerji harcıyorlar.

Teknolojinin birey eksenli bir dünya kurguladığını, hiçbir şeyin eskisi gibi merkezi yapıya dönemeyeceğini, güç ve otoritenin zaman, konu ve duruma göre değiştiğini geleneksel yapılara kabul ettirmek kolay değil. Ama durum aynen bu şekilde.

Değişmeyen tek şey teknolojinin etkilerine karşı gösterdiğimiz alerjik reaksiyon. Daha birkaç sene önce yolda yürürken cep telefonuyla konuşmanın görgüsüzlük sayıldığını hatırlayan var mı? Bulunduğu mekanı ya da yediği yemeği sosyal medyada paylaşanlar daha kaç sene yerden yere vurulabilecek dersiniz?

‘Eskisi daha güzeldi’

Daha ilginci yenilikle beslenir gibi görünen teknoloji tutkunlarının aynı zamanda dünyanın en muhafazakar grubunu oluşturması. Yeni bir iPhone için gece-gündüz teori, dedikodu peşinde koşup adak adayanlarla lansman sonrasında “Eskisi daha güzeldi”, “Bu muydu yani?” feryatlarıyla ayaklananlar aynı kişiler. Yeniliğe yönelik iştaha karşı eskiye bu kadar bağlı kalma isteği insan doğasının kesinlikle en düşündürücü yansımalarından biri.

Bütün bu süreçte hiç değişmeyen tartışma eksenlerinden biri de ‘dilin dönüşümü’. Ya da kimilerinin tercih ettiği haliyle ‘dilin bozulması’. İşin garibi bu tartışmanın en hararetli yaşandığı yer hem bu teknolojilerin hem de yeni lisanın yeşerdiği ABD.

Kerhen de olsa dünyanın ortak diline dönüşen İngilizce hızla internetten kopuk kitlelerin anlamakta zorlandığı bir dile dönüşüyor. Büyük küçük harf, yazım kuralları, bitişik ya da ayrı kelimeler anlamlarını yitiriyor. Semboller, kısaltmalar, ikonlar yepyeni bir öbek doğuruyor. Birkaç günde dünya çapında popülerleşen mimler, onlardan habersiz olanlar için anlamsız bulutlara dönüşüyor. En basitinden ‘beyin bedava’ ya da ‘benim eyyorlamam bu kadar’ kelimelerinin neden bu kadar güldürdüğü; hatta ne anlama geldikleri bile mimlerden bihaber olanlar için tam bir muamma.

Bugünkü yaygın kültürde neredeyse karşılığı bile kalmamış ‘kan kardeş’ kelimesinin önce ‘kanka’ya, sonra (yine internet destekli bir alt-kültür olan) Emo tarzıyla ‘qanqa’ya, sonra da İnci Sözlük vesilesiyle ‘panpa’ya evrimini belki bir sonraki internet kuşağı bile bilmeyecek. Bir ‘panpa’ da asla bir ‘kan kardeşi’ olamayacak elbette. Arkadaş kavramının Facebook sonrasında aynı anlamı taşıdığını iddia edebilir misiniz mesela?

İnternetin İngilizce’yi (bile) bozduğunun iddia edildiği bir zamanda dil, kavram ve algıların yenilikçi bir eksende kesinlikle yeniden tartışılmasının gerektiği ortada.

ARO, KİB, bay.

HTC One 5 milyona koşuyor

 

Düşen kârlılık ve stok yönetim sorunlarıyla boğuşan ve bu uğurda birçok üst düzey yöneticisiyle yollarını ayıran HTC, piyasaya sürdüğü son telefonu HTC One ile 5 milyona yakın satışa ulaştı. Yakın rakibi Samsung Galaxy S4 ise piyasaya çıktığı ilk ay 10 milyondan fazla satmıştı. HTC İcra Kurulu Başkanı Peter Chou bu modelin başarısız olması durumunda istifa edeceğini açıklamıştı. Özetle HTC One’ın her anlamdaki performansı firma için kelimenin tam anlamıyla ‘hayati’ önem taşıyor. (bit.ly/12ceAcb)

Daha uzun ömürlü piller

 

Her yeni modelde biraz daha gelişen ve yetenekli hale gelen mobil cihazların tökezlediği tek alan pil ömürleri. Pek çok kullanıcının öncelikli cihazı haline gelen mobil ürünlerin çoğu büyüyen boyutları ve güçlenen yapılarıyla tek şarjla bir günü bile geçiremez durumdalar. Yatırımcıları arasında birçok vizyoner bulunan Amprius adlı beş yıllık bir girişim ise bugün neredeyse her cihazda kullanılan lityum-iyon tabanlı pillerin ömrünü yüzde 25 arttırdığını iddia ediyor.

Bittorrent ile senkronizasyon

 

Microsoft’un kuruluş ideali her masaya bir bilgisayar yerleştirmekti. Bu eşiği (en azından belirli bir kesim için) geride bırakalı çok oldu. Şimdi neredeyse her masada kendine yer bulan bilgisayarlara, her cep ve çantada yer alan akıllı telefon ve tabletler eşlik ediyor. Bütün bu cihazların sahiplerine yüklediği sorumluluksa cihazlar arasında bilgileri eşlemek, güncel tutmak. Bu konudaki en popüler hizmetlerden Dropbox’a en güçlü alternatif sessiz sedasız Bittorrent şirketinden geldi. SyncApp adlı uygulama bittorrent tabanlı merkezi sunucusuz, sınırsız ve ücretsiz bir yapıda bilgi senkronizasyonunu mümkün kılıyor.