Elektronik günahların sanal cennetleri

Geçen hafta mobil haber hizmetinden online bankacılığa kadar birçok öncü uygulamayı yaratan Pozitron firmasının Genel Müdürü Fatih İşbecer ile bir tanışma sohbeti sırasındayken laf lafı açtı ve konu uzun zamandır ele almak istediğim 'siber offshore'lara geldi.

Geçen hafta mobil haber hizmetinden online bankacılığa kadar birçok öncü uygulamayı yaratan Pozitron firmasının Genel Müdürü Fatih İşbecer ile bir tanışma sohbeti sırasındayken laf lafı açtı ve konu uzun zamandır ele almak istediğim 'siber offshore'lara geldi. Böyle hassas bir konuya hemen dalmak yerine biraz etrafından dolanmak daha iyi olacak.
Birçok filme ve diziye ev sahipliği yapan Las Vegas, ABD'de 'Günah Şehri' olarak bilinir. Çünkü ülkenin neredeyse her yerindeki yasaklar burada yasaldır. Sokak fahişeliği, genelevler, günün her saatinde içki satın alabilme ve içebilme, kumarhaneler ve dahası... Ne var ki dünyanın en fazla ampulünün çalıştığı, paranın su gibi aktığı ve en çok turist çeken yerlerden biri olma gibi bir dizi unvana sahip bu şehrin 1905 yılından önce haritada bile yer almadığını hatırlamak çoğu kişiye inanılmaz gelir. 1911 yılında şehir olarak onaylanan Las Vegas bir anlamda ülkenin gazını alması için oluşturulmuş yapay bir supaptan başka bir şey değil. Böyle bir merkezin kurulması, kumar, fuhuş gibi kavramların serbest bırakılması ve belirli yasal (ve elbette kimi yasadışı) kuruluşların denetimine bırakılması, ülkenin her tarafında salgın halini alan dertlerin orada kontrollü bir kaos misali ilerlemesini sağlar. Benzer modeller farklı yöntemler altında birçok ülkede varlığını hâlâ sürdürüyor.
Kanun dışı olanın belirli bir alanda muaf tutulması aslında 'organize sanayi bölgesi' mantığından çok farklı sayılmaz. Faydalılık kriteri, düzenleme ve denetlemeyi ne kadar iyi yaptığınızla doğru orantılıdır. Herhalde bir devlet için her izbede mantar gibi yayılan batakhaneler yerine sınırlarını bildiği, kimin işlettiğini ve ne yaptığını denetleyebildiği, vergisini alıp baskısını her an hissettirebildiği mekânlar tercih edilir olsa gerek.
Sınırları ve mantığı biraz daha zorlayan alanlar da var elbette. Kayıt dışı ekonominin musluktan akan su kadar doğal olduğu Türkiye'nin anlamakta hiç zorlanmayacağı gibi dünyada göz ardı edilemez oranda karapara akacak yer arıyor. Haydan geleni huya salmak istemeyince çoğumuzun haritada arasa bulamayacağı küçük ada ülkelerinde yüz milyarlarca dolar kazanç, esas kazanıldığı ülkelerdeki vergi denetimlerinden ırak dönüp duruyor. (Mesela ülkemizin en büyük teknoloji/iletişim şirketlerinin ortaklık yapılarına baktınız mı hiç?)
Sırf ekonomi olarak da düşünmeyin. Dünyanın sorgusuz bir mutabakatla lanetlediği çocuk pornosu kavramı için bile kimi ülkelere özel turlar var. Oralar o işin serbestliğiyle nam salmış. Bu ülkelerin birinde davetli olduğumuz bir fabrika gezisinde Türk rehberimiz buraya her sene gelen özel gruplar olduğunu söylemişti. O kerli ferli sübyan müptelalarının o meseleleri memleket sınırlarında en vahşice kınayanlar olduğuna da eminim; ayrı mesele.
Para, fuhuş, kumar ya da pornoyla da bitmiyor; terörün bile serbest olduğu bölgeler olduğu artık mağarada yaşamayan herkes için sıradan bir bilgi. Peki internette durum ne?
En iyisi marjı çok zorlamadan 'hafiften' başlayalım. 2000 yılında Rusya'da Allofmp3.com adresinde MP3 satışı için bir site kuruldu. Amerikan ve Avrupalı rakipleri tanesini 1 dolardan satarken onlar aynı bedele 10 şarkı sattı. Diğerleri çekilen şarkının başka yere kopyalanmasını engelledi, onlar hiçbir koruma koymadı. Dünyanın her tarafına şarkı satmaya başlayıp senede 30 milyon dolar ciroya ulaşınca Rusya'da yasal olan, vergi veren bu siteye karşı Amerikan müzik yapım ve satış şirketleri görülmedik bir savaş açtı. Öyle ki VISA bu siteye yönelik kredi kartı kullanımını bile engelledi. Sonunda site kapandı ve kurucusu davalık oldu. Peki ne oldu? O kitle tekrar korsan kopyalara döndü...
Bu gibi konularda internette de sanal off-shore adaları var. Örneğin bugün birçok yasadışı site komşumuz Ermenistan üstünden hizmet veriyor. Her geçen gün karanlık işlerle ilgili sitelerin adreslerinin sonunda .am uzantısı görmeniz tesadüf değil yani. Bu işlerden elde ettiği gelir belki Türkiye gibi bir ekonomi için ciddiye bile alınmayacak kadar küçük ama meteliğe kurşun sıkan Ermenistan için durum farklı.
Peki o zaman soruyorum: bizim kumar için güvenli bölge ilan ettiğimiz Kuzey Kıbrıs neden internette böyle bir role soyunmaz? Neden dünyanın görmezden geldiği KKTC bu stratejiyi izlemez? AllofMP3.com sitesi oradan yayına geçseydi ne olurdu? Tanımadıkları bir ülkeye karşı dava mı açacaklardı? Bence ülke için inanılmaz bir tanıtım olurdu. Öte yandan belki de böyle bir süreç kimi alanlarda ambargo ve muhattap alınmama işkencesine bile son verebilirdi. KKTC'nin kaybı ne olurdu? Kumarhanelerini pazarlamaya çalışan Kuzey Kıbrıs, sanal kumarhanelerin de merkezi olsaydı? Bu pazarı Cebelitarık'a, Vanatu'ya, Caicos'a kaptırmak zorundalar mıydı?
Düşünün bir...