Eskiyen cep telefonları nereye gider?

Türkiye'de kişi başına ortalama 5,4 mobil cihaz düşüyor. Gözden düşen cihazların rakamınıysa henüz kimse bilmiyor.
Eskiyen cep telefonları nereye gider?

Bir dönem ‘eskisini getir, yenisini götür’ kampanyaları vardı. Buzdolabı, çek-yat, çamaşır makinesi, ütü gibi iyi-kötü iş görür kim bilir kaç ürün bu çağrıların yüzü suyu hürmetine durduk yere yerini yenilerine bıraktı.

Şahsen ütü yapma meselesini katlanılabilir hale getiren bir ütüye denk gelemedim. Merdaneli devir kapandığından beri çamaşır makinesi denen meret de düğmesine basıp kendi haline terk ettiğimiz bir hizmetkârdan ibaret. Daha az elektrik, daha az su; hepsine eyvallah. Ama merdaneye elini, saçını kaptırmadıktan ya da içine deterjan dökerken çarpan elektrikle titremedikten sonra çamaşıra dair her şeye razıyız (Hangisini yaşamadık ki?).

Vicdanlar rahatlasın

Yeniye ulaşma adına terk edilen o eskilere ne olduğuna kafayı taktığım zamanlar oldu. Bir yerlerde toplanıp, işe yarar parçalarının sökülüp, yeni cihazlarda kullanıldıklarını sanıyordum. Gerçekte aksine tamamının hurdalıklarda toplanıp kıyıldığını duyduğumda epey şaşırmıştım. Ama öğrendiğim en hayret verici bilgi, hurda çamaşır makinelerinin ön cam kapaklarının fırına dayanıklı kâse olarak satılmasıydı (gerçek hacker ve inovatörler böyle şeyleri akıl edenler işte).

‘Eskiyi getir’ esprisinin -tahmin edeceğiniz gibi- iki ana hedefi var. İlki ‘peşinata sayma’ adı altında sahte bir tasarruf hissi yaratıp vicdan rahatlatmak. İkincisiyse yenisi alınan ürünün eskisinin ne olacağı derdini ortadan kaldırmak. İsraf meselesine hiç girmiyorum bile (tövbe, haşa!).

Zamanında bir geri dönüşüm tesisini ziyaret etme, gözlem yapma fırsatı bulmuştum. Bu cihazları dönüştürmenin ne kadar zor olduğunu bilsek eminim en azından bir kısmımız daha temkinli davranırdı.

Oysa ibadetini tüketimle yapan bizler geride bıraktığımız izi nadiren merak ediyoruz.

Çöpe giden altınlar
Geçen haftaki modüler cep telefonlarıyla ilgili yazımda değinemediğim konulardan biri de buydu (bit.ly/1keKPep). Nice cep telefonu çoğu zaman ufak-tefek sebeplerden dolayı neredeyse hiçbir arızası yokken sahipleri tarafından ‘terk ediliyor’. Çoğunun bir şekilde el değiştirdiğini düşünebilirsiniz ama istatistiklere göre büyük bölümü çekmecelerde, kutularda çürüyor.

Ve inanılmaz gelebilir ama yabana atılmayacak sayıda cihaz da resmen çöpü boyluyor. Afrika ya da Asya’nın yerini haritada bile gösteremeyeceğimiz bir ülkesinde devam eden hayatları, elektronik devrelerindeki altın ve gümüşe sahip olmak uğruna kanserojen dumanlar eşliğinde onları yakanların elinde son buluyor.

Bu ölümüne çaba boşuna değil elbet. Bu şekilde eritilen her 1 milyon cep telefonundan 16 ton bakır, 350 kilo gümüş ve 34 kilo altın çıkıyor. Sadece 2010 yılında 152 milyon cep telefonunun çöpe atıldığını hatırlatayım; geri kalan hesabı siz yapın (bu hesaba tablet, TV, radyo gibi bileşenleri de ekleyin).

Daha da vahimi, sektör analizleri şu an yıllık 40 milyon ton civarındaki e-çöp hacminin 2017’de 65,4 milyon ton seviyesine ulaşacağını gösteriyor. Çöplüğün en büyük kısmını 18 kat artışla cep telefonları oluşturacak (bit.ly/1kf4HhG).

Ingram Micro Mobility (IMM) adlı şirket bu konuda hizmet veren dikkat çekici girişimlerden biri (bit.ly/1kfwGxR). Telekom operatörleri ve teknoloji mağazalarından topladığı ‘eski’ telefonları durumuna göre ikiye ayırıyor. Artık işe yaramayacak durumda olanlar geri dönüşüme giriyor. Kullanılabilir durumdakiler ise uzman ellerde yeniden hayata döndürülüyor. Önce içlerindeki bilgileri siliniyor, içi-dışı elden geçiriliyor, eksik bileşenleri tamamlanıp paketleniyor ve (yenilenmiş ibaresi eklenerek) satışa sunuluyor. IMM tek başına günde 10 bin cihazı bu şekilde yeniden hayata döndürüyor.

Her gün (evet her gün) 1.5 milyon yeni cep telefonu dünyaya gözlerini açıyor. Bu açıdan bakınca IMM ve benzeri şirketlerin reenkarnasyon çabaları henüz okyanusta kum tanesi bile değil. Ama yine de umut var. Sektörel raporlar kaderine terk edilen telefonların 34 milyar dolarlık bir pazar oluşturduğu iddiasında.

IMM bu pastaya gözünü dikenlerden sadece biri. Başkaları da olacak elbet.

Fişi çek, tasarruf et!

Gece yatmadan önce duş alma, diş fırçalama gibi ritüellerin arasına çok daha önemli bir madde daha eklendi: Telefonları şarja takma. Çoğu yatağın başucunda gece boyu en az bir cihaz sabaha kadar şarjda kalıyor. Tam dolu bir pille güne başlamak uğruna yürüttüğümüz bu çabada gözümüzden kaçan bir ayrıntı var: Cihazlarımız tamamen şarj olsa dahi fişte takılı kaldıkları süre boyunca elektrik tüketmeye devam ediyor. Dahası araştırmalara göre elektrik faturalarımızın yüzde 10’u bu gereksiz harcamadan oluşuyor.

Vampire Labs adlı bir şirket Kickstarter sitesinden bulduğu kitle fonuyla bu soruna yepyeni bir çözüm sunmayı hedefliyor. Geleneksel bir şarj adaptörü görünümüne sahip Vampire Proof Charger, bağlı olduğu cihazın pili dolduğu anda sahip olduğu şalter sistemiyle enerji tüketimini kesiyor. Böylece fişe takılı kaldığı süre boyunca elektrik harcanmamış oluyor. İlk parti üretimin haziran ayında satışa sunulması hedefleniyor. Bu kadar basit bir fikrin şimdiye dek neden düşünülmediği de ayrı bir merak konusu (vampirelabs.com).