Google'dan yeni bir dalga etkisi

İnternetin olduğu kadar dünyanın da en değerli markalarından biri haline gelen Google, geçtiğimiz hafta anavatanında I/O adlı bir etkinlik düzenleyerek...

İnternetin olduğu kadar dünyanın da en değerli markalarından biri haline gelen Google, geçtiğimiz hafta anavatanında I/O adlı bir etkinlik düzenleyerek web uygulamaları geliştirenlere ve bir grup medya mensubuna kendi yeniliklerini tanıttı. Firmanın cep telefonları için geliştirdiği açık kaynaklı Android işletim sistemine yönelik bazı gelişmelerin de tanıtıldığı etkinlikteki esas sürpriz Wave adlı yeni hizmet oldu.
Wave’in ayrıntılarına girmeden önce biraz geçmişe bakıp Google’ın yeni girdiği alanlara yönelik yaklaşımlarını hatırlamakta fayda var.
1 Nisan 2004 tarihinde Gmail adını verdiği web tabanlı eposta hizmetini tanıtırken Google birçok tabuyu da yerle bir etmişti. Mevcutların 10-15MB kapasite sunduğu pazara Gmail 1000MB alanıma merhaba demişti. Bütün rakiplerde istisnasız yer alan klasör yapısı kalkmış, yerine etiketleme sistemi gelmişti. Dolayısıyla artık mektupları hem birden fazla başlık altında depolayabiliyor hem de daha kolay ulaşabiliyordunuz. Gelen kutusuysa artık sadece tarih sırasına göre sıralanmakla kalmıyor konulara göre de gruplanıyordu. Böylece konuları takip etmek de kolaylaşıyordu. Öte yandan bütün kullanıcıların başına bela olan spam; yani istenmeyen mektuplar da Gmail ile sihirli bir değnek değmiş gibi neredeyse tamamen ortadan kalkmıştı.
Yahoo, Hotmail gibi rakiplerinin ciddi paralar istediği (ve hâlâ istemeye devam ettiği) POP3 ve IMAP gibi hizmetler Gmail’de bedava sunuldu. Bu iki özellik sayesinde mektupların cep telefonu gibi taşınabilir cihazlar ya da Outlook ve benzeri bağımsız yazılımlar tarafından da okunup cevaplanabilmesi mümkün oluyordu.
Bu sayede Google, Gmail hizmetiyle kısa sürede hatırı sayılır bir kullanıcı kitlesine ulaşmayı başardı.
Bugün benzer bir girişimi Wave ile hayatımıza sokuyor.
Google Wave’in ne olduğunu bir kelimede özetlemek güç. Hızlı mesajlaşma, e-posta, wiki, sosyal ağ ve birlikte çalışma araçlarının toplandığı bir ortak platform olarak nitelendirilebilir. Hedefiyse insanların iletişimi ve ortak hareket etmesini mümkün olduğu kadar kolaylaştırmak.
Detaylarında irili ufaklı onlarca yeni yaklaşım bulunuyor. En basit örneklerinden biri mesajlaşma alanında. ICQ ile popülerleşen ve bugün MSN Messenger, Yahoo Messenger ve Google Gtalk ile süren hızlı mesaj akımının temelinde sohbet varsa da aslında bu sürecin neredeyse yarısı ekranda beliren ‘Ahmet şu an yazıyor’, ‘Ayşe yazıyor’ satırına bakıp karşı tarafın mesajın tamamlanması için harcanıyor. Wave ise bu süreci gerçek zamanlı hale getiriyor. Yani Ahmet o an hangi tuşa basarsa 200 milisaniye içinde sizin de ekranınıza geliyor. Dolayısıyla karşı taraf daha cümleyi yazarken takip edebiliyorsunuz.
Pek çok Google hizmetinde olduğu gibi Wave de tamamen açık bir platform. Herkesin kendi projesi, sitesi için ucundan tutması, içinde yer alması ya da bir parçasından faydalanması ‘Google Wave Federation Protocol’ adı verilen bir açık yapıyla sağlanıyor.
Henüz halka açılmadığı için elimizdeki bilgiler sadece firma tarafından yapılan açıklamalar ve sunumlarla kısıtlı. Ancak şimdiden göründüğü kadarıyla bile internet üstünde iletişim kurma eylemini kökten değiştirebilecek bir uygulamayla karşı karşıyayız. Üstelik karmaşık gibi görünen maharetlerine rağmen diğer Google hizmetlerini kullananların alışmakta hiç zorlanmayacağı bir arayüz söz konusu. Üstelik eğer bütün iletişiminizi Google sunucularında yürütmek istemiyorsanız onun da kolayı var: Firma size bu altyapıyı ücretsiz olarak kendi sunucunuzda kurup kullanma seçeneği sunuyor.
Şimdi bir an için durup bu hizmetin neden önemli olabileceğini düşünelim.
İlk dönemin internet siteleri site sahiplerinin bilgiyi hazırlayıp ziyaretçilerinin okuduğu, dinlediği, izlediği yerlerdi. Sonra iki farklı kırılım ortaya çıktı. Bir grupta bizdeki Ekşi Sözlük ya da online ansiklopedi Wikipedia gibi tamamen ziyaretçilerin yarattığı içerikle beslenen siteler ortaya çıktı. Diğer gruptaysa kendi yarattığı kadar kullanıcılarının katkılarıyla da harmanlanan yapılar yer aldı. Buna örnek olarak kullanıcı yorumlarını kabul eden herhangi bir siteyi düşünebiliriz.
Yakın dönemde ortaya çıkan bir başka ara akımsa insanların fikirlerini, keşfettiği siteleri ya da kaydettiği içerikleri kendisine üye kişilerle paylaşıp birlikte tartıştığı yapılar oldu. Türkiye özelinde bunun en popüler örneği Friendfeed.com  sitesi oldu (ABD’den sonra en büyük kullanıcı grubu Türkler).
İşte bütün bu yapıda Google, tohumunu kendi attığı bir yapıda aralarında iletişim kurmak isteyen insanlara yönelik şimdiye kadar denenmemiş fikirlerin yer aldığı yepyeni bir platformla yer almaya hazırlanıyor. Bu sürece şahit olmak içinse wave.google.com  adresini takip ediyor olmakta fayda var.
Eğer biraz daha ayrıntılı bilgi isterseniz (ve İngilizce biliyorsanız) bu ürünün tanıtıldığı etkinlikteki konuşmayı getir.net/61c  adresinde YouTube üstünden izleyebilirsiniz.
Aa, pardon YouTube sansürlüydü, değil mi?
Ben de oturmuş burada daha evrimden, devrimden bahsediyorum. Ama Başbakan
giriyor işte; siz de girin.