Hindistan'ı dinliyorum gözlerim kapalı...

Fena halde podcasting denen akıma kaptırmış durumdayım. Daha yeni yeni kendini göstermeye başladığı geçen senenin ekim ayında Sanal Âlem sayfasında tanıttığım bu hizmet (yine benim gibi) RSS ile ilgili olanlar için çok da orijinal değil.

Fena halde podcasting denen akıma kaptırmış durumdayım. Daha yeni yeni kendini göstermeye başladığı geçen senenin ekim ayında Sanal Âlem sayfasında tanıttığım bu hizmet (yine benim gibi) RSS ile ilgili olanlar için çok da orijinal değil. Basitçe şöyle anlatılabilir: beğendiğiniz radyo programlarını seçiyorsunuz ve bir yazılım her gün gidip sitesine bakıyor. Eğer yeni bir program hazırlanıp siteye konmuşsa genellikle MP3 formatındaki yayın dosyasını yazılımınız çekiyor. Siz de bilgisayarınızda ya da MP3çalarınızda dinliyorsunuz. Yayınlar arasında insanların evinde yaptığı kayıtlar da var, BBC, VOA (Voice of America) gibi profesyonel yayınlar da var. Tahmin edeceğiniz gibi benim tercihim daha çok teknoloji konulu olanlar. Her gün çektiğim yayınlardan biri Hindistan'da bir teknoloji meraklısı gencin evinde kaydettiği teknoloji sohbetleri. Gece yatağımda dinliyorum. Acaba o Hindistan'da odasına kapanıp o kaydı yaparken İstanbul'da ve kim bilir daha başka nerelerde insanların kendini dinlediğini düşünüyor mudur? Bir-iki haftaya kadar podcasting konusuna daha geniş bir şekilde döneceğiz. Yayınlar nasıl dinlenir, nerede bulunur, nasıl yüklenir, en verimli nasıl kullanılır... MP3çalarlar bir yana cep telefonlarınıza bile yükleyebiliyor olmanız işi daha da keyifli yapıyor.
Bu vesileyle cepleri karıştırmaya devam edelim. Taşınabilir cihazlar alanı öyle bir hızla gelişiyor ki her gün yazsam bile tüketemeyeceğim kadar yenilik ortaya çıkıyor. Dikkat çekici örneklerden biri Gizmondo adını taşıyor. Bakıldığında Nokia'nın ucunu gösterip sonra üretmekten vazgeçtiği 7700 modeliyle neredeyse aynı çizgi ve boyuta sahip. Ancak o sadece bir cep telefonu değil. Aynı zamanda birçok oyuna sahip bir el konsolu. Ve ayrıca bir kamera, müzikçalar, film oynatıcı, mesajlaşma cihazı. GPS ile uydulara, GPRS ile internete, bluetooth ile diğer cihazlara bağlanabilen bir mucize. Dolayısıyla herkesin cebinde kendine bir iş bulabilir. Yakında 400 dolar fiyatla piyasaya çıkacak Gizmondo sadece Britanya'da 650 binden fazla ön sipariş toplamış.
Cep telefonu sektörü de durmuyor elbette. Motorola ve Samsung markalarıysa bu alanda öne çıkan iki marka haline geliyor. Motorola bir süredir Apple ile yürüttüğü işbirliğini iPod'lu cep telefonu gibi bir ürüne dönüştürme çabasında.
CES Fuarı'nda tanıttığı 'akışkan medya' (liquid media) ise çok daha zengin bir dünyayı kurguluyor. Akışkan medya, ihtiyaçlara göre şekil alabilen cihazların dünyasını anlatan bir terim. Birleşiyor, ayrılıyorlar. Müzikçalara tuş takımı ekliyorsunuz telefon oluyor. Ekranı çıkarıp alıyorsunuz film oynatma cihazı haline geliyor. Yıllar öncesinin meşhur Voltron grubunun bitmeyen birleşip ayrılma maceraları gibi. Bununla ilgili Motorola tarafından hazırlanan küçük video tanıtım dosyalarını izlemenizi tavsiye ederim. Ne yazık ki bu hayalin kaderi herkesin Motorola'nın uygun gördüğü standartları tercih etmesine bağlı. Aynı kafayla yola çıkan Microsoft'un cep telefonu dünyasındaki durumunu görüyoruz. (İpucu: hüsran)
Samsung ise bambaşka sularda yüzüyor. Örneğin yakında piyasaya çıkacak A800 kodlu cep telefonu sözü yazıya dökebilecek. Böylece bir kısa mesajı yazmak yerine okuyacaksınız. Telefon da sesinizi yazıya dökecek. (bence de Türkçeyi desteklemeyecek) Daha da ilginç bir teknoloji SCH-S310 kodlu modelde gizli. Bu telefon dünyanın ilk hareket algılayan modeli. Yani telefon aşağı, yukarı, sağa, sola hareket ettirildiğini algılıyor. Böylece örneğin cep telefonu oyunlarında oyunun kahramanının zıplaması için sizin zıplamanız, geri gitmesi için telefonu geri çekmeniz yeterli olacak. Seyredenlerin size 'salak' demesi mümkün. Örneğin bununla otobüste pacman oynarken tosuncuğu yana götürmek için telefonu hızla sağa çekerek yanımızdaki teyzenin böğrüne dirseği geçirince, durumu kalanlara nasıl anlatırız düşünmek gerek. Daha ilginç kullanım alanları da var. Örneğin telefonu elinizde tutup havaya 7345 yazdığınızda telefon da bu numarayı çeviriyor. Yine de etraftakiler sizi deli sanabilir. Ama şunu beğendim. Silmek istediğiniz mesaj için telefonu sallıyorsunuz. Ya da havada telefonu davul bageti gibi kullandığınızda gerçek davul sesleri çıkıyor. Demek ki e-bagetler de tarih olacak. Hatta bu telefon adımlarımızı, günlük hareketlerimizi de kaydedip bize sağlık tavsiyeleri verebilecek. 22 ayrı patentin kullandığı bu telefonun bence tek sorunu ismi: SCH-S310. Birkaç kişiyi de toplayıp şu alete adam gibi isim vermek için görevlendirselerdi!
İşte en heyecanlı yerinde yine bitti yerimiz...