İnternetin şalteri inebilir mi?

Halkına kafası bozulan iktidarlar ne kadar muktedir dersiniz?

Soğuk Savaş yılları geriliminden beslenen filmlerinin vazgeçilmez unsurlarından biri Rus ve ABD liderlerinin elinin altındaki o meşhur ‘James Bond’ çantalarıydı.
Anahtarı (ya da şifresi) sadece Başkan tarafından bilinen ve içindeki düğmeye basıldığında önceden belirlenmiş hedeflere nükleer başlıklı füzeleri ateşleyecek sistemler. Ve her seferinde tam basılacakken son anda gelen yürek ferahlatıcı bir haberle hem Yüce Başkan’ın hem de biz fanilerin derin bir oh çekmesine vesile olan şeyler. Sonraları öğrendik ki o sistemler öyle düafondan çaycıya sipariş verir gibi tek bir düğmeyle değil, parçaları farklı kişilere dağılmış karmaşık şifrelerle aktif hale geliyormuş.
Soğuk Savaş’ın mantık donduran yıllarının yarattığı tedirginliğin eseri olarak geliştirilen internetin (ya da o dönemki ismiyle ARPANET’in) amacı da hain Rusların Pentagon’u bombalaması halinde dahi ayakta kalacak bir kontrol altyapısı oluşturmaktı.
Nükleer saldırıya dayanacak şekilde geliştirilen bir yapıyı kul eliyle lağvetmek elbette kolay değil. Son örneklerini Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da yaşanan halk hareketlerinde de görmüş olduk. Ama bu vesileyle birkaç yanlış ya da eksik bilinen ayrıntıyı da paylaşmakta yarar var.
İnternet destekli halk ayaklanmalarının ilk örneğini oluşturan İran Başkanlık seçimlerinde gördüğümüz gibi elektronik örgütlenmeler en az halk kadar devlet tarafından da tercih ediliyor çünkü takibi çok kolay.
* * *
Tunus eylemlerinde öğrendiğimiz üzere devletin bütün kullanıcıların internet şifrelerini ele geçirmesi ve ardından ilişkili olduğu hesapları susturması çocuk oyuncağı. Tunus yönetimi bunu 10 satırlık casus yazılımla halletmiş, bütün muhaliflerin Twitter hesaplarını ve Facebook sayfalarını derdest etmişti.
Mısır eylemlerinde gördüğümüz gibi interneti toptan kapatmak gibi daha önce kimsenin aklına gelmemiş bir tedbiri masaya sürmek de tam anlamıyla mümkün değil. Çünkü borsa, kimi hayati kamu hizmetleri ve haberleşme ağları da bu yapı üstünde ve kapatılmaları mümkün değil. Mobil internet ağları da cabası. Bir parça açıklık kaldığı zaman da sistemin doğası gereği her şey oradan geçebiliyor (Kuruluş amacını hatırlayın).
Devlet bütün omurgayı alaşağı etse dahi şimdilerde kimilerinin adını bile duymadığı çevirmeli ağ hizmetleri her zaman can simidi görevini üstleniyor. Ancak bu sefer de yurtdışına erişimi olan telefon hattı, bu hizmeti veren bir numara ve en önemlisi çevirmeli ağ modemi gerekiyor. Bir bakın bakalım sizde kaldı mı öyle bir şey? Bugün herkes ADSL’e döndü neredeyse.
Çevirmeli ağ erişimi mümkün olsa dahi yöneticilerin bu telefon numaralarını bloke etmesi de an meselesi. Ama hepsi bir yana yine aynı olaylar sayesinde öğrendik ki, iş o raddeye geldiği zaman artık hiçbir tedbir kâr etmiyor, yaydan çıkınca ok bir daha geri dönmüyor. Belki hepimizin aklının bir köşesinde tutması gereken bilgi bu olmalı. Ne zaman ihtiyaç duyulacağı belli olmaz!

.