İnternette yaşamak: Web 2.0

İkinci nesil webden bahsediyorduk. Gelen okuyucu mektupları daha çok neyin webde ikinci sayfayı açtığını sorguluyordu. En basit haliyle ve birkaç örnekle anlatmaya çalışayım.

İkinci nesil webden bahsediyorduk. Gelen okuyucu mektupları daha çok neyin webde ikinci sayfayı açtığını sorguluyordu. En basit haliyle ve birkaç örnekle anlatmaya çalışayım.
Birinci nesil webde kullanıcılar sadece okuyucuydu. Yani ziyaretçi denen kitle, sitelerin sahiplerinin yarattığı içeriği tüketen, sitelerle ilişkisi sadece okumakla kısıtlı olan gruptu. İkinci nesil web ise bizzat ziyaretçiler tarafından 'yaratılıyor'. Sadece bloglar ya da kişisel sayfalar da değil kastettiğim. Örneğin ziyaretçilerin yorumlarıyla katkıda bulunduğu siteleri de bu gruba sokabiliriz. Bir de tamamen kullanıcıların yarattığı siteler var. Wikipedia (tr.wikipedia.org) buna en iyi örneklerden biri. Kullanıcıların madde madde giriş yaptığı dev bir siber ansiklopedi. Üstelik içeriği şimdiden basılı ansiklopedileri geçti. Sürekli güncel, her dem taze. Haritalar, haberler başta olmak üzere Wikipedia (ya da Türkçesiyle Vikipedi) internetteki en güvenilir bilgi kaynaklarından biri.
Peki ya insanlar yanlış bilgiler girerse? Bizzat site kurucuları tarafından yapılan denemelerde rastgele seçilen konular içine yanlış bilgilerin sayfada kalma süresi birkaç dakikayı geçmemiş. Çünkü hemen dünyanın başka bir yerinde o sayfaya bakan kişi düzeltmeleri yapmış. Elbette 100'den fazla dilde, 13 binden fazla gönüllü editörle 1 milyon 800 binden fazla madde girişinin yapıldığı bir içerik devinden söz ediyoruz.
Vikipedi, bir anlamda ulusların internete katkı payının da karnesini sunuyor. Örneğin bu yazıyı yazarken Türkçe başlık sayısı 8 bin 753, Türk editör sayısıysa 4 bin 598 idi. Karşılaştırmak gerekirse İspanyolların 151 bin 288 başlığı, 66 bin 665 editörü; Macarların 17 bin 575 başlığı, bin 786 editörü; Kürtlerinse 2 bin 50 başlığı var burada. Türkiye Vikipedi liginde 36. sırayı işgal ediyor (tinyurl.com/9sysf).
Çalışma mantığı olarak benzer bir yapıya sahip ancak bir veri kaynağı olarak ne kadar karşılaştırma kaldırır kestiremediğim Ekşi Sözlük'teyse 1 milyon 74 bin 465 başlık açmış 59 bin 788 editör vardı baktığımda (sozluk.sourtimes.org/stats.asp). Yani Ekşi Sözlük, en fazla giriş yapılan İngilizce Vikipedi'yi neredeyse ikiye katlamış! Elmayla armutu karşılaştırmak gibi oldu.
Bloglarla ilgili arama hizmeti sunan Technorati.com, kendi verilerine göre 20 milyon 200 binden fazla blog sitesini takip ediyor. Pew/İnternet tarafından yapılan son araştırmaya göre (tinyurl.com/bgz3y) 50 milyon internet kullanıcısı düzenli olarak blog sitelerini takip ediyor. Her gün internete katılan yeni blog site sayısı 12 bin, her gün yapılan giriş sayısıysa 275 bin! Ortaya çıkan bilginin çeşitliliğini ve hacmini düşünün.
Birinci nesil web çekme (download) üstüne kuruluydu. İkinci nesilse yollama (upload) kültürünü yarattı. Patlayan pencerelerle, ekranı kaplayan berbat animasyonlarla, yüklediği casus yazılımlarla miğde bulandıran birinci nesil reklamların yerine, site sahiplerinin özene bezene yerleştirdiği ve kimsenin içini kaldırmayan ve reklamveren, yayıncı ve okuyucu da dahil herkese fayda sağlayan; sağladığı fayda kadar maliyet yaratan Google Adsense aldı.
Artık webdeki varlık, ondan toplanan bilgiden çok ona kattığımız bilgiyle ölçülüyor. Gelin en popüler yeni nesil web hizmetlerinden örnek vererek konuyu biraz daha eşeleyelim. (Ne yazık ki hepsi de İngilizce olacak bu sitelerin). Son dönemin yıldızı şüphesiz del.icio.us gibi ilginç adresli 'adres girdabı'. Delicious'ı favori sitelerinizi (ya da Firefox kullanıyorsanız 'yer imlerinizi') yolladığınız bir depo olarak düşünebilirsiniz. Yani sık kullandığınız siteleri bilgisayarınızda değil internette saklıyorsunuz. Böylece başına oturduğunuz her bilgisayardan kolayca kendi favori adreslerinizin listesine ulaşabiliyorsunuz.
Diğer popüler hizmetlerden biri de 'sırt çantası' anlamına gelen Backpack (backpackit.com). Aklınıza gelen şeyler, notlarınızı, dosyalarınızı, fotoğraflarınızı ve ajandanızı depolayabildiğiniz bir site. 'Zaten hepsi bilgisayarımda kayıtlı' demeyin. Bu iş başka. İçine daldığınız zaman ziyan ettiğiniz sabit diskinize acıyacaksınız.
Eli kulağındaki bir diğer hizmetse Google Base (base.google.com). Artık el altında durmasını istediğiniz dosyaları, bilgileri bilgisayarınızda değil Google Base içinde saklayacaksınız. Tek amaç dosya saklamak da değil; ilan bile verebiliyorsunuz. Yani 10 Ekim tarihli yazımda değindiğim 'bilgilerin ve uygulamaların bilgisayarda değil webde olduğu dönem' o kadar da uzak değil.
Ama iki soru yanıt bekliyor:
1- Web 2.0 yeni balonun adı mı?
2- Madalyonun öbür yüzünde ne var?
Benim cevaplarımsa şu:
1- Web 2.0, birçok hayal tacirine iş yaratabilir. Ancak ne olursa olsun webin evrimleşerek etkinliğini arttıracağı kesin.
2- Şifrelerimizin ucunda herkesin eline geçebilecek binlerce bilgi kırıntımız kalacak. Veri avcıları için cennet kapısı arandı yani..