Kaç paraya interneti bırakırsınız?

Verin elinizi de anlaşalım, helalleşelim, kurtulalım şu illetten!

Geçen hafta Columbia Üniversitesi’nden Dr. Betsy Sparrow’un araştırmasından söz etmiştim. Özetle internetin belleğimizi giderek daha da zayıflattığını ortaya koyuyordu (bit.ly/rgjZCT). Deneyin birinde deneklerin bilgisayarlarında ezberlemeleri istenen basit içerikli bir dosya yer alır. Bir gruba bu dosyayı saklayabilecekleri, diğerine silineceği söylenir. Silineceğini bilenler, dosyayı saklayacaklara oranla çok daha fazla şeyi hafızalarında tutar.
Su götürmez bir gerçek ki içerdiği bilgi miktarı arttıkça internet ‘kolektif bir harici beyne’ dönüşüyor. Bilginin doğruluk ve güncellik sorunu bir yana giderek artan ilişkimiz sınırlarını çizmenin zorlaştığı bir bağımlılığı da beraberinde getiriyor.
* * *
Örneğin 10 yıl önce saatlerce bilgisayar başında zaman geçiren birini bağımlılıkla suçlamak mümkün ve kolaydı. Ama şimdi işi saatlerce bilgisayar başında oturmak olan milyonlarca insan var. Hatta bilgisayar başından kalktıklarında da işten kopmasınlar diye ceplerine telefon, ellerine tablet, dizlerine bilgisayar veriliyor.
Maryland Üniversitesi 24 saat internetsiz zaman geçirmeyi temel alan, (aralarında Türkiye’nin bulunmadığı) 5 kıta, 10 ülkeden bin öğrenciyi kapsayan bir araştırma yaptı (bit.ly/nvnwGW). Sonuçlar gerçekten düşündürücü. Deneklerin neredeyse tamamında sadece 1 günlük internetsiz yaşam depresyon, evham ve korkuya sebep olmuş.
Öğrencilerin tamamı cep telefonlarını vücutlarının bir parçası olarak gördüğünü ve ondan uzak kalınca bir uzvunu kaybettiğini düşündüğünü belirtmiş. Bu cihazlar üstünden yürüyen iletişim sosyal hayatlarını da yönettiği için teknolojiden uzak kalmanın onları asosyal yaptığını düşünmüşler.
Daha da ilginci, gençlerin her online platformda farklı bir karakterle yer aldığı gözlenmiş. Örneğin birinin Facebook’taki hailyle Twitter’daki hali arasında belirgin ayrımlar olduğu ortaya çıkmış.
* * *
Beni en çok etkileyen, öğrencilerin bir elektronik medya aracı olmadan boş zamanlarında ne yapacaklarını bilmediklerini söylemeleri oldu. Bu ‘korkutucu’ 24 saat onlara internet araçları sayesinde geçiştirdikleri, halı altına süpürdükleri gerçek yalnızlıklarını hatırlatmıştı.
Dolayısıyla bir bakış açısıyla yeni neslin alkol ve uyuşturucusu internet. Ve bu durum kimileri için kârlı bir iş alanı yaratmış durumda. ABD başta olmak üzere pek çok ülkede internet bağımlılığı tedavi merkezleri mantar gibi çoğalıyor. Çin’deki devlet destekli askeri disiplinle yönetilen kliniklerde dayak yüzünden ölen çocuklar bile var.
ABD’de ‘hizmet yelpazesi’ bilgisayar oyunlarından cep telefonu bağımlılığına kadar genişliyor. Standart bir tedavi programı için en az 15 bin doları gözden çıkarmak gerek (bit.ly/mQQ1aa).
Durumu Amerikan Araştırmaları Fonu’nun bir çalışması özetliyor (bit.ly/pBLDbD). İşin özü, basit bir soru: Kaç para karşılığında interneti ömür boyu bırakırsınız?
1 milyon dolar teklife çoğu katılımcı ‘hayır’ diyor! ‘1 milyar dolara bile bırakmam’ diyenler var. O insanlar (ve biz) eminim o kadar para için bize çok önemli görünen pek çok şeye veda edebiliriz.
Ya siz? Kaça kurtarabiliriz sizi?

.