Küresel köyün kavalcıları

'Bu internet siz onu bunu dürtesiniz diye mi yaratıldı?'

Arnold B. Barach 1962 yılında geleceğe yönelik fikirlerini bir kitapta toplamaya karar verir. ‘1975 yılı ve getirecekleri’ adlı eseri AutoTutor adlı eğitim otomatı, basılı metinleri tarayıp kendi dilinde kaydeden elektronik beyin, yabancı dilde yazılan metinleri İngilizceye çeviren daktilo, artan kaynak sayısı yüzünden bilgisayar kullanmaya mecbur kalan kütüphaneler ve dünyanın bütün yayınlarını gösterebilen televizyon gibi birçok fikirle bezelidir (goo.gl/RI0iR).
Aynı dönemde bilim-kurgu camiası görüntülü telefon, uçan araçlar, herkesten akıllı teneke robotlar ve uzay kolonileriyle uzatmalı aşkını sürdürmektedir.
* * *
Dünya ise gerçekte bambaşka bir gündeme sahiptir. Hatta ABD Başkanı John F. Kennedy’nin aya ilk ayak basacak kişinin Amerikalı olacağı iddiası ve ilk defa bahsi geçen ‘Kişisel Bilgisayar’ kavramı olmasa sıradan bir dönem bile sayabiliriz 1962’yi.
O sene Papa 23. John, Fidel Castro’yu afaroz eder, ABD, Rusya ile ittifak kuran Küba’ya ambargo kararı alır. Domuzlar Körfezi fiyaskosu yaşanır. Fransa Başkanı De Gaulle’den icazet alan Cezayir bağımsızlığına kavuşur. Marliyn Monroe hayatını kaybeder. CHP Başkanı İsmet İnönü 27. Hükümeti kurar.
Bütün bu tekdüzeliğin arasında iletişim teorisyeni Marshall McLuhan’ın The Gutenberg Galaxy adlı kitabında bahsettiği ‘Küresel Köy’ kavramı elbette hakettiği ilgiyi görmez. Oysa McLuhan, kitabında dünyanın iletişim teknolojileriyle kökten değişeceğini savunmaktadır. Bilginin elektrik hızında iletilmesi ve her an her yerden erişilebilir hale gelmesinin sosyal ve politik dönüşümlerine yönelik şaşırtıcı derecede tutarlı öngörüler yapar.
Göremediği tek şey, bahsettiği küresel köyü mümkün kılacak internetin de aynı sene ABD ordusu için ARPANET adıyla gizlice geliştirilmeye başladığıdır.
* * *
1980 yılında hayata veda eden McLuhan göremese de küresel köy kavramı kitabını bastıktan 28 sene sonra 1990 yılında Tim Berners-Lee tarafından gerçeğe dönüştü. O dönemin teorisyenlerinin bugüne dair göremediği bir diğer ayrıntı da elektronik bilgi ve iletişim ağlarının insan doğası gereği eninde sonunda eğlence ve sosyalleşme eksenine oturacağıydı.
Örneğin bugün küresel köyün en kalabalık hanesine denk gelen Facebook’u hangi işleviyle anacağız? Neye hizmet ediyor sahi? İlkokul arkadaşını bulup sevişmeye mi, onu bunu dürtüp şans kovalamaya mı, beğenilen markaları takip etmeye mi, yoksa politik hareketler için organize olmaya mı?
Kimileri için 140 karakterlik laklak ortamı Twitter başka bir kullanımla halk ayaklanmalarının merkezine oturdu. Siyasetçi ve şöhretlerin resmi haber ajansı...
* * *
Küresel köy her şeyi ve herkesi birbiriyle ilgili hale getirdi. Coğrafi sınırlar kalkalı çok olmuştu; şimdi zaman dilimleri ve kültürler de silikleşiyor. Yepyeni, kaotik bir ilişkiler ağı ve kültür yeşeriyor.
Özetle İsmet İnönü’nün o meşhur sözündeki gibi yeni bir dünya kuruluyor ve biz de içindeki yerimizi alıyoruz. Esas mesele kendimize hangi rolü seçtiğimiz.
Hepsini geçtim; aramızda 28 sene ötesini öngörebilen var mı?

.