Mekanik Türkler iş başında

Kimi yazılarımı Orhan Veli'nin 'Dedikodu' şiirindeki gibi 'Onu sonra anlatırım'...

Kimi yazılarımı Orhan Veli’nin ‘Dedikodu’ şiirindeki gibi ‘Onu sonra anlatırım’ diye bitiriyorum. Anlatmak istemediğimden değil, kâğıda mahkûm köşemin harf ve boşlukların birleşiminde bana tanıdığı 4900 karakter sınırından dolayı kalıyor laf ağzımda. Bunu bile anlatırken gitmiş 250 karakter işte.
Bu sonra anlatılacakların listesini tuttuğum bir sayfam var. Her vaadi ekliyorum. Ama bir unutursam yandı gülüm keten helva... Örneğin bugün bahsedeceğim konuyu anlatırım dediğimde takvimler 27 Nisan 2009’u gösteriyormuş (getir.net/mcs). Neyse ki geçen hafta internette uzaktan para kazanmayla ilgili yazım sayesinde aklıma geldi de sahipsiz kalmaktan kurtuldu.
2009’daki o yazımda değindiğim Mechanical Turk (Mekanik Türk / MT diyelim), son 5 yıldır Amazon.com’un öncülüğünde ilerleyen çok farklı bir akımın isim babası oldu. MT aslen 1770 yılında Macar mucit Wolfgang von Kempelen tarafından geliştirilen bir satranç otomatı. Hamle hesaplayan bir yapay zeka olarak da düşünebilirsiniz. O dönem önüne çıkan her satranç tutkununu yerle yeksan etmeyi başardı.
Asıl amacı satranç aşkının tohumlarını gönüllere serpmek değil, dönemin Macar Prensesi Maria Theresa’nin kalbini fethetmekti Gel gelelim işe yaramadı. Yetmez gibi seneler sonra aletin külliyen palavra olduğu, satrançtaki başarının içindeki küçük bir bölmede gizlenip aleti yöneten cüce satranç ustasına ait olduğu ortaya çıktı!
Yapan ve işletenin şeytanlığından; seyredip hayran olanın da saflığından utanarak unuttuğu MT bugün neyse ki çok daha şeffaf, hayırlı ve toplumsal bir işleve sahip.
Amazon MT’yi anlayabilmek için öncelikle Türkçe’ye ‘kitle kaynak’ (KK diyelim) olarak giren ‘crowdsourcing’ akımına bakmak gerekiyor. KK, işi eldeki mevcut kaynaklarla ya da yüksek maliyetli uzmanlara yaptırmak yerine kitlelere açarak ücretsiz ya da çok daha düşük maliyetle kotarmanın şekli. Bugün dünyada pek çok proje, herkesin bir ucundan tuttuğu bu tip KK çalışmalarıyla ilerliyor. Daha fazlası getir.net/mcvadresindeki yazımı okuyabilirsiniz.
Amazon MT hizmeti de benzer şekilde yaptırılmak istenen işleri dünyanın herhangi bir yerindeki kişilere aktarıyor. İş tanımlamak için ABD’de oturuyor olmanız gerekiyor ancak işi yapmak için hiçbir ön koşul yok. Ben bu yazıyı yazarken 84 bine yakın iş başvuracakları bekliyordu.
Ancak KK projelerinin ‘iş’ olarak tanımladıklarının geleneksel anlamda akla gelen ara ütücülük, grafik tasarım, bulaşıkçılık, sekreterlik tarzı şeyler olmadığını unutmamak gerek. KK daha çok adede dayalı, birim fiyatla ölçülen ve yüksek hacimli süreçleri içeriyor.
En yoğun talep, içerik ve ürün satış sitelerine bilgilendirici yorumlar girme alanında yoğunlaşıyor. Alacağınız bedel yaptığınız yorumlara göre belirleniyor. Yorum piyasası genelde 10 ile 50 sent arası değişiyor. 50 sentten hesaplasak 10 yorum 5, 100 yorum 50 dolar eder. Günde 100 yorumla ayda bin 500 dolar gelir de çok fena sayılmaz, ne dersiniz? Elbette hepsinin belili bir kalitede olması, birbirini tekrar etmemesi gibi kriterler de var. Ve iş sadece bir kişiye değil herkese açık. Yani size yorum yapacak ya da açıklama yazacak 100 ürün kalmayabilir.
Amazon MT sayesinde dil çevirisinden bahçedeki çimlerin biçilmesine, tozlanmış plak arşivinin alfabetik sıralanmasından ikon yaptırmaya kadar akla hayale gelmedik on binlerce talep dünyanın dört bir yanınki yüz binlerce arz ile buluşuyor. Siteyle ilgili 2007 yılında yapılan son resmi açıklamada 100 farklı ülkeden 100 bin kişinin iş aldığı açıklanmıştı. Bunu küçümsemek mümkün değil. (mturk.com)
İnternetin birbirinin yüzünü bile görmeyen insanlar arasında yarattığı ilişkiler zincirinden en çok faydalanan alan elbette yazılım sektörü. Burada da iki farklı eğilim var. İlk grup bir yazılım üretip bunu bütün dünyada pazarlamaya çalışanlar. Özellikle iPhone, Blackberry ve Android tabanlı akıllı cep telefonlarının yaygınlaşmasıyla oluşan devasa pazar her geçen gün daha iştah kabartıcı hale geliyor.
Bugün sadece iPhone ile uyumlu uygulama sayısı 1 milyon 300 binin üstünde. Birçok ülkede yazılımcılar gece gündüz yeni fikirler bulup ekrana taşımaya ve sayısı milyonlarla ifade edilen telefon sahiplerine emeklerini satmaya çabalıyor.
Diğer grupsa dünyadaki yazılımcı açlığını doyurmaya çalışanlar. Freelancer.com, vworker.comgibi siteler piyasanın çok altında bedellerle çözüm sunan on binlerce yazılımcıyla ihtiyaç sahiplerini buluşturuyor.
Bütün bu platform ve imkânlara, büyük görünen rakamlara rağmen dünya nüfusu ve toplam arz-talep dengesine bakınca ortaya çıkan sonuç çok net: hala işin başındayız, alacak çok yol ve keşfedilmemiş fırsatlar var.
Biraz daha moralleri düzeltmek isterseniz bir tavsiye de benden olsun. Londra’dan gelen ve İstanbul Sultanahmet’te 5 Ekim’e kadar sergilenecek ‘Binbir İcat’ başlıklı sergiyi kaçırmayın derim. Teknolojinin miladının olmadığını, kimsenin tekelinde kalamayacağını gösteren ilginç bir derleme. Kaçırırsanız bir sonraki durağı New York...