Pahalı tarifeden sansürlü internet

Her şey sütlimanken şeytana uyup ufak bir kaçamak yapan ama bin bir türlü aksilikle hayatı allak bullak olanların filmine benzer günleri geride bıraktım. İş seyahatleri gereği geçtiğimiz 15 günün yarısını kafamda türlü garip şeylerle yer eden Tayland'da, geri kalanını da Almanya'da geçirdim.

Her şey sütlimanken şeytana uyup ufak bir kaçamak yapan ama bin bir türlü aksilikle hayatı allak bullak olanların filmine benzer günleri geride bıraktım. İş seyahatleri gereği geçtiğimiz 15 günün yarısını kafamda türlü garip şeylerle yer eden Tayland'da, geri kalanını da Almanya'da geçirdim. Eskiden çizgi romanların kare aralarında 'Tam o anda', 'O sırada başka bir yerde' gibi klişeler olurdu. Benim günlerim de bu ara cümlelerle bezendi.

Seferi durumu fırsat bilen Türk Telekom ADSL fiyatlarını indirdiğini duyurdu. Ardından İstanbul Nöbetçi 1. Sulh Ceza Mahkemesi video paylaşım sitesi YouTube'u içindeki bir video yüzünden sansürledi! Diğer bir klişedeki gibi 'Telefonum acı acı çalıyordu'. Aklınıza gelen bütün haber kanalları, sekize yakın radyo ve birkaç dergi saat farkından bihaber peş peşe arayarak görüş istedi.

Bense o anda olayları dehşetle izlemekten başka bir işe yaramayan bir gözlemciydim.

Bu satırları okuyan kaç kişi çıktığından bu yana Radikal okuyor bilemiyorum. Sadık okuyuculardan hafızası bir nebze kuvvetli olanlar geçen 10 yıl boyunca dünyanın dört bir yanından onlarca sansür haberini bu sayfada okuduklarını hatırlayacaktır.

Hayret kokan cümleler serpili bu haberlerin gün gelip de kendi başımıza gelmesi için internet kullanıcı sayısının 15 milyonu geçmesini beklemek gerekiyormuş meğer.

Teybi başa sarıp Türk Telekom'un ADSL düzenlemesine gelelim. Ben uyuşturucuyu, televizyon izlemeyi, gazete okumayı, sigara içmeyi, katı yağ kullanmayı, ortalık yerde yellenmeyi, saçlarını uzatmayı, et yemeyi bırakanı gördüm ama internet kullanmayı bırakanı görmedim. Yani herhangi bir şekilde internete 'bulaşıp' da bir daha elini sürmeyen birine rastlamadım. Aynı şeyi cep telefonları için de söyleyebiliriz ama interneti kitleselleştirme ve bireyleri birleştirme özelliklerinden dolayı biraz daha farklı bir kefeye koymak gerekiyor.

ADSL de internetin en tatlı zehri. Zamanı saniyelerle ölçen internet kuşağı telefonla konuşmak için bakkala giden, sokakta jeton arayan nesle yabancı. Gazetelerin bile bir gün sonra okunduğu günleri de bilmiyorlar. Onlar bugünkü en hızlı ulaşım aracıyla bile saatler süren yerlerden yayın yapan web sayfalarının açılması üç saniyeden fazla sürünce sıkılıp başka bir yere geçenler. ADSL seçeneğini de kapsayan genişbant internet erişimi diye özetlediğimiz şey zaman içinde çok değişti. Örneğin bizde 139 YTL vererek alacağınız en üst hız 2Mbps, dünyanın bu alandaki gelişmiş bölgelerinde artık genişbant olarak geçmiyor. Yeni alt limit 6Mbps'den başlıyor.

Fiyatları karşılaştırıp moral bozmak niyetinde değilim ancak verdiğimizin yarı fiyatına 10 kat hızlı erişim sunan ülkeler sandığınızdan çok daha fazla. İletişimin serbestleşmesinden bir şey anlamamıştık, özelleştirmesinden de pek fayda görmedik gibi. Keyifli bir internet için ödemek zorunda olduğumuz bedel nüfusun büyük kısmı için kaldırılır yük değil.

İnterneti nimetten sayıp bu tip külfetleri de sineye çektik diyelim. Ancak bu sefer çok daha büyük bir illetin pençesine düşüyoruz: sansür. Türkiye adım adım sansüre teslim oluyor ve bunun işaretleri karşımıza (her zaman olduğu gibi) masum ve reddedilemez gerekçelerle çıkıyor. Bir Yunan'ın Atatürk'e hakaret eden bir video yüklemesi sonucu koca ülkenin erişimini engellemek nedir? Fanatik bir Yunan olsaydım hemen kampanya başlatıp o görüntüyü internetteki benzer bütün video paylaşım sitelerine ekler, Türkiye'yi prangalara boğar, internetini kilitlerdim.

Türkiye'de yaşamak yetki sahiplerinin olaylara garip tepkiler vermesini şaşırtıcı olmaktan çıkarıyor. Ama milli, dini ya da manevi bir değere hakaret edildi diye hakaret edenin peşine düşmek yerine milletin kulaklarını tıkayıp gözlerini örtmenin, dillerini bağlamanın açıklaması nedir? Türkleri kötü gösteriyor diye 'Geceyarısı Ekspresi' filmini Türkiye'de göstermemekten ne farkı var bunun?

Hem sakın sansürün sadece YouTube için olduğunu sanmayın. Hemen her gün birçok site hiçbir açıklama yapılmadan sansürleniyor. Sessiz sedasız dev bir sansür makinesi marşa basıyor. YouTube'un milyonlarca kullanıcısı, arkasında dev Google olmasaydı belki diğer yüzlerce örneği gibi hâlâ erişilemez haldeydi.

Hepsi bir yana; internetteki içerikle böyle mücadele edileceğini sanmak ne kadar acı. YouTube'u yasaklatan videonun aynısı o gün de, bugün de bütün popüler video paylaşım sitelerinde var. Olmaya da devam edecek. Siz şikâyet edip sildirdiğiniz gün yine yükleyecekler. Bilgi çağında savaşı engellemelerle değil karşı bilgiyle sürdüreceksiniz. Yoksa anca kendinizi eğlendirir durursunuz. Mahkeme kararıyla erişim durdurulduğunu sanmak da ayrı bir cehalet örneği. İnsanın opendns.com adresini veresi geliyor bazen...
Bu ülkeye biraz acıyın beyler!