Savaş barıştır, nefret ise aşk!

George Orwell ya da gerçek adıyla Eric Arthur Blair en sevdiğim yazarlardan.

George Orwell ya da gerçek adıyla Eric Arthur Blair en sevdiğim yazarlardan. Hiç okumadıysanız bile Hayvan Çiftliği ve 1984 adlı romanları mutlaka kulağınıza çalınmıştır. Otorite ve faşizmin hayatı kâbusa çeviren baskıcı, distopik dünyasını işler ikisi de.
Eminim Orwell bu romanları yazarken okuyanların uyardığı geleceğe karşı uyanık olmasını isterdi. Oysa tam tersine 'bak tam da yazdığı gibi oldu hayat' gibi tepkiler veren ılımlı, uyumlu, uysal bir kitle oluştu.  “Okumadıysanız mutlaka” desem kâr etmez bilirim ama bir gün Matrix filmindeki gibi enseye kabloyu takıp bilgiyi birkaç saniyede emebilir hale gelirsek ilk ZIP dosyasında yer almasını sağlarım Orwell külliyatının.
Orwell'in 1949 yılında yazdığı 1984 romanının geçtiği Okyanusya adlı hayali ülkede otoriter, tavizsiz, herkesin her adımını takip eden, yaşamı tepeden tırnağa düzenleyen bir iktidar ve onun akıl almaz ama kendi amacına kusursuzca hizmet eden kanun ve kuralları vardır.
İktidarın en ilginç taktiklerinden biri de kavramların anlamlarını kaydırmaktır. Savaşla ilgili bakanlığın adı Barış Bakanlığı'dır örneğin. Gerçek Bakanlığı'nın işi yalan haber yayma, Sevgi (Aşk) Bakanlığı'nın işkence, Bolluk Bakanlığı'nınsa kıtlığı kurgulayıp yönetmektir.
Propaganda ve baskıyla halkın zihni şekillendirilir. İktidar siyaha beyaz diyorsa o artık beyazdır. Kimse siyah olduğunu iddia edemez; aklından bile geçiremez. Ta ki iktidar bir gün yeniden siyah olduğunu söyleyene kadar.
Orwell'ı ve bu ünlü eserini aklıma getiren geçen hafta bir gazetede karşıma çıkan 'BlackBerry kullanıcılarına iyi haber' başlıklı yazı oldu.
Ama önce olayın esasını hatırlayalım.
Detaylarını defalarca aktardığım için ayrıntısına girmeyeceğim ama konu özetle şöyle: daha çok iş dünyasının kullandığı BlackBerry telefonlar birbiri arasında BlackBerry Messenger adlı yazılım üstünden kriptolu (şifreli diyelim) haberleşiyor. Epostaları da Kanada, Britanya ve ABD'de bulunan şifreli sunuculardan alıp gönderiyor. Dolayısıyla araya girip takip edilse de içeriğin şifresi çözülemiyor. Anlamsız bir veri yığını olarak kalıyor.
Bir süre önce Hindistan terörle mücadelede pürüz çıkardığı için bu telefonların üreticisi Kanadalı RIM firmasından sistemi izlenebilecek şekle getirmesini istedi. Aksi takdirde ülke çapında BlackBerry hizmeti kapatılacaktı. Aynı dönemde benzer talepler Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden de geldi.
RIM talebi geri çevirse bu ülkelerdeki yüz binlerce abonesini kaybedecek; kabul etse dünya çapındaki milyonlarca kullanıcısını tedirgin edecekti. Olayı sürece yayıp zamana oynamayı tercih ettiler. Taraflar halen anlaşmış değil.
Tam o günlerde en korktuğum şey gerçek oldu. Kenarda düz koşu yaparak ısınan Türkiye sahaya indi ve RIM'den aynı şeyi talep etti.
Derdim devletin terörist avı değil elbet. Fakat bizde sapla samanın ne kolay karıştığını ve işlerin ne kolay kılıfa uydurulduğunu da biliyorum. Terör sürek avında kişisel ve kurumsal bilgilerin yetkisiz kişilerin eline geçmesini kim engelleyecek örneğin? Ya da kamu ihalelerinde iktidarın hoşlanmadığı tarafların elektronik yazışma ve teklif taslaklarındaki gizliliği kim garanti edecek?
Bunları paranoya olarak algılayanların Türkiye'de yaşadığından şüphe duyarım.
Habere dönersek; konuyla ilgili en yetkili kişi olan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın 'müjde' olarak tanımlanan açıklaması şu “Türkiye’de BlackBerry’nin mesaj hizmetinin çözümü yapılamıyor. Seste sorun yok.
BTK’nın gündeminde Ulusal Kripto Yönetmeliği var. Yayımlanmasıyla birlikte bu sorun da aşılmış olacak”.
Gelin bu demecin kriptolarını birlikte çözelim (Fatih Çekirge stayla). Kilit kelime 'hizmetin çözümü'. İşaret ettiği şey yine cümle içinde 'sorun' olarak bahsettiği konu: Telefon yazışmalarını devletin okuyamıyor oluşu.
“Seste sorun yok” derken ne demek istediğini sanıyorum anladınız; konuşmalar sorunsuz; güzelce dinleniyor. O zaten cep telefonlarımızın 'katma değerli hizmeti'.
Bakan Yıldırım'ın çözüm olarak bahsettiği Ulusal Kripto Yönetmeliği ise devlet tarafından hazırlanacak ulusal bir şifre. Bu şifre BlackBerry ve benzeri hizmet sağlayıcılara şart koşulacak. “Madem benim ülkemde yaşıyorsun, evinin anahtarından bir tane de bana vereceksin” diyor devlet anlayacağınız.
Bakan Yıldırım konuyu şöyle toparlıyor: “Yasaklama, bizim hiçbir zaman tercih ettiğimiz bir şey değil. Biz çözüm üretmek için gayret ediyoruz. Kriptolu haberleşme güvenli haberleşme demektir.”
Yorumu size bırakıyorum.
İşte Sevgi, Bolluk, Aşk Bakanlığı bu yüzden aklıma geldi...
Oysa geçen hafta izleme fırsatı bulduğum Facebook'un öyküsünü konu alan meşhur The Social Network filmine dair görüşlerimi paylaşacaktım. Güvenlik yazılım şirketi Kaspersky'nin Kurucu ve Başkanı ile sohbetimden notlar aktaracaktım. Yine yittik gittik kendi girdabımıza.
BTK tarafından ihtiyati tedbir kapsamında bana da erişiminiz engellenmezse haftaya da onları aktarayım.
Savaş barıştır, sevgi nefrettir...