Sezer'in terliği, Erdoğan'ın salonu

Günde yaklaşık 200 yeni web sitesi geziyorum. Kimilerinin adreslerini sizle paylaşmak için not alıyor, kimilerinden de yazılarımda kullanmak için notlar alıyorum. Böyle bir tur sırasında karşıma ABD'nin bir önceki Başkanı Bill Clinton ile ilgili bir site geldi.

Günde yaklaşık 200 yeni web sitesi geziyorum. Kimilerinin adreslerini sizle paylaşmak için not alıyor, kimilerinden de yazılarımda kullanmak için notlar alıyorum. Böyle bir tur sırasında karşıma ABD'nin bir önceki Başkanı Bill Clinton ile ilgili bir site geldi. Tahmin edeceğiniz zihinsel reaksiyonlar sonucunda aklıma 'Oval Ofis' düştü. ABD'ye defalarca gitmeme rağmen hiçbirinde başkent Washington'ı görme fırsatım olmadı. Eğer olsaydı mutlaka yapacağım şeylerden biri de turistler için düzenlenen Beyaz Saray turu olacaktı.
En azından nasıl bir şey göreceğimi okumak için Beyaz Saray'ın resmi sitesini barındıran whitehouse.gov adresine ulaştım. O da ne? Tepedeki History & Tours başlığı altındaki videolarda zaten bizzat Başkan George W. Bush, Oval Ofis'i gezdiriyor. Halısını, tablosunu, masasını; kısacası odadaki hemen her şeyi kendisinden beklenmeyecek kadar akıcı bir anlatımla paylaşıyor. (Bu vesileyle Beyaz Saray'ın tercihinin Real Player olduğunu fark ettim. Demek ki Apple ve Microsoft gibi devlerin tepişmeleri arasında Real gibi bir 'öksüz ve yetime' de el veren var.) Sadece ABD Başkanı'nın çalışma odası Oval Ofis de değil anlatılan; bakanlar kendi görev alanlarını da anlatıyor benzer anektotlarla.
Bu brifingden birkaç gün sonra gazetemizin en 'kalifiye ve konsantre' muhabbet ekibi İstinye sırtlarında bir lokantaya gittik. Yemeğin ardından gecenin karanlığında Boğaz'a doğru yürürken sağımızdaki dev askeri tesis ve solumuzdaki yüksek beton duvarları fark etmemiz zaman aldı. Neden sonra solumuzdaki gizemin Huber Köşkü olduğunu anladık. Radikal'in fanatik İstinyelisi Doğan Sarsar çocukluğunda içinde yüzdükleri havuzdan, bahçesindeki farklı ağaçlardan söz etti.
İşgal öncesinde İstanbul'u terk eden silah tüccarı Huber ailesine ait 64 dönümlük bu yalı, çeşitli defalar el değiştirdikten sonra 1985'te kamulaştırılıp Cumhurbaşkanlığı Yazlık Köşkü haline gelmiş. Aklımda kalan 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal zamanına kadar pek kullanılmadığı.
Nedense otomobille önünden her geçişimde o dev duvarların ardını merak ettim. Beyaz Saray'dan aldığım ilhamla belki bir şeyler görürüm diye bizim Cumhurbaşkanlığı sitesine yol aldım. Huber Köşkü'ne 'Yerleşkeler' başlığında rastladım. Ama karşıma çıkan tepeden çekilmiş iki-üç dış mekân fotoğrafından başka bir şey olmadı. Aynı durum daha da fazla merak ettiğim Çankaya Köşkü için de geçerliydi.
Ey Seda Sayan'ın düşürdüğü cenini, İbrahim Tatlıses'in dansözünü, Kaya Çilingiroğlu'nun yeni aşkını ve bunun gibi milyon tane gereksiz şeyi merak eden okur (Güler Kömürcü taktiği); hiç merak etmez misiniz başbakanlar, cumhurbaşkanları ne yapar, ne yer, ne içer, ne giyer, nerede yaşar, günü nasıl geçer? Pembe Köşk, Başbakanlık Konutu dedikleri ve biz sıradan fanilerin kafasında bir isimden başka bir şey ifade etmeyen o binaların içini düşünmez misiniz? Benim böyle bir takıntım var nedense. Üstelik bu basit bilgilerin bizimle neden paylaşılmadığını da merak eder dururum.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer sabah akşam heyet kabul edip, kanun, yasa teklifleri inceleyip veto ve itiraz avcılığı yapıyor olamaz, değil mi? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da gece gündüz fındık fiyatları, AB uyum süreci ya da İsrail vahşetini düşündüğünü de sanmıyorum. Onların da bir hayatı olduğunu öğrenebilseydik belki onları çok daha farklı yorumlayacak daha insani kriterlerle değerlendirecektik. Öyle magazinleştirmek de değil söylediğim; yanlış anlaşılmasın.
Huber ve Çankaya köşkleriyle ilgili merakımda en iştah kabartıcı bilgilere Google'dan ulaştım. Uydu haritaları üstünde Huber'in 64 dönümlük dev arazisini, Çankaya'nın bina ve bahçelerini tepeden gezinip durdum. İstediğimi yine alamadım ama hiç yoktan iyidir.
Sadece Google'ın uydu hizmeti bile internetin bize sunduklarını gözden geçirmek için yeterli. Herkesin bu paylaşımdan memnun olduğu da sanılmasın. Aksine kapalı devletler için internetin ucundaki daha açık ülkeler büyük sorun yaratıyor. Bir üst düzey KGB yetkilisinin "Terörtistlerin saldırı noktaları için bilgi toplamasına gerek yok, bir Amerikan firması onlar için çalışıyor zaten" demesi boşuna değildi.
Daha geçtiğimiz günlerde Almanya'daki evinde Google'ın Amerika'daki sunucularından herkese açtığı uydu haritalarını web üstünden kurcalayan KenGrok kodlu bir Alman Çin'in dünyadan gizlediği bir askeri üssü buldu. Aynı Google bütün dünyanın merak ettiği meşhur 51. Bölge ya da benzeri yerleri de böyle herkesle paylaşsaydı belki internetin felsefik tanımına ulaşıldığından bahsedebilirdik.
Onun da zamanı gelecektir elbet.