Sıra şûra şırasında

Polen yağmuru... 2. Bilişim Şûrası için bulunduğum Ankara'dan aklımda sadece bu detay kalmış.

Polen yağmuru... 2. Bilişim Şûrası için bulunduğum Ankara'dan aklımda sadece bu detay kalmış. Ankara lapa lapa bir polen fonunda üşütmeyen bir kışı yaşıyor gibiydi.
1. Bilişim Şûrası'nın üstünden Türkiye ölçeğinde epey zaman geçti. En azından hükümet değişti. Birincisi Ecevit-Bahçeli-Yılmaz döneminde yapılmış, açılışını da Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer yapmıştı. Yüzlerce saat çalışmanın ürünü dev bir sonuç bildirgesiyle kapanan şûranın ikincisinden en önemli farkı katılımcı sayısıydı.
Bu durum açılışı yapan Recep Tayyip Erdoğan'ın da dikkatinden kaçmamıştır sanırım. Nedense bu sefer bilişim devlet, sivil toplum kuruluşları, basın ve en acısı bilişim sektörü tarafından öksüz bırakılmıştı.
Geleceğe imza atmaya gelen Erdoğan, olası YÖK protestolarını engellemek için öğrencilerin içeri alınmamasını 'rica etmiş', rektör de katılmamıştı. Türkiye'nin geleceği böyle şartlarda çiziliyor, varın gerisini siz hesap edin.
Kimileri katılım azlığının ilk şûranın beklenen sonucu vermemesi sebebiyle olduğunu iddia ettiyse de bu bana mantıklı gelmiyor. Aksine ilk sonuç bildirgesinde konulan hedeflerde epey ilerleme kaydedildi. Umursamazlık diyelim biz kısaca.
Hevesleri kırmamak, çalışmaları gölgelememek adına ıssızlık ve sahipsizlik detaylarını daha fazla deşmeden 2. Bilişim Şûrası sonuç bildirgesinden kimi başlıkları paylaşmak istiyorum:

  • TBMM Bilişim Komisyonu kurulmalıdır. (Sahi ne oldu? Koca AKP ve CHP bir komisyon kurmaya yetmiyor mu?)
  • Devlet, özel sektör, STK (sivil toplum kuruluşları) ve akademik çevrelerin katılımıyla Başbakanlığa bağlı bir Bilişim Kurulu oluşturulmalıdır. (İcraattan çok kapışma yaratır.)
  • Devletin tüm süreçleri e-devlet gözlüğüyle yeniden ele alınmalıdır.
  • Eğitim politikası 21. yüzyılın gerekleri doğrultusunda gözden geçirilmelidir.
  • Ar-Ge (araştırma-geliştirme) çalışmaları desteklenmeli, yaygınlaştırılmadır.
  • İletişime yönelik kısıtlayıcı unsurlar düzenlenmelidir. Ucuz, hızlı, kesintisiz internet erişimi lüks olmamalıdır. İletişim özelleşmelidir.
  • Hukuki altyapımız bilişim gereklerine göre düzenlenmeli, kavram ve suçlar tanımlanmalıdır.
    Özetin, özetinin özetini bir de ben özetleyince böyle kısacık ama birçok derde derman olabilecek bir reçete kalıyor elde. Hükümetin herhangi bir birimi bu konular hakkında harekete geçmek isterse de kendi alanlarındaki en yetkin isimlerin hazırladığı uzun çalışma raporları kendilerini bekliyor. İş niyete bakıyor yine. Zor yani, zor...
    Düzenleme Komitesi Başkanı Emrehan Halıcı "Artık sonuç almak istiyoruz. Kaynakları ortak kullanmalıyız. Bağımsızlık için kullanan değil, üreten olmalıyız" dedi açılış konuşmasında.
    Boş koltuklu bir etkinliği takip etmenin verdiği iç sıkıntısını şûranın yapıldığı ODTÜ kampüsünde turlayarak aşmaya çalıştım. Çok da iyi oldu. ODTÜ Kongre Merkezi'nin hemen yakınındaki kütüphane benim için yetti de arttı bile.
    Yolunuz düşerse film arşivinde Underground Nuclear Weapons (No: V.144), Sivil Savunma Eğitimi (No: V.137) ilginizi çekebilir. Tezleri incelerken tam benlik bir konu buldum. 'Hip-hop& The politics' adlı bir tez. MTV'nin etkisinden New York'un East-West didişmelerine; hatta Türkçe Rap'e kadar inen Ceren Mert imzalı bir çalışma. Bir çırpıda okudum. En güzeli, internetten sizin de okuyabilmeniz.
    Periyodikler katında şimdiye kadar nasıl olduysa keşfedemediğim bir-iki dergi buldum. IEEE Spectrum ve netWorker. Özellikle netWorker sanırım bu satırların tüm okuyucularının ilgisini çekecektir. Kitap bölümünde göz attıklarımaysa buradaki alan yetmeyebilir, girmiyorum.
    Elbette kütüphaneye girince benim gibi fırgözlerin asla kaçırmayacağı detayları da yakalama fırsatım oldu. Örneğin bilgisayarların üstünde şöyle bir kâğıt var:
  • Kişisel amaçlarla kullanılamaz.
  • Robot yazılımla dosya indirilemez.
  • Ayarlarla oynanmaz. (Ben görmemiştim!)
  • Dosya yüklenemez.
  • Kişisel CD'ler kullanılamaz.
  • Kopyalama için sadece kullanılmamış ve MARKALI disket kullanılabilir. (Niyeyse?)
    Bence ek olarak ctrl tuşu tamamen, return tuşu da dört defadan sonra yasaklanmalı. Nedir yani? Çaktırmadan turlayıp öğrencileri fırçalayan görevlileri izledim. Bir tane de bizim Bilgi'de vardı. Serdar Katipoğlu... Sütunların ardından dolaşır "Yakaladım chat yapıyordun" derdi. Bırak yapsın be adam! Bütün faydalı işleri de sen yap.
    Uzun zaman oldu Bilgi'ye gitmeyeli. Gitmeli...