Siz birbirinizi dürterken...

600 milyon insanın yarattığı 50 milyar dolarlık bir hayal.

Her işini telaşa veren bir toplumun erken boşalma derdinden çekmesi sürpriz değil. Milli sporumuz Eurovision’a bile bu sloganla koşmuşuz: sevmek bir ömür sürer, sevişmek bir dakika...
Aynı 60 saniye içinde başka diyarlarda birileri 50 bin link paylaşılıyor, 135 bin fotoğraf yüklüyor, 66 bin tanesini etiketliyor, duvarlara 79 bin mesaj yazıyor, 98 bin arkadaşlık isteği onaylıyor, 231 bin mesaj yolluyor, 74 bin etkinlik daveti yaratıyor, 510 bin yorum yazıyor, 382 bin şey beğeniyor.
Evet; Facebook’tan bahsediyorum. Hani şu ilkokul arkadaşımızı bulduğumuz siteden.
Goldman Sachs, geçtiğimiz günlerde Facebook’a 50 milyar dolar değer biçerek 450 milyon dolar yatırım yaptı. 50 MİLYAR DOLAR!
Daha 6 yıl önce kurulan, 2006 yılına kadar sadece ABD ve Kanada’daki öğrencilere hizmet veren Facebook bugün dünyanın en kıymetli markalarından biri oldu. Kurucusu 1984 doğumlu Mark Zuckerberg, yüzde 24 hissesiyle 12 milyar dolarlık bir servete ulaştı. Siteye güvenip ilk yatırımı yapanlar paralarını 100’e katladı. 

Peki hikaye neydi?
2003’te üniversitede okurken izinsiz ele geçirdiği öğrenci bilgileriyle eğlencesine yaptığı siteyi bir başka öğrenci grubundan (ç)aldığı bir fikirle birleştiren Zuckerberg, bugünkü Facebook’un ilkel halini ortaya çıkardı. İlk sermayesi ailesinden aldığı 85 dolardı.
Bu riskli başlangıca rağmen Facebook hizmet verdiği her an çektiği ilgi ve ulaştığı başarıyla yatırımcıların iştahını kabartmayı başardı. 10 milyon dolarlık ilk satın alma teklifi 2004’te isimsiz bir yatırımcıdan geldi. Aynı yıl ‘internet tanrısı’ Google kapıyı çaldı. Ertesi yıl MTV’nin de sahibi Viacom 75 milyon dolar değer biçti. Yine 2005’te o dönemin en büyük sosyal ağı MySpace ve Rupert Murdoch’ın News Corp’u kur yapmaya başladı. Ardından NBC teklif getirdi. 2006’da Viacom tekrar yokladı. Yahoo aynı sene 850 milyon dolar ile kapıyı çalınca Zuckerberg ‘En az 1 milyar dolar ederiz’ dedi.
Ardından AOL 1 milyar dolar teklif ile geldi. Mark yanaşmadı. Aynı sene Yahoo’nun 1 milyar dolarlık ikinci teklifini neredeyse kabul edecekken Mark son anda vazgeçti. 2007’de Facebook reklamlarını satmak isteyen Google siteye 15 milyar dolar değer biçiyordu. Hemen ardından Microsoft bu değer üstünden siteyi satın almaya niyetlendi ama sadece yüzde 1,3’ünü kapabildi. Böylece Google’ın da önünü kesti. 

Google rahatsız!
Böyle böyle, Facebook 50 milyar dolar etiketli bir site haline geldi. Fikir vermesi açısından; Türkiye’nin en büyük bilişim şirketi Türk Telekom’un 2010 yılı konsolide geliri 3.3 milyar dolar. Aynı dönem Facebook sadece reklam cirosu 2 milyar, kârı 500 milyon dolar. Bu gidişten en rahatsız tarafsa e-reklam gelirinde açık ara önde olmasına rağmen uzun zamandır hiçbir yeni başarı yaratamayan Google.
Peki bu değerleme bir balon olabilir mi? Tabii ki mümkün. İnternet balonunun patlamadan hemen önce Cisco’ya 500 milyar dolar değer biçiliyordu (bugün 116 milyar dolar). 2000’li yıllara Time Warner ve AOL’in sadece sekiz sene sürecek 180 milyar dolarlık evliliğini konuşarak girmiştik (Bugün AOL 3 milyar dolar).
Facebook’un değerlemesi yıllık 10 milyar dolar reklam gelirine dayalı. Kolay da değil, imkansız da. Ama esas düşünmemiz gereken, halka açılmadan kapalı mali modelle bir sitenin bu kadar değerlenmesini sağlayan profil pazarlamanın geleceği.