Soyulmanın en teknolojik hali

RFID korsanlarından korunmanın tek yolu okuyucuların sinyallerini kesen aksesuvarlar kullanmak
Soyulmanın en teknolojik hali

Türkiye’de gündemimize ‘çipli pasaport’ ile giren RFID (Radio Frequency Identification Tags) teknolojisi en basit anlatımıyla radyo dalgasıyla iletişim kuran alıcı ve vericileri temsil ediyor. Bu yapıda pirinç tanesinden biraz daha büyük bir çip, özel bir okuyucuyla kablosuz iletişime geçerek bir tür onay mekanizmasını çalıştırıyor. Bu sayede özel bir kartla turnikelerden geçmek, elektronik biletler, temassız ödeme yapılabilen kredi kartları ya da pasaport örneğinde olduğu gibi çipte kayıtlı bilgilerle merkezi bilgileri karşılaştırarak onaylama gibi uzayıp giden özelliklerden faydalanabiliyor.
Sunduğu nimetler dolayısıyla her geçen gün daha yaygınlaşan ve yeni kullanım alanları bulan RFID’nin pek konuşulmayan büyük de bir sorunu var: Güvenlik. İnternet sitelerinde 100 dolardan ucuza satılan sıradan okuyucularla etrafınızdaki RFID cihaz ve kartlarındaki bilgilere ulaşmak neredeyse çocuk oyuncağı.
Güvenlik noktasından geçerken elinizde tuttuğunuz pasaport ya da kredi kartı bilgileriniz etrafınızda RFID okuyucusuyla bekleyen bir hacker için en kolay ve savunmasız hedeflerden biri. Mevcut teknolojiyle bir e-hırsız bu verilere 20 metre uzaktan erişebiliyor. İşin kötüsü, bilgilerinizin çalındığını anlamanız mümkün değil. Çünkü geride hiçbir iz kalmıyor. Kredi kartınızın cebinizden bile çıkmadan çalınması ya da kopyalanması anlamına gelen bu tehlikeden pek çok kullanıcının haberi bile yok.
RFID korsanlarına karşı korunmanın tek yolu okuyucu cihazların sinyallerini kesen özel materyallerden üretilmiş aksesuvarlar kullanmak. Son dönemde artan olay ve buna bağlı endişelerden dolayı kimi cüzdan, çanta ve kıyafet üreticisi RFID kalkanlı modeller tanıtıyor. Özellikle cüzdan, cep telefonu ve pasaport kılıfları en çok tercih edilen aksesuvarların başında yer alıyor. (bit.ly/wkESNX)

Balık kavağa çıktı: Windows 8’de Start tuşu yok!
Hem Microsoft hem de Windows tercih edenler için fetret devrini temsil eden Vista’nın ardından Windows 7 ile büyük başarı yakalayan Microsoft başta Apple olmak üzere giderek güçlenen rakipleri karşısında Windows 8 ile yepyeni bir tecrübe sunmayı hedefliyor. Şu an sadece özel bir gruba deneme amaçlı açılan Build 8220 adlı sürüm, tüketicilere sunulacak sürümden önceki son durumu temsil ediyor. Yeni işletim sisteminde Windows’un pek çokları için en temel özelliği Start (Başlat) düğmesi ortadan kalkmış.
Metro UI adı verilen bir mönü sisteminin kullanıldığı arayüz özellikle tablet ve dokunmatik telefon kullanıcıları için oldukça tanıdık ancak geleneksel klavye ve fare bağımlıları için ne kadar tercih edilecek meçhul. Birçok kullanıcının alışkanlığı haline gelen Start düğmesinin ortadan kalkması yeni bir tepki dalgasını tetikleyebilir. Microsoft bunun için belirli bir noktaya gelindiğinde beliren gizli bir mönü sistemi de düşünmüş. Windows 8 ile tercih edenlerin hayatlarına girecek iki yeni ayrıntıysa en sık kullanılan uygulamaların kısayollarının yer alacağı Super Bar ve temel özelliklere hızlı erişim sunacak Charms Bar. (bit.ly/xcHc3p)

Facebook tutkusu seksten bile şiddetli
Chicago Üniversitesi tarafından 18 ile 85 yaş arasındaki kullanıcılara yönelik olarak yürütülen
bir araştırmanın sonucu bağımlılıklarımızın geleneksel tanımların çok dışına çıktığını ortaya koydu.
Yürütülen çalışmada her katılımcıya bir akıllı cep telefonu verilerek yedi gün süreyle 14 saatlik bir diliminde her iki saatte bir mesaj yollandı ve son yarım saat içinde ne arzuladıkları soruldu. Bu mesajlara gelen 10 bin 558 yanıtın 7 bin 827’si şiddetli bir ortak ve garip arzuyu içeriyordu: Dinlenmek ve uyumak!
Deneklerin en başarısız olduğu şey çalışma isteğine karşı direnmek oldu. Çalışmak istemediği halde kendini çalışmaya zorlayanlar ilginç bir şekilde tam aksine spor, seks ve dinlenme gibi arzularını bastırmada çok daha başarılı çıktı. Özetle hiç istemeden çalışıyor ama çok istememize rağmen seks, dinlenme ve eğlenme gibi heveslerimizi bastırıyoruz. Araştırmanın sonuçlarına göre alkol, tütün ve kahve gibi genel geçer kabul edilen bağımlılık ve arzularımıza sanılanın aksine çok daha kolay karşı koyabiliyoruz. Karşı konulamaz tek arzumuz ise Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlar. Bu tip hizmetler kullanıcıların gözünde daha zararsız ve kabul görmüş alışkanlıklar olduğu için daha şiddetli bir arzu nesnesi haline geliyor. İşe bağlı sorumlulukları istemeden de olsa yerine getirme durumuysa sonuçları yorumlayan uzmanlara göre bu eylemin hayatın devam ettirilmesine yönelik kritik önem taşıması ve aksamasının ciddi sorunlara yol açmasından kaynaklanıyor.