Tepemizde dönen kara bulutlar

İnterneti dizginlemek her yönetimin hayali. Ancak herkes meşrebince dillendirebiliyor.

22 Ağustos’ta yürürlüğe girmesi planlanan ‘İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar’ meselesi hepimizin malumu. Ama ne anlama geldiği konusunda kafalar karışık. Oysa taslak metni hepi topu birkaç sayfadan oluşuyor ve gayet anlaşılır bir Türkçeye sahip (bit.ly/m1CAFb). Kişisel yorumumu blogumda özetlemiştim (bit.ly/kmIVwQ). On binleri sokağa döken dünyada eşi benzeri görülmemiş bir eyleme sebep veren bu girişimde neyse ki aklıselim galip geldi ve hükümet tasarıyı ‘seçimden sonra yeniden ele almak üzere’ rafa kaldırdı. Allah hayırlısı neyse onu nasip etsin diyelim.
Fakat bu kontrol ve engelleme hevesi ne yazık ki sadece demokratik iklimi her dem parçalı bulutlu bizim gibi ülkelere has değil. Aksine karnesi yıldızlarla dolu ülkeler çok daha kurnaz ve tehlikeli bir planı; sinsi, sistematik bir stratejiyle usulca yürütüyor.
ABD güdümündeki bir avuç ‘demokrasi neferi’ 2007 yılından bu yana ACTA adlı gizli bir tasarı üstünde çalışıyor. Dünyanın geri kalanının haberdar olmasını sağlayansa tanıdık bir isim: WikiLeaks. 2009 yılında ana hatlarını özetlediğim haberini okumanızı tavsiye ederim (bit.ly/jG6vHb).
Bütün ülkelerde yürürlüğe girmesi amaçlanan ACTA, devletlere sitelere erişimi engelleme, mahkeme kararı olmadan IP ve adres bilgilerine ulaşma, korsan içerik kopyalayan kullanıcının üç uyarıdan sonra erişimini en az bir yıl kesme gibi bir dizi korkutucu yetki veriyor.
Yetmez gibi bilgisayarlarımıza yaptıklarımızı takip eden yazılımlar yüklenmesi söz konusu. Bir nevi e-karakutu anlayacağınız. Faş olmasına rağmen hâlâ üstünde sessizce çalışanlar listesinde ABD, Almanya, Japonya, İsviçre gibi ülkeler olduğunu hatırlatırsam neden korkmamız gerektiği daha iyi anlaşılır sanıyorum.
* * *
Bu bilgi faşizminin Avrupa’daki neferi, benim de yazılarıma ara sıra konu olan Fransa Başkanı Nicolas Sarkozy. En taze görüşlerini Dönem Başkanı olduğu G-8 Ülkeleri Zirvesi’nde dinledik. Mart ayında Paris’te toplanarak internetin geleceğini; bir anlamda ACTA’nın son şeklini konuşan sekizlinin internet düzenlemesindeki ana ekseni (ben izninizle ‘bahanesi’ diyorum) çok tanıdıktı: Çocuk istismarını ve korsan içeriği engelleme.
Anafikri anlamak için Sarkozy’nin web şirketlerinin patronlarına hitaben yaptığı basına açık konuşmanın bir bölümüne odaklanmak yeterli: “Sizin temsil ettiğiniz evren paralel bir evren değildir. Kimse unutmamalıdır ki demokrasilerimizde halkın gerçek temsilcisi hükümetlerdir. Bunu unutmak demokrasiyi tehlikeye düşürür. Kaos ve anarşi getirir.”
Nasıl ama?
Bir salvo da geçen günlerde ABD’de ‘Protect IP’ tasarısıyla geldi. Tasarı internetin anahtarını hükümete veriyor. Buna karşı çıkacağını ilk açıklayan Google oldu. (bit.ly/mcoIm1)
* * *
Komplo teorisyenlerinin ‘Yeni Dünya Düzeni’ ve ‘Dünya Hükümeti’ adlı bir grup gizli seçkinin dünyayı adım adım şekillendirdiği fikrini aklıma oturtamıyorum. Ama bütün liderlerin ağız birliği etmişçesine aynı bahanelerle, aynı totaliter eğilimleri, aynı telaş ve sessizlikle yürürlüğe sokmaya çalışmasını da tesadüflere bağlamakta zorlanıyorum.

.