Torunlarınız sizi hatırlayacak mı?

Geçenlerde gazetede beni ziyarete gelen bir halkla ilişkiler temsilcisi masamdaki çerçeveli ŞahinK resmine "Babanız mı?" dedi (destur)... İbret için bir kopyasını getir.net/f80 adresine koyduğum bu resimdeki...

Geçenlerde gazetede beni ziyarete gelen bir halkla ilişkiler temsilcisi masamdaki çerçeveli ŞahinK resmine "Babanız mı?" dedi (destur)... İbret için bir kopyasını getir.net/f80 adresine koyduğum bu resimdeki şahsı hanımefendiye anlatmanın imkânı olmadığı için "Hayır, değil" diye kestirip atmak zorunda kaldım. Gazete masamdaki acayipliklerden daha çetrefilli bir sergi evdeki çalışma odamda dağılmış durumda. Darth Vader'ın ışın kılıcından türlü çeşit figürlere, uzaktan kumandalı araçlardan CubeWorld küplerine kadar 'yabancılara' pek bir şey ifade etmeyen altkültürlerin parçaları. Birçoğuyla da internet sayesinde tanıştım.
Satın alınabilecek her metanın birkaç tıklama mesafesine gelmesinden en çok nasiplenenlerden biri ben olmalıyım. Örneğin Amerika dışına satılmayan ürünler için internetten satın aldığım bir sanal ABD adresim var. İnternetten ortalama onda biri fiyata aldığım ikinci el kitaplar, çizgi romanlar, ebay hazineleri önce oraya; ardından Türkiye'ye geliyor. Bir süredir izlediğim televizyon programlarının bile neredeyse tamamını internetten çeker hale geldiğimi fark ettim. Gazetemizin bant genişliğinin hatırı sayılır bir kısmını emmekten duyduğum rahatsızlıkla tam bir uydu sistemi kurmaya karar vermiştim ki, 'tematik kanal' tayfası (sağ olsun) toplasanız bir kasabayı doldurmayacak bizler için her şeyi ekrana taşıdılar: Fabuolus Life, Beauty and the geek (FoxLife), DailyShow (E2), Lost (Dizimax), The Man Show (Show Plus), Heroes (cnbce)... (Eğer bu satırları bir yetkili okuyorsa lütfen Gerçek Kesit efsanesine de hakkını verecek bir kanal kursun. Eminim ki Heroes'tan daha fazla tutkunu var bu topraklarda. Sarı bıyık, kaleci ense, rakı göbek; bunlar en az Arif Şentürk, Rıza Silahlıpoda, Sihirbazlar Kralı Mandrake ya da Mail Büyükerman kadar kalbimizde yeri olan değerlerimiz... Flash TV'nin yayın akışına muhtaç bırakmayın bizi!)
Bunlara bakarak kolaylıkla internetin dünyayı küçülttüğünü, sınırları, mesafeleri ortadan kaldırdığını düşünebiliriz. Ama biraz daha düşününce aslında hızla daha az çeşitli, daha az kutuplu ve tek sesli bir dünya yarattığımızı görmemek elde değil. İnternetin kıvrımlarında biriken bilginin türü, dili, ekseni hep Batıy'ı; hatta daha dar alanda ABD'yi kıble edindi. Aynen yukarıda değindiğim ağzımın sulandıran örnekler gibi.
Herkese söz hakkı verildi ama artık herkes daha az şey hakkında konuşuyor. İnternet bir mecra olarak dev medya kuruluşlarının bırakın sesini kesmeyi muhalif bir kanat bile oluşturamadı. Dünya hâlâ savaşları büyük haber ağlarından takip ediyor. Web'in en çok ziyaret edilen haber siteleri hâlâ geleneksel haber ağlarına ait. İnternette her şeyin eğrisi doğrusu var ancak ulaşmak bir dert, doğruluğunu kontrol etmek ayrı bir dert. En çok ziyaretçi toplayan sitelerinin tamamı eğlence ağırlıklı.
Çöplükte yeşeren nimet
Bilgi otoyolu bilgi çöplüğüne dönüşeli çok oldu. İnternette gezinen her 100 mektuptan 90'ı penisimizi büyütmek, Viagra sattırmak, sahte Rolex aldırmak, ucuzundan Xanax içirip rahatlatmak isteyen gereksiz mesajlardan oluşuyor. Son araştırmalardan birine göre devrim yaratacağı iddiası taşıyan blogların bile yüzde 80'i reklam geliri elde etmek için otomatik olarak güncellenen sahte spam blogları (splog). Milyarlarca dolar bedellerle satılan sitelere baktığımızda bile internetin hızla bilgilenme ortamından çok eğlence ortamına döndüğünü görüyoruz.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen sanal âlem hâlâ benzersiz ve rakipsiz bir şekilde insanlığa ait bilgilerin en geniş yelpazede yer aldığı ortam olma özelliğini de koruyor. Yine de toplumsal belleğimizin büyük bölümünün hâlâ kütüphanelerin, arşivlerin raflarına sıkıştığı gerçeği değişmiş değil. Üstelik işin o kısmı bizlerden giderek daha da uzaklaşıyor. Arama motoruna bir şeyler yazıp karşısına gelen birkaç linke tıklamak yerine kütüphanelere gidecek ya da evindeki kaynak kitapların sayfalarına gömülecek insan sayısı giderek azalıyor. Bu yüzden birçok ülkede hummalı çalışmalarla basılı bilgiler hızla dijitalleştirilmeye çalışılıyor. IDC'nin son raporuna göre dünya şu ana kadar 161 milyar gigabayt (yani 161 eksabayt) bilgi üretmiş. Niteliği karşılaştırılmaz ancak yazının icadından bu yana yazılanların 3 milyon katı veriyi internet çağında kayıtlara geçirmişiz. Aynı rapora göre 2010'da içeriğin yüzde 70'i internet kullanıcıları tarafından yaratılıyor olacakmış.
Üstelik bu bilgilerin çoğuna pamuk ipliğiyle bağlı olduğumuzu da unutuyoruz. Örneğin fotoğraflarınızla dolup taşan diskiniz bozulursa ne olacak? CD/DVD yedeklerinize mi güveniyorsunuz? Eğer tercihinizi kaliteli bir markadan yana yapmadıysanız onların da ömrü 5 ile 20 yıl. Torunlar sizi nasıl hatırlayacak dersiniz?