Yeni medyanın kralı kim olacak?

Yaygınlaşan internetin sahnelediği rengarenk ve eğlenceli oyunun perde arkasında hepimizi ilgilendiren kanlı bir hesaplaşma yaşanıyor.
Yeni medyanın kralı kim olacak?

Yüz milyarlarca dolarlık sessiz bir teknoloji savaşının finansmanı hayatımızın her alanına sızan akıllı cihazlardan karşılanıyor.

Medya dediğimiz şeyin sadece bu alanda faaliyet gösteren geleneksel yapıları kapsadığı dönem geride kaldı. Ölçümleme metotları açısından bakıldığında bile bu alan her geçen gün karmaşıklaşan bir yapıya bürünüyor.
Gazeteler düşen tirajlarına rağmen etkinliğini korusa da her geçen gün internet versiyonlarına daha fazla odaklanmak zorunda. Bir dönem internete üvey evlat muamelesi yapan gazetelerin dijital reklam gelirleri yıl sonu raporlarında büyük bir dilimi oluşturuyor. Yani bayi tirajı ya da basılı reklam geliri artık tek başına bir kriter değil. Etkinliklerinin bile önemli bir bölümünü internetteki yansımalarına borçlular.
Televizyonların her zaman sorgulanan reyting ölçümleri yine tek başına anlam ifade etmekten uzak. Türkiye özelinde bu ölçümlemeler üstünde oynandığı ortaya çıkan oyunlar yüzünden aylardır resmi bir ölçüm bile yapılamıyor. Dolayısıyla yüz milyonlarca liralık dev bir reklam pastası şu an algılar üstüne kurulu bir düzende dağılıyor.
Ne olursa olsun dijital uzantılar da artık hem yapımcı hem de kanal yöneticileri için önemli bir gösterge. Campaign Türkiye dergisinin mayıs sayısındaki dosyasında ayrıntılarıyla işlediği üzere bütün TV dizileri her bölüm için oluşturduğu etiketlerle (hashtag) Twitter’da varlık göstermeye çalışıyor. Geleneksel izlenme oranı hesabında çoktan yarış dışı kalması gereken diziler sosyal medyada yarattığı gündem sayesinde kanalları tarafından sahipleniliyor. 

Yeni neslin seçimi
Özetle yeni medyanın araç ve etkileri göz ardı edilemeyecek bir gerçek olarak önümüzde duruyor.
Google ve araştırma şirketi Ipsos tarafından yapılan bir çalışmada Türkiye nüfusunun yüzde 14’üne ulaşan akıllı cep telefonu sahiplerinin çoğunluğu gençlerden oluşan yüzde 25’lik bölümü daha az basılı gazete ve dergi okuduğunu belirtiyor (bit.ly/JCY5ZK). Yabana atılır bir kitle değil bu.
Genel algının aksine bu denklemin kazanç-kayıp terazisinde geleneksel medya kuruluşlarının geleceği sanıldığı kadar karanlık değil. Zira musluğun başında yine onlar var. İçerik, deneyimli ekip ve marka algısı onlardan yana. Bu dönüşümü iyi okuyanlar ayakta kalacak, diğerleri yok olup gidecek. Yer kısıtlamasından dolayı giremediğim ayrıntıları merak edenler için bit.ly/JCYxqQ ve bit.ly/Jydifg adreslerindeki iki blog yazımı hatırlatmış olayım.
Yeni medyanın dönüşümünde esas kaybeden bir dönem bu ortamın ağası olan internet servis sağlayıcıları (İSS) ve mobil operatörler.
İSS’ler doksanlı yıllarda içerik sağlayıcı görevi de üstlendikleri için kıymetliydi. Bugün hızına yetişemedikleri bu yarıştan teker teker ellerini çekiyorlar. Akıllı cep telefonlarının parladığı aynı dönemde bir şey yapmak isteyen her kişinin kapısında sıraya dizildiği mobil operatörler ise neredeyse tamamen devre dışı kalmış durumda. Bugün mobil uygulama geliştirmek isteyen birinin gündeminde bile yoklar. Onların yeni muhatapları iPhone ve iPad için Apple, Android cihazlar için Google, Windows kullananlar için Microsoft, Blackberry kullananlar için RIM. 

Küresel operatörlere doğru
iPhone örneğini düşünürsek yıllık 99 dolar karşılığı aldığınız uygulama geliştirme ve satma iznine ek olarak satışa sunduğunuz her uygulamanın ve içindeki reklamların gelirinin yüzde 30’u otomatik olarak Apple’a gidiyor. Uygulama pastasının en kalın dilimini tek başına yuttuğunu düşünürsek Apple’ın yıllar boyu ciddi bir geliri garanti ettiğini söyleyebiliriz (bit.ly/JyfjYL).
Peki mobil operatörler ne kazanıyor? Neredeyse hiçbir şey! Uzun süre ciddi gelir kalemleri olan ses ve SMS gelirleri bile ciddi düşüşte. Işık hızıyla yaygınlaşan Viber, WhatsApp, Skype ve benzeri uygulamalar yüzünden artık neredeyse kimse SMS kullanmıyor; hatta sesli görüşmelerini bile internet hatları üstünden bedavaya getiriyor. Sabit operatörler bile aboneleri bedava konuşturarak elde tutmanın derdinde. Bu eğilim yüzünden mobil operatörlerin beş sene sonra yüzde 80 gelir kaybı yaşaması bekleniyor.
Kara haberler bununla da bitmiyor. Barcelona’da gerçekleştirilen Informa MVNO Endüstri Zirvesi’nde 250 milyondan fazla kullanıcıya ve onların fiziken ulaşabildiği 363 mağazaya sahip Apple’ın iPhone ve iPad’ler için iTunes üstünden internet erişim paketi satma hazırlığı yaptığı ortaya çıktı. Her gün kendi işletim sistemi Android kullanan 850 bin cihazla güçlenen Google da aynı hizmeti sunmak için geri sayımda. Yani mobil operatörlerin gelecek için bel bağladığı internet paketi satışı alanı da dikensiz gül bahçesi değil artık. Apple çok yakın bir gelecekte dünyanın en büyük operatörü olarak karşımıza çıkabilir. 

Son çırpınış
Bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda karşımıza çıkacak en beter senaryo ‘ağ tarafsızlığı’ dediğimiz mesele. Başta Google ve Facebook olmak üzere bütün yeni medya devlerinin karşı çıktığı bu tasarı mobil ve sabit operatörlerin taşıdığı trafiği şekillendirmesini temel alıyor.
Daha açık bir tanımla İSS’ler kendi yapılarını kullanıp hizmet sunan ve para kazanan bu şirketlerin kendilerine ödeme yapmasını talep ediyor (bit.ly/JD2z2v). Bu talep hayata geçerse pek çok ücretsiz hizmetin ortadan kalkması bir yana, sadece parası olanın at koşturduğu; internetin temel mantığına aykırı, garip bir yapı ortaya çıkacak.
Her oyunda mızıkçılık yapan birileri çıkar, bunu biliyoruz. Ama oyunu mızıkçıların değil, iyi oynayanların kazandığını da biliyoruz. Bazen de unutuyoruz işte...