Yolu hep erken kalkan almayabilir

Radikal yayına başladığından bu yana sadece üç hafta birlikte olamadık. İkisi gazetenin o günkü sayfa ihtiyacından dolayıydı.

Radikal yayına başladığından bu yana sadece üç hafta birlikte olamadık. İkisi gazetenin o günkü sayfa ihtiyacından dolayıydı. Kimileri için bu güzel bir tatil fırsatı gibi gelebilir ama her gün onlarca gelişmeye sahip bir sektörü sene içinde taş çatlasın 52 seferde özetlemek işkenceden başka bir şey değil.
Geçen haftaki özrümün sebebi hayatıma giren iki küçük insandı. Beklediğimizden neredeyse bir ay önce aramıza katılan Ali ve Zeynep Kuzuloğlu, düzen, intizam, denge, öncelik, zamanlama ve benzeri ne kadar nirengi varsa yıktı geçti. Dolayısıyla sayfayı yapmak da mümkün olmadı. Tam onları yazmaya niyetlenmişken acı bir tesadüfle gazetemizin sayfa sekreteri Haluk Aytün’ün vefat ettiğini öğrendim. Allah rahmet eylesin. Bu bana doğumdan ve ölümden bahsetmenin faydasızlığını bir kere daha hatırlattı.
Geride bıraktığımız hafta bu köşenin takipçileri için iki önemli gelişmeye sahne oldu. Bill Gates’in emekliliği elbette en dikkat çekeniydi. 1975 yılında daha sakalları bile çıkmamışken bir avuç arkadaşıyla kurduğu şirket, yaşadığımız yılların en etkili ve kitlesel ürünlerine imza attı. 260 milyar dolara yakın pazar değeri 14 milyar dolar net yıllık kâr da cabası...
Genelde insanların kafasında ‘dünyanın en zengin insanı’ ya da ‘Windows’un yaratıcısı’ gibi (genel resme bakınca) yüzeysel ayrıntılarla anılsa da Gates birçok açıdan incelenmesi gereken bir figür.
Tarih hep sadece başaranları ve başarıları yazmakla kalmıyor aynı zamanda başarısızlık-ları da örtüyor. Tarafsız olarak bakmak her baba yiğidin harcı değilse de Microsoft kendini eleştirmeyi akıl etmiş ve buna tahammülü olan o ölçekteki ender şirketlerden biri.
İyi bir örnek olmasa da aklıma hep ara sıra dönüp okuduğum Gates’in bir e-posta mesajı geliyor. 15 Ocak 2003 tarihinde yazılım ekibine yolladığı bu mektupta Gates, Windows Movie Maker’ı yüklemek istediğinde başına gelen çıldırtıcı olaylardan bahseder. Birkaç alıntı yapayım: “Sitemiz çok yavaş ve kullanışsız... Arama yaptım, karşıma hiçbir şey ifade etmeyen 45 dosya çıktı... Hastalık derecesinde yavaş... Windows Update sitesine gidince defalarca saçma yazılar ve yeniden yüklemeler çıktı... Bilgisayarı yeniden başlatmamı istiyor. Niye istiyor ki? Günde 10 defa yeniden başlatıyorum! (Sayfalarca süren bu mektubun tamamını getir.net/0oj  adresinden okumanızı tavsiye ederim). Kendini eleştiriyor dediysek çok da uzun boylu değil. Bazı ‘olmadık’ konuları dile getirdiği için Michael Hanscom gibi birçok blogcu Microsoft defterini kapatmak zorunda kalmıştı.
Bill Gates’e dönelim. Başarılarının hepimiz farkındayız. Ama en büyük başarıyı (ve parayı) kazandığı Windows ve Office’e bakınca ikisinin de başarısının ardındakileri tam olarak bulabi-liyor muyuz? Örneğin Windows piyasaya çıktı- ğında emsalleri arasında dikkat çekici hiçbir özelliği yoktu. TV reklamlarında oynayan bugünkü İcra Kurulu Başkanı Steve Ballmer türlü çeşit komikliklerle izleyicileri etkilemeye çalışıyordu. 3.1 sürümüne kadar gidişat hep böyle oldu. Ama sonrasında bütün rakiplerini tek tek devirmeyi başardı. Ama kabul edelim tarihindeki hiçbir yazılım Windows 95’in yarattığı heyecana yaklaşamadı.
Benzer şekilde Word, Excel, Powerpoint üçlüsünü hayatımıza sokan Microsoft Office ilk miydi? Elbette hayır! O yıllarda aynı şeyleri çok daha iyi yapan rakipleri vardı ama burunları o denli havadaydı ki yazılımlarının Windows sürümlerini çıkarmamışlardı. Gidişa-tı fark ettiklerindeyse birçoğu için çok geçti.
Biraz da hatalarına bakalım tarihe kayıt düşmek adına. Bence en büyüğü anti-tekel davasının da etkisiyle 1998 yılında koltuğunu Steve Ballmer’a bırakmasıydı. Bu dönemde şirketin geliri ve kârı hep artmış olsa da aynı dönemde burunlarının dibinde Google gibi bir canavarın doğumuna şahitlik ettiler. Bugün Google’ı yenmek bir yana, yanına yaklaşmak için pazar ikincisi Yahoo’ya 45 milyar dolara yakın para döktüler. Onu bile beceremediler.
Diğer yandan 1997 yılında kurucusu olduğu Apple’ın başına tekrar geçen Steve Jobs, Ballmer döneminde batmanın eşiğine gelen şirketini yeniden ayağa kaldırmayı başardı. Elbette bunda Apple’a milyonlarca dolarlık destek veren Bill Gates’in payını da unutmayalım.
Son beş yıla baktığımızda Microsoft’un hisseleri sadece yüzde 7 arttı. Apple’da bu oran yüzde 1500 oldu! Daha 2004’te halka açılan Google yüzde 500 kazandırırken ‘eski toprak’ IBM bile yüzde 47 prim yaptı...
Bill Gates en başta internet devrimini kaçır-dı. İnternet reklamının geleceğin darphanesi olduğunu göremedi. Bugün pazarda yüzde 10’luk paya ulaşmaya çalışırken rakibi Google yüzde 60’ı devirdi bile. Ama herkesten önce IPTV’yi görmeyi de başardı. WebTV konseptini ortaya koyduğu Windows 95 yıllarında bağlantı hızımız bugünkü gibi olsaydı eminim bambaşka işler olurdu.
Bill Gates’e haftaya devam ederiz ama bir o kadar önemli bir konu da Nokia cephesinde yeşeriyor. İkisi de haftaya kalıyor...