Ekonomi ılınıyor

Denetimli ama hâlâ dünya ortalamasına göre yüksek bir büyüme oranı, yavaş yavaş denetim altına alınan cari açık olumlu tablo çiziyor.

Ekonomi ısınıyor mu soğuyor mu derken gördük ki ılınıyormuş. Dün, ekonominin ısısını ölçebilmemiz açısından gerekli olan iki önemli veri seti açıklandı: Büyüme oranı ve cari denge verileri. Bunları ele alarak ekonominin ısı durumunu ölçmeye çalışalım. 

Büyüme yavaşlayarak devam ediyor
İkinci çeyrekte yüzde 8,8 büyüdüğümüz çıktı ortaya. Bu, her türlü beklentinin üzerinde bir oran gibi görünüyor. Ve ekonominin beklenene göre hız kesmesinin daha yavaş işlediğini ortaya koyuyor. Ne demek yüzde 8,8 büyüme? Yani Türkiye ekonomisi geçen yılın aynı çeyreğinde 100 birimlik değer üretmişse bu yılın ikinci çeyreğinde 108,8 birimlik değer üretmiş demektir. Değer sözcüğünün birçok anlamı var ama bu çerçevedeki anlamı üretilen malların ve hizmetlerin piyasa fiyatı cinsinden karşılığı demektir. Konu büyüme olduğunda asıl olan reel büyümedir, yani fiyat hareketlerinden arındırılmış ya da sabit fiyatlarla değerlendirilmiş büyüme. Eğer bu arındırma yapılmamış olsaydı, yani nominal büyümeye bakılsaydı, Türkiye, 2. çeyrekte yüzde 19,2 büyümüş gibi görünecekti.
GSYH’yi tüketim, yatırım ve diğer harcamalar olarak üçe ayırır incelersek büyümeye en büyük katkının tüketim harcamalarından geldiğini görürüz. Tüketim harcamaları ikinci çeyrekte yüzde 9,2 büyümüş. GSYH’nin yaklaşık yüzde 70’i tüketim harcamalarından oluştuğu için bu katkı çok önemli. Yoksa oran olarak bakıldığında yatırım harcamalarında da önemli artışların olduğu görülüyor. Geçen yılın ikinci çeyrek büyümesi, düzeltilmiş haliyle, yüzde 10,2 idi. Bu yılın ilk çeyreği ise, yine düzeltilmiş haliyle, yüzde 11,6 idi. Buna göre bu yılın ikinci çeyreğinde gerçekleşen yüzde 8,8’lik büyüme hem geçen yılın aynı dönemine hem de bu yılın ilk çeyreğine göre düşüş gösteriyor. Bu oranı, bir yandan ekonominin denetlenebilir bir hızla büyümesi, öte yandan da ısınmayla soğuma arasında bir düzeyde salınması açısından olumlu bir oran olarak karşılıyorum. Buna karşılık üçüncü çeyrekte düşüşün biraz daha hızlanmasını bekliyorum. 

Cari açıkta daralma eğilimleri
İkinci önemli veri ödemeler dengesi verisiydi. Temmuz ayı cari açığı beklendiği gibi 5,7 milyar dolar dolayında geldi. Bu eklenmeyle birlikte ilk 7 ayın açığı 50,7 milyar dolara, 12 aylık bazda cari açık toplamı da 74,6 milyar dolara ulaştı. Önceki aylarda aylık bazda 7 – 8 milyar dolayında gelen cari açığın temmuz ayında 6 milyar doların altına gerilemesi, beklendiği gibi açığın hız kesmeye başladığını ortaya koyuyor. Bunu iki nedenle normal bir gelişme olarak karşılıyorum: (1) Temmuz ayı döviz kurlarının yükselmeye yani TL’nin değer kaybetmeye başladığı ay olduğu için cari açığın dengelenmesine yol açan bir gelişmeye sahne olduğu aydır. (2) Temmuz ayı, sanayi üretimindeki düşüşe bakarsak, büyümenin biraz daha hız kesmeye başladığı ay olarak karşımıza çıkıyor.
Bu gelişme bize yıl sonunda yüzde 10’un altında bir cari açık/GSYH oranı verecek gibi görünüyor. Hız kesmesine karşın bu oran hâlâ çok yüksek bir orandır ama gelecek yıla iniş eğilimiyle devredilmesi önemlidir. 

Türkiye ekonomisi rahat
Denetimli ama hala dünya ortalamasına göre yüksek bir büyüme oranı, yavaş yavaş denetim altına alınmaya başlamış bir cari açık ve düzelmeye başlayan bir işsizlik oranı gelecek açısından olumlu bir tablo çiziyor. Birçok ekonominin çeşitli sıkıntılar içinde kıvrandığı bir ortamda Türkiye ekonomisi oldukça rahat görünüyor. Bu rahatlık içindeyken cari açığa dayalı büyüme modelini değiştirmek için yapısal reformları tamamlamanın tam zamanıdır diye düşünüyorum.