En kötüsü üçüncü aşama olacak

İlk iki aşamada başarılı görünen yeni yükselen piyasa ekonomilerinin krize girmesiyle birlikte krizin üçüncü aşamasına geçilecek.

Ben küresel krizde ikinci aşamaya geçtiğimizi düşünüyorum. İlk aşamada ABD’deki kriz söz konusuydu. Subprime mortgage kredileri ve öteki kötü kredilerin türev ürünlere dönüştürülmesi ve bir süre sonra bunların ödenemez hale gelmesiyle ortaya çıkan finansal kriz, büyük çaplı bir genel krize dönüştü. Başlangıçta finans piyasasında çıksa da sonradan reel sektöre de yayıldı. Krizin doruk noktası Lehman Brothers’ın batışıydı. Bu kriz AB’yi dolaylı olarak etkilediyse de yeni yükselen piyasa ekonomilerini çok fazla etkilemedi. Dolayısıyla AB ile yeni yükselen piyasa ekonomileri küresel sistemin hızla daralmasını bir ölçüde frenlediler. ABD, bu krizi aşabilmek için iki büyük mali gevşeme paketini uygulamaya soktu, trilyonlarca dolar para dağıttı, Keynesyen müdahalenin gerektirdiği önlemleri aldı. Buna karşın krizi henüz çözemedi. Bunun temel nedenlerinden birisi, sermaye hareketlerinin serbest olmasıdır. ABD, dağıttığı paraların içeride harcanmasını ve dolayısıyla ekonomiyi canlandırmayı başaramıyor, çünkü eline para geçen, soluğu daha yüksek getiri vaat eden gelişme yolundaki ülkelerde alıyor. Dolayısıyla ABD’nin mali gevşeme paketleri önce gelişme yolundaki ülkelere gidiyor ancak ikinci aşamada ABD’den mal alımında kullanılırsa ABD ekonomisini dolaylı olarak etkileyebiliyor. 

Krizin ikinci aşaması
Krizin ikinci aşaması, AB’nin krizin tam ortasında yer aldığı bugünkü aşamadır. AB üyesi ülkeler, başta Yunanistan olmak üzere krize girdiler. Onu İspanya ve İtalya’nın bir ölçüde izlemesi bekleniyor. AB’nin girdiği kriz de finans kökenli bir kriz olarak başladı. Yunanistan, büyük bir kamu borç yükünün altında bulunuyor. Euro Bölgesi üyesi olmanın avantajını kullanarak vergiyle yapması gereken finansmanı ucuz borçlanmayla yaparak sorunu sürekli erteleyip zaman kazandı. Ama bugün gelinen noktada artık borçlanamıyor ve kendi halkından vergi almak gibi sevimsiz bir aşamaya gelmiş bulunuyor. Bir süre sonra AB’nin diğer bazı ekonomileri de aynı durumla karşılaşacak. Kendi üretimlerinin çok ötesinde rahat bir yaşam sürmeye alışmış olan birçok Avrupa ekonomisi yeni ya da eskisi kadar ucuz borç bulamamanın sıkıntısını yaşıyor. Almak zorunda oldukları önlemler çok büyük toplumsal tepkilere yol açıyor.
İlk aşamanın sonunda ABD, krizden kurtulabilmiş değil, hâlâ birçok sıkıntı yaşıyor. O nedenle AB’den kaynaklanan krizi dengeleyebilecek durumda bulunmuyor. Krizin bu ikinci aşamasında sağlam görünen tek unsur, yine yeni yükselen piyasa ekonomileri olarak karşımızda duruyor.
Ne var ki bu kez yalnız başlarına bulunuyorlar. ABD’nin onlara destek olup AB’yi krizden çıkaracak hali yok. Onların da tek başına ABD ve Avrupa Birliği’nin krizini dengelemesi pek olası değil. 

Krizin üçüncü ve son aşaması
Finans kesimiyle başlayan ama öteki kesimlere de bulaşan küresel krizin ABD’de başlayan ilk aşaması bitmeden AB’ye sirayet eden ikinci aşamasına girildi. Bu iki kriz birbirini etkileyerek devam ediyor. Ben önümüzdeki dönemde krizin üçüncü ve en zor aşamasına geçeceğimizi düşünüyorum. İlk iki aşamada başarılı görünen yeni yükselen piyasa ekonomilerinin krize girmesiyle birlikte krizin üçüncü aşamasına geçilecek. Şimdiye kadar daha çok gelişmiş ülkelerin krizi gibi kalan bu kriz de asıl o zaman küresel bir kriz halini alacak.
Türkiye, böyle bir aşama için akılcı önlemler alıyor. Özellikle cari açığı düşürürken büyümeyi yüzde 5’ler dolayında tutmak, küresel krizin olası üçüncü aşamasında Türkiye’yi birçok sıkıntıdan koruyabilir.