Mali kural

Bir süredir üzerinde tartışmalar yapılan mali kural orta vadeli programla birlikte ayrıntılı biçimde yeniden gündeme geldi.

Bir süredir üzerinde tartışmalar yapılan mali kural orta vadeli programla birlikte ayrıntılı biçimde yeniden gündeme geldi. Öncelikle mali kuralın ne olduğunu ortaya koyalım sonra da bizdeki durumu tartışalım. Kamu maliyesi açısından izlenecek politika iki türlü olabilir: Esnek politika ya da kurala bağlı politika. Esnek politika, maliye politikasının anayasa ve yasalarda çizili kurallar içinde yürütülmesi koşuluyla esnek biçimde yürütülmesi olarak tanımlanabilir. Kurala bağlı maliye politikası ise kamu kesiminin gelir, gider, borçlanma ve finansal yükümlülük altına girme konularında orta ve uzun dönemde izleyeceği politikaların esneklik limitlerinin belirli kurallara bağlanması olarak tanımlanabilir. Kurallara bağlı maliye politikası söz konusu olduğunda uygulanacak maliye politikasının esneklik limitlerini belirleyen kurallara mali kural adı veriliyor.
Örneğin bütçe açığı başlangıçta bütçe kanunu ile öngörülen açık miktarını aşmışsa ve artan bütçe açığını finanse edebilmek için hükümet borçlanmaya devam ediyorsa bu esnek maliye politikasının örneğidir. Yasalarda bütçe açığında artış ortaya çıksa bile bu açığa karşı yapılacak borçlanmanın artırılamayacağı öngörülmüşse o zaman kurallara bağlı maliye politikası söz konusu demektir. Bu örnekteki mali kural ise borçlanmaya konulmuş olan limittir. Bu tür limitler borçlanma üzerine konulabileceği gibi giderlerin tümü veya belirli giderler üzerine de konulabilir. Gelirler için taban düzeyleri saptanabilir. Örneğin faiz dışı fazlanın belirli bir oranda hedeflenmesi mali kural uygulamasına benzer bir görünüm sergilese de ortada bir mali kural olabilmesi için devamlılık göstermesi, yani yasalara yazılması gerekir.
Orta vadeli programla birlikte yenilenmiş bir yapı içinde gündeme gelen mali kural şöyle bir denkleme dayandırılıyor: Äa=y(a-1 a*)+k(b-b*)
Bu denklemdeki harflerin anlamını açıklayalım: Äa= Kamu a çığındaki uyarlamanın GSYH’ya oranı, y= Kamu açığının orta uzun vadeli hedefine yakınsama hız katsayısı, a-1= Bir önceki yılın gerçekleşen kamu açığı/GSYH oranı, a*= Orta uzun vadede hedeflenen kamu açığı/GSYH oranı, k= Konjonktürel etkiyi yansıtma katsayısı, b= GSYH reel büyüme hızı, b*= GSYH büyüme hızının uzun dönemli ortalaması. 
Bu denklemdeki y ve k katsayıları negatif değer taşıyor.
Denklemdeki harflerin yerine ilgili sayı ve oranlar konulduğunda ulaşılacak olan sonuç yani kamu açığındaki uyarlama/GSYH oranı, eksi çıkıyorsa kamu açığında azalma, artı çıkıyorsa kamu açığında artma söz konusu demektir.
Bu denkleme dayalı yeni mali kurala ilişkin yasal düzenlemeler 2010 yılının ilk çeyreğinde tamamlanmış olacak ve kural 2011 bütçesiyle birlikte uygulamaya geçecek. Türkiye’nin bu yeni düzenlemeye kadar uyguladığı borçlanmaya sınır koyan mali kuralın temelleri Kamu Finansmanı ve Borç Yönetimi Kanunu’nda yer alan ve merkezi yönetimin borçlanmasını bütçe açığı ile sınırlandıran düzenlemeye dayanıyordu. Bu yıla kadar başarıyla uygulanan kural bu yıl yaşanan kriz nedeniyle uygulanamadı.
Borçlanmaya sınır koyan mali kuralın en büyük üstünlüğü basitliği ve o nedenle de herkes tarafından izlenebilmesiydi. Örneğin bu yıl için belirlenen bütçe açığı tahmini yaşanan kriz nedeniyle aşılmak zorunda kalınınca mali kurala uyamayan hükümet bunun nedenlerini açıklayarak yeni bir yasa çıkarmak zorunda kalmıştı. Bu kuralın yumuşak karnı bütçe hazırlanırken gelirleri düşük, giderleri yüksek göstererek bütçe açığının şişirilmesi ve borçlanma limitinin yüksek saptanması olarak görülüyordu. Buna karşılık bir hükümetin Parlamentoya yüksek bütçe açığıyla gitmesinin siyasal zorluğu bu kuralın içsel denetim mekanizmasının temel taşını oluşturuyordu.
Orta vadeli programla getirilmek istenen yeni mali kural kamu açığının sınırlanmasını öngörüyor. Bu sınırlama yapılırken de büyüme ve konjonktürel değişim gibi iki önemli değişken dikkate alınıyor ve dolayısıyla kurala ekonomik gidişe paralel bir esneklik kazandırılmaya çalışılıyor. .
Yeni mali kuralı, şimdilik yalnızca kural olarak olumlu buluyorum. Çünkü borçlanmaya sınır koyan mali kuralın aylarca yeni bir yasal düzenleme yapılmadan aşıldığı, orta vadeli programın açıklanmasının üç ay geciktiği bir ekonomide, IMF istediği için getirilmiş gibi görünen, bir mali kuralın ne kadar anlam taşıyacağını açıkçası bilemiyorum. Sonuçta gün gelip IMF gittiğinde mali kurala uyulup uyulmadığını izleyip denetleyecek bir kamuoyu söz konusu değilse bu düzenleme de ötekiler gibi ortada kalır.