scorecardresearch.com

Ekonomik ayrışma

Yeni yükselen piyasa ekonomileri içinde de bir ayrışma var: BRIC ekonomileri ve diğerleri.

Son yıllarda ‘ekonomiler arası ayrışma’ söylemi giderek daha fazla öne çıkar oldu. Ekonomiler arasında başlayan birbirine bağımlılık, küreselleşmeyle birlikte zirve yapacak diye beklenirken bazı ekonomilerin ötekilerden ayrıştığı düşüncesini ortaya atmak ilginç bir şeydi doğrusu. Ne demektir ekonomik ayrışma? Ekonomilerin
büyük çoğunluğu aynı yönde giderken bazılarının farklı yönde gidebilmesi olgusunu kısaca ekonomiler arası ayrışma olarak tanımlıyoruz.
Örneğin gelişmiş ekonomilerde çöküş yaşanırken gelişme yolundaki ekonomilerin çıkışa devam etmesi bu iki grubun birbirinden ayrıştığını gösteriyor. Oysa genel beklenti, sistemin küreselleştiği, mal ve hizmet ticaretinin yanında sermaye hareketlerinin de serbestleştiği bir ortamda, gelişmiş ekonomilerde çöküş başladığında gelişme yolundaki ekonomilerde de aynı şeylerin olması yönündeydi. Gelişme yolundaki ekonomiler
büyük ölçüde gelişmiş ekonomilerden gelen sermaye ve teknolojiye dayanarak üretim yapıyor ve üstelik ürettikleri malların çoğunu da gelişmiş ülkelere satıyorlar. Dolayısıyla gelişmiş ekonomilerde kriz çıkıp da
onların talebi düşünce gelişme yolundaki ekonomiler bunlara mal satamaz hale gelecekler ve krize ortak olacaklar diye düşünülüyordu. Bu beklentinin nasıl olup da gerçekleşmediği sorusunun yanıtı yine sermaye hareketlerinin serbest bırakılması hamlesinde saklı bulunuyor. Gelişmiş ülkelerde sıkıntı ortaya çıkınca, yani oralardaki riskler gelişme yolundaki ekonomilerdeki riskler düzeyine çıkınca sermaye, eşit riske karşılık daha yüksek faiz veren gelişme yolundaki ekonomilere akıyor ve onların çökmesine engel oluyor. 

ABD, AB ve ötekiler
Ekonomiler arası ayrışmanın ilk biçimi, yukarıda verdiğim örnekteki gibi gelişmiş ekonomiler ile gelişme yolundaki ekonomiler arasında görülüyor. Gelişmiş ülkeler içindeki ayrışma, ABD, AB ve ötekiler biçiminde yapılıyor. Bu gruplamada en önemli ekonomi olarak ABD öne çıkıyor.
ABD, gerek ekonomisinin büyüklüğü gerekse etki gücü itibariyle yalnız gelişmiş dünyayı değil, gelişmekte olan dünyayı da etkiliyor. Eğer ABD ekonomisi iyiye ya da kötüye giderse başta gelişmiş olanlar olmak üzere öteki ekonomiler de bundan büyük ölçüde etkileniyor. Bir başka ayrışma, gelişme yolundaki ekonomilerin kendi içinde ortaya çıkıyor:
Gelişme yolundaki ekonomiler, yeni yükselen piyasa ekonomileri. Yeni yükselen piyasa ekonomileri içinde de bir ayrışma var: BRIC ekonomileri ve diğerleri. BRIC ekonomileri denince Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin anlaşılıyor. Bunların dördü de temel mallar açısından önemli üreticiler. Zaman zaman bunların arasına
bazı başka yükselen piyasa ekonomileri de giriyor. Türkiye bu gruba girebilecek en önemli ekonomi.
Ne var ki bu gruba girmek, yalnızca ekonominin sağlamlığıyla olmuyor, aynı zamanda stratejik bir malın da
üreticisi konumunda olmak gerekiyor. Türkiye böyle bir mala sahip değil.
Çöküşe panzehir Küresel sistem, ekonomiler arası ayrışmaya yol açarak, hep birlikte çöküş ya da çıkış gibi beklenenin tersine dengeleyici bir yapının doğmasına yol açmış görünüyor. Bu son derece sağlıklı bir yapı
olarak kabul edilmeli, çünkü sistemin böyle oturması halinde birbirini dengeleyen ve sistemi tümüyle çökmekten kurtaracak bir altyapı oluşuyor demektir. Biraz daha ileri gidip, bir anlamda küresel sistem için sigorta
görevi gören bu tür ayrışmalara destek verecek uluslararası politikalar bile geliştirilmesi düşünülebilir.
Küreselleşmenin, sigorta görevi görecek bir ekonomiler arası ayrışmaya yol açması iyi bir şans olmuştur.

.

http://www.radikal.com.tr/104002410400241

YORUMLAR
(1 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

BRIC ekonomileri - etufan

Gelişmiş ülkelerde aradığını bulamayan sermaye gelişmekte olan ülkelere akıyor. Sebep? Aynı risk düzeyinde daha fazla faiz ve rant getirisi. Pekiyi, bu ne pahasına sağlanıyor? Emeğin sömürülmesine, çocuk işçi çalıştırılmasına ve demokrasiden ödün verilmesine. BRIC ülkeleri, büyüme patlaması yapıyorlar. Bir de halklarına bakın bakalım. O büyüme işlerine ne kadar yarıyor? Bence, yazarlar biraz işin bu yönüne bakmalılar artık.