A. K.'nın yazmadıkları

Attila Karaosmanoğlu'nun tam 550 sayfalık 'İzmir Karşıyaka'dan Dünyaya' başlıklı kitabını ilgiyle okuduktan sonra, kendi kendime 'Neden yaşamındaki en önemli olayların ayrıntılarını yazmadı?' diye sordum.

Attila Karaosmanoğlu'nun tam 550 sayfalık 'İzmir Karşıyaka'dan Dünyaya' başlıklı kitabını ilgiyle okuduktan sonra, kendi kendime 'Neden yaşamındaki en önemli olayların ayrıntılarını yazmadı?' diye sordum.
Bana yolladığı kitaba 'Yazdıklarımın bir kısmını herkesten iyi bilen M. A. Kışlalı'ya' notunu ekleyince, bıraktığı boşlukla ilgili birkaç anıyı eklemek gerektiğini düşündüm.
11 Mart 1971 Muhtırası sonrası Nihat Erim başbakanlığında kurulan hükümette ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı olan Attila ve bir grup arkadaşı, Türkiye için çok gerekli reformların yapılması için umut olmuşlardı.
Zamanın Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç olmasa bile, Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur, Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Celal Eyiceoğlu'nun bu konudaki eğilimleri biliniyordu.
Tağmaç 'Toplumun sosyal uyanışı ülkenin ekonomik gelişimini geçti' değerlendirmesi yapıp Anayasa değişikliği düşünürken, üç komutan reform gereği üzerinde birleşiyorlardı. Ama kısa süre sonra Nihat Erim'in Demirel'in kontrolündeki Adalet Partisi Meclis Grubu etkisinde reform fikrinden uzaklaşmakta olduğu hissedilecekti. Umutsuzluk havası yayılıyordu.
Olayları yayımlamakta olduğum Yankı dergisiyle izliyor, askeri çevrelerin nabzını tuttuğumuz için ilgi çekiyorduk.
Deniz Kuvvetleri'nin kuruluş yıldönümünde Eyiceoğlu ile yaptığım bir konuşma olay yaratmıştı. Çünkü Eyiceoğlu Türkiye için reformların yapılmasının ne kadar önemli olduğunu vurguluyordu.
Dergiyi okuyan diğer komutanlarla konuştum. Önce reform fikrinin
en kararlı taraftarlarından Muhsin Batur görüşlerini ortaya koydu. Onu, her zaman pek açık tavır belirtmeyen, ama Kara Kuvvetleri içinde büyük ağırlığı olan Faruk Gürler izledi.
İki komutan da Yankı'nın 4 Ekim 1971 tarihli sayısında kapakta
'Komutanların demeçleri, Reformlar yapılacak' başlıklarıyla yer aldılar.
Demeçler basında 'ikinci muhtıra' olarak yorumlandı.
Bu döneme A. Karaosmanoğlu kitabında 'Dokuzuncu Bölüm; 1971-1972'
içinde yer vermiş. Hükümete katılma davetini nasıl aldığını, hükümetin nasıl kurulduğunu, nasıl çıkmaza girildiğini 250-286 sayfaları arasında anlatıyor.
"Bugün geriye baktığım zaman en çok hayıflandığım şeylerden birinin yapılmayan 'Toprak Reformu' olduğunu düşünüyorum. 'Toprak Reformu' yapılabilseydi bugün hâlâ yaşayan ağalık düzeni zayıflayacak ve kalkacak, daha da önemlisi, toprağa ve ailesinin güvenebileceği bir kazanca sahip gençler dağlara çıkıp bir isyan hareketine katılmayacaklar, her iki yandan topraklarımızın on binlerce çocuğu birbirlerini öldürmeyecekler ve daha yüksek bir gelir ve refah seviyesine ulaşmış olacaktık" diyor.
Reform ideali ile geldikleri görevlerinde, umutlarının kırıldığı bir noktada, Türk Silahlı Kuvvetleri adına Yankı'ya konuşan komutanların sözlerinin kendilerine ne kadar büyük umut verdiğini yazmıyor.
Üstlendiği tüm görevlerinde sergilediği, soğukkanlı, bilgi ve deneyiminin verdiği güvenle hareket eden bu değerli insan kitabıyla, tarihi kimi gerçeği açıklayarak, olay yaratmak istemediğini ortaya koyuyor.
Attila Karaosmanoğlu ile bir dönem Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde bulunduk. Sonra çalışmalarını Devlet Planlama Teşkilatı'nda yakından Milliyet muhabiri olarak izledim. Yıllar sonra başbakan yardımcısı olduğunda, güvenini sağlamış bir gazeteci olarak çabalarını Yankı'da yansıttım.
Dünya Bankası'ndaki önemli görevleri sırasında, hemen her Washington'a gittiğimde ziyaret ettim. Türkiye'ye döndüğünde de görüşlerine hep büyük ilgi duydum. Ama bu 550 sayfalık kitabı, iki hafta sonunda, adeta bir roman okur gibi zevkle okuyup bitirdiğimde, Türkiye'nin bu kadar değerli bir uzmandan neden gerektiği gibi yararlanamamış olduğunu kendi kendime bir kere daha sordum.