ABD güç durumda

Irak'ı, kitle imha silahları (KİS) ürettiği varsayımıyla, çevresini ve dünyayı tehdit ettiğini öne süren ABD, şimdi bu ülkenin 'Kapılarımı açıyorum. Birleşmiş Milletler'in kontrol yapacak heyetleri gelebilir' demesinden dolayı güç durumda.

Irak'ı, kitle imha silahları (KİS) ürettiği varsayımıyla, çevresini ve dünyayı tehdit ettiğini öne süren ABD, şimdi bu ülkenin 'Kapılarımı açıyorum. Birleşmiş Milletler'in kontrol yapacak heyetleri gelebilir' demesinden dolayı güç durumda.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grossman, "Amacımız Saddam'ı düşürmek" diyor. KİS mevcudiyetinin bir bahane olduğu ortaya çıkıyor.
Saddam'ın ne gaddar bir adam olduğunu çok iyi biliyoruz.
Özal ile başbakanlığı zamanında, Bağdat'a gittiğimizde Irak Kürtleri ülkelerinin can düşmanı İran ile işbirliği yapıyorlardı. Özal, Saddam'a bu durum karşısında destek vermeyi düşünmüştü. Ama baş başa görüşmelerinde Saddam'ın neleri yapmaya kararlı olduğunu öğrenip susmuştu. Halepçe'de
5 binden fazla Kürt kökenli Irak vatandaşının öldürülmesiyle bütün dünya Saddam'ı tanıdı.
Türk-Irak ilişkilerinde Saddam'ın Yıldırım Akbulut'a sergilediği tavır sanıyorum bir önemli dönemeçtir.
Saddam zamanın Türk başbakanına meydan okumuş, NATO'nun ve ABD'nin yalnız bırakacağı Türkiye'yi tehdit etmiştir.
Bu gerçeklere rağmen Dışişleri Bakanlığı tarihten gelen deneyimlerinin ışığı altında Bağdat ile ilişkileri mümkün olduğunca çığırından çıkarmamaya çalışmıştır. Ayrılık noktalarından ziyade, ortak
çıkar noktalarına odaklanmaya gayret etmiştir.
ABD'nin Irak'a karşı son yıllarda sürdürdüğü politika Türkiye'yi zor durumlara sokmuştur.
Ama dış politikayı iyi bilen Ecevit'le, Türkiye'nin güvenlik politikasını çağdaş yöntemlerle izleyen Türk Silahlı Kuvvetleri, ABD'nin çeşitli baskısına direnmeyi başarmışlardır.
ABD son haftalarda, Bağdat'ın katı tutumuyla verdiği 'Kontrol kabul etmem' kozundan yararlanarak harekete geçmek üzereydi.
Bunun işaretini geçen hafta sonunda, Saddam'ın komuta-kontrol sistemini imha etmeye yönelik hava saldırılarıyla verdi. O güne kadar sadece uçaksavar sistemleri hedef oluyordu. Irak'a karşı başlatılacak bir topyekûn saldırı için hava savunma ve komuta-kontrolün imhası şarttı.
Saddam, anlaşılan işin ciddiyetini artık anlamaya başlamıştı.
KİS herkes için tehdit unsuru. Bunların ortadan kaldırılmasını herkes istiyor. Ama şimdi açıkça görüldüğü gibi, ABD gerginliği bu noktaya getirdiğinde, müdahaleye muhalifler cephesinin çok büyümesine rağmen, artık geldiği noktayla yetinmek istemiyor. 'Saddam gidecek' diyor.
Türkiye'nin, bu büyük stratejik ortağın yaklaşımı karşısında, onunla birlikte, işi büsbütün güçleşiyor.
ABD'nin sırtındaki yumurta küfesi gücüyle orantılı olarak Türkiye'ninkinden daha hafif.
Ama Türkiye, çeşitli noktalarda aleyhine olacak ABD baskılarına nasıl direnecek?
Körfez Savaşı döneminde bölgedeki ABD özel kuvvetlerinin Türkiye'yi etkileyen faaliyetlerini, ABD kaynaklarından incelediğinizde nelerle karşılaşabileceğiniz hakkında fikir edinebiliyorsunuz.
Bölgenin uzmanı emekli orgeneral Necati Özgen'in Cumhuriyet gazetesine yaptığı; Türk generallerinin içinde bulunduğu helikoptere ABD jetlerinin müdahalesiyle ilgili açıklama bile, Türkiye'nin nelerle karşılaşabileceğini gösteriyor.
Neyse ki TSK tüm bu gelişmeleri çağdaş yöntemlerle yerinde izliyor ve gerekli önlemleri aldığı en yetkili ağızlardan açıklanıyor.
Belki Türkiye'nin Bağdat'a yaptığı sürekli telkinlerin de etkisiyle Saddam'ın attığı adım daha ziyade ABD'yi zor durumda bırakıyor.
***
FİLM NOTU: Film seyretme meraklısı olmama rağmen daha ziyade sadece 'Ararat' gibi siyasi boyutu olan filmler ile ilgili görüş üretmiş,
Türk filmlerinin -küçük istisnası bir yana- neden Batı filmleri düzeyine ulaşamadıklarını merak etmişimdir. Genelde seyredemediğim filmlerle
ilgili yorumları okumaya çalışırım. 'Sadakatsiz' filmini de kritikleri okuduktan sonra seyretme ihtiyacı hissettim. Bunda Radikal'in ilgili sayfasında yapılan ve dört yıldız verilen değerlendirmesi de etkili oldu. Ama büyük düş kırıklığına uğradım.
Film iki bölüm. Birincinin dikkate değer yanları var. Ama ikinci bölüm ancak çok bayat bir Türk filminin parçası olabilirdi diye düşünüyorum.